TÜSİAD Anayasa Paketi Önerisi

23.03.2011 13:23
TÜSİAD Anayasa Paketi Önerisi
TÜSİAD, açıkladığı yeni anayasa için öneri paketinde eski pozisyonuna oranla hayli mesafe almış görünüyor. Ancak...

28 Şubat'ın hızlı darbecisi TÜSİAD aradan geçen 14 yıl içinde başörtüsü sorununda epey mesafe almış görünüyor. Ama yine de temel takıntı noktası aşılmış değil. Kamuda başörtüsüne sınırlı özgürlük talep eden TÜSİAD bazı mesleklerde başörtülü görev yapılmasını ve üniversite öncesi eğitimde öğrencilerin başörtüsü takmalarına karşı. Başörtüsünü "sorun" olarak görmekten kurtulamayan TÜSİAD'ın doğru dürüst bir özgürlük anlayışına erişebilmesi için belki de bir 14 yıl daha geçmesi gerekecek!

 

(Haksöz-Haber)

TÜSİAD'ın 12 Eylül Referandumu'nun ardından başlattığı ve bugün açıklanacak olan 30 akademisyenin 6 aydır üzerinde çalıştığı yeni anayasa için öneri paketinin ayrıntıları açıklandı.

Prof. Dr. Ergun Özbudun ve Prof. Dr Turgut Tarhanlı eşkoordinatörlüğünde ekim ayından beri gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantıları sonucunda hazırlanan 'Yeni Anayasa Sürecinin 5 Temel Boyutu' adlı çalışmada, mevcut 82 Anayasası'nın Türkiye'nin demokratikleşmesinde engel teşkil ettiği vurgulanarak, bugüne kadar yapılan anayasa değişikliklerinin de ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu belirtiliyor. 

SONUÇLAR KAMUOYUNA DUYURULDU

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, yani Anayasayı genel seçimlerin ardından gündemin baş maddesi olarak görmek istediklerini dile getirdi. TÜSİAD, "Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu" adlı yuvarlak masa toplantılarının sonuçlarını da kamuoyuna duyurdu. Seçimlerin ardından oluşacak Meclisin, yeni Anayasayı yapacağını umut ettiklerini söyleyen Boyner, "Bu seçimlere kabul edilemeyecek yükseklikteki seçim barajını değiştirmeden, siyasi partileri daha katılımcı ve demokratik kılacak bir siyasi partiler yasası hazırlamadan, seçmeni, kendisini değil parti başkanını temsil eden vekiller seçme sıkıntısından kurtaracak değişiklikler yapılmadan gittiğimizi görmezden gelmek mümkün değil" dedi.

 

Anayasa yapma heyecanı sürmeli

TÜSİAD'ın, Türkiye'nin demokrasi açığı bulunduğunu, bunun giderilmesi için kapsamlı bir demokratikleşme girişimi bağlamında, birey odaklı, ayrıcalıklara yer vermeyen, kuvvetler ayrılığı ilkesinin geçerli olduğu, çoğulcu ve parlamenter sistemi esas alan yeni bir Anayasa yapılması gereğini uzun zamandır söylediğini ifade eden Boyner, yeni Anayasanın, her şeyden önce, vatandaşların farklılıklarıyla bir arada yaşama iradesini temsil eden bir toplum sözleşmesi olması gerektiğini vurguladı. Katılımcı ve uzlaşmacı bir süreçle hazırlanacak yeni Anayasanın, Türkiye'yi bölen sorunları birer birleştiren haline dönüştürmeye hizmet etmesi gerektiğini söyleyen Boyner, yeni Anayasa yapma heyecanını yitirmemeyi önemsediklerini kaydetti.

 

AB ile sorunları çözmeliyiz

Türkiye'nin AB ile ilişkilerine de değinen Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ve AB ilişkilerinin kaygı verecek derinlikte bir kriz içinde olması, kamuoyunda heyecanı düşürdü. Hükümetin AB ile diyalog yollarını zorlaması, çatışmacı bir söylemi tercih etmemesi gerektiğine inanıyoruz. Her ne kadar AB üyesi bazı ülkelerin olumsuz tutumları kabul edilemez bir durum yaratıyorsa da, onlara rağmen ilerleme sağlayacak yöntemler denemek gerekiyor. Başka diyarlarda, çok farklı hesapları olan ülkelerin aralarındaki sorunlarını çözmek için harcadığımız gayretin ve enerjinin bir kısmını başta Kıbrıs sorunu olmak üzere AB ile ilişkilerini kilitleyen konularda da göstermeliyiz."

 

Neyle suçlandıklarını bilmiyorlar

Boyner, "AB sürecinin gevşemesinden beri demokratikleşme, ifade özgürlüğü, yargılama süreçleri, basın özgürlüğü gibi konularda gerileme yaşıyoruz. Ortadoğu ülkelerine örnek teşkil etme iddiası taşıyan, milyonlarca insanın ilham kaynağı olmakla övünen bir Türkiye'nin, kazanılmış mevzilerinden geri düşme hakkı olmaması gerekir" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Savunduğumuz değerlerin tehdit altında olduğundan endişeliyiz. İletişim özgürlüğünün fütursuzca ayaklar altına alınması, nefret söyleminin yaygınlaşması karşısında sergilenen duyarsızlık, kadınlara yönelik şiddet söz konusu olduğunda gördüğümüz vurdumduymazlık, demokrasimiz açısından hayırlı gelişmeler değildir. Görünürdeki suçları mesleklerini icra etmek olan, bu uğurda risk üstlenen gazetecilerin neyle suçlandıklarını bilmeden tutuklanmaları, tutuklama işleminin giderek cezanın bir parçası haline gelmesi vicdanları rahatsız ediyor." Dün, bir açıklamasında yeni Anayasaya ihtiyacının çok açık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, "Bu zamana kadar yapılanlar tepki Anayasasıydı. Yenisi metodoloji yanlışına düşmeden yapılırsa başarılı olur" dedi.

 

Cem Boyner: Bu kadar özgürlük bizi bölmez

TÜSİAD'ın eski başkanlarından Cem Boyner, insanların özgürlüğünün, onurunun, haklarının ülkenin bölünmesinden, devletin kendisinden daha önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Çok önemli bir test var, kendimize sormamız gereken. 'Evrensel doğrular, ilkeler tamam da, bunlar bize uyar mı?' Türkiye'den duyulacak ses budur. 'Dört yanımız düşmanla çevrili, Türkiye'nin gerçeklerine uyması için bunları biraz tıraşlayalım. Özgürlükler bizi bozar.' Alınacak reaksiyon budur. Bu kadar özgürlük bizi böler. İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca dillerinde eğitim veren okullar var, ama Kürtlere yok. Kim onlar? Kendi vatandaşın. Niye verilmez? Bölünür Türkiye. Ya bu çalışmayı alaturka bir hale getireceğiz ya da bu ilkelere sıkı sıkı sarılacağız. 'İnsanların onuru ülkenin bölünmesinden daha önemlidir' diyebiliyorsanız, doğru yoldayız, bu işin sonunda güzel bir şey çıkar. Eğer, 'Bu bize fazla gelir diyorsanız' Başkan tavsiyem, bu işi kısa yoldan kesin, altından kalkamazsınız."


***

TÜSİAD'ın yeni Anayasa önerisi

TÜSİAD'ın yeni anayasa önerisiyle ilgili gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantılarının 22 katılımcısı Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Ergun Özbudun, Prof. Dr. Mithat Sancar, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Sezer, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Prof. Dr. Nur Vergin, Prof. Dr. Serap Yazıcı, Dr. Hasan Ersel, Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, İlter Türkmen, Doç. Dr. Sultan Uzeltürk, Dr. Müge Ayan Ceyhan, Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, Dr. Tarık Ziya Ekinci, Ümit Fırat, Fikret Toksöz, Prof. Dr. Mehmet Salih Yıldırım, Prof. Dr. İştar Gözaydın, Prof. Dr. Arus Yumul, Av. Kazım Genç ve İvo Molinas'tan oluştu. TÜSİAD'ın önerileri şöyle sıralanıyor:

Seçimler

» Milletvekili genel seçiminde geçerli olan yüzde 10'luk ülke barajı yüksektir ve 2011 seçiminde daha düşük bir baraj uygulanması yeni anayasayı kabul edecek parlamentonun temsil gücünü artırır.

» İfade özgürlüğünü sınırlayan ceza mevzuatındaki bir dizi kanun hükmü değiştirilmeli ve yeni Anayasa tartışma süreci, ifadenin özgür olduğu bir atmosferde ilerlemelidir.

» Örgütlenme özgürlüğü de, ifade özgürlüğü için yukarıda yapılan tespite uygun olarak aşırı sınırlamalardan arındırılmalı ve özellikle siyasi partiler mevzuatı liberalleştirilmelidir. Başörtülü milletvekiline olmalı

» Yabancıların anayasal statüsü yeniden ele alınmalı, yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı başta gelmek üzere, yabancıların haklar ve özgürlükleri gözden geçirilmelidir.

» Üniversite öğrencileri, milletvekilleri, öğretim üyeleri ve kamu görevlilerinin başörtüsü kullanmalarına engel bir gerekçe yoktur. Hakim, savcı, polis, asker gibi devletin egemenlik yetkisini doğrudan kullanan ve tarafsızlığın öne çıktığı meslekleri icra eden kamu görevlilerinin, ilk ve orta öğretimde görevli eğitimcilerin, üniversite öncesi eğitim alan öğrencilerin inancı belli eden simgeler taşıması uygun değildir.

» Anayasa kişinin özel yaşam hakkını sadece aile ve ev yaşamı çerçevesinde değil kamusal yaşama taşan kısmıyla da düzenlemeli, devlet memurları için geçerli olan grev yasağı kaldırmalı, vicdani ret hakkı, bireyin kişisel özerkliği, çevre hakkı, bilgi edinme hakkı gibi hakları tanıması gerekmektedir.

 

Cumhurbaşkanı seçimi

» Siyasi parti faaliyetlerinin finansmanına anayasada mutlaka değinilmeli ve bu alan yasayla ayrıntılı bir biçimde düzenlemelidir. Devlet siyasi partilere hakkaniyete uygun bir şekilde mali yardımda bulunmalıdır.

» Yeni Anayasada parlamenter sistem benimsenmelidir. Cumhurbaşkanı bugün parlamenter sistemin özelliklerine uygun olmayan bir biçimde geniş yetkilere sahiptir; bu yetkiler sınırlandırılmalıdır. Parlamenter rejim çoğulcu hale getirilerek işletilmeye devam etmelidir ve yeni Anayasada mevcut sistemin doğurabileceği olası tıkanıklıkları giderebilecek mekanizmalar öngörülmelidir.

» Demokrasinin yerel düzeyde güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin etkinlik ve verimliliğini artıracağı gibi, özellikle Güneydoğu'ya hakim olan Kürt sorununun ve diğer kimlik sorunlarının çözümüne katkı sağlayabilecektir. -Türkiye'deki laiklik anlayışı, müdahaleci karakteri ve devletin dinlere, mezheplere ve inançsızlığa eşit mesafede konumlanmamış olması dolayısıyla Batı tipi laiklikten ayrışmaktadır. 24. maddenin son fıkrası, dini inancın her türlü sosyal görünümünü yasaklamaya müsait olması nedeniyle yeni Anayasada yer almamalı, bu hükmün yerine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 9'uncu maddesinde yer alan inanç özgürlüğüne ilişkin sınırlama nedenleri kabul edilebilir.

» Nüfus kağıtlarında din hanesi bulunmamalıdır. Bunun uygulamada gerçekleşmesi için Anayasadaki mevcut hükmün doğru olarak yorumlanması yeterli olduğu halde, yasama ve yargı organları tarafından bu şekilde yorumlanmamaktadır.

» Diyanet İşleri Başkanlığı'nın varlığına ve yapısına ilişkin görüşler farklılık göstermekle birlikte, katılımcıların tamamı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mevcut konumunu, laiklik ilkesine, din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bulmaktadır.

» Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin ilköğretim okullarında zorunlu ders olarak yer alması hükmü yeni anayasada yer almamalıdır.

» Ulus kavramı hukuki nitelik taşımadığından, Anayasada Türk Milleti veya milliyetçiliğe atıf yapan ifadeler ve etnik çağrışımı olan vurgular yer almamalıdır.

» Anadilinde eğitim ve anadilin öğrenimi konularında adım atılması için gerekli toplumsal ve pedagojik altyapının oluşturulmasına ilişkin tedbirler alınmalıdır.

 

Savunma harcamaları

» Temsilde adalet sorunun giderilebilmesi için yüzde 10'luk seçim barajının düşürülmesi gerekmektedir.

» Başkanlık sistemine geçiş, idarenin ve yürütme organının yapısının bu sisteme uyarlanmasını gerektirmektedir. Bu, kapsamlı ve yıllar alacak bir süreçtir ve ülkenin temel birçok sorunun çözümünü ikinci plana atabilecek ve erteleyebilecek niteliktedir. Yeni anayasa parlamenter sistemi benimsemelidir.

» Milli Güvenlik Kurulu anayasal bir kurum olmaktan çıkarılmalı, üye kompozisyonu değiştirilmeli ve görev alanı net çizgilerle belirlenmelidir.

» Askeri otoritenin seçilmiş organlara bağlı faaliyet yürütmesine dair demokratik ilkenin etkin işleyişinin, sadece yapısal bir değişiklikle sağlanamayacağını kabul etmekle birlikte, sivilleşme kapsamında gerekli bir adım olarak, Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmalıdır.

» Savunma harcamaları Sayıştay tarafından denetlenmelidir. Savunma harcamalarının özelliğinden kaynaklanacak ve olağan gizlilik önlemlerinin alınmasıyla birlikte, savunma harcamaları TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından da denetlenmelidir.

» Yüksek komuta kademesine atamalar TSK'nın göstereceği adaylar arasından sivil otorite tarafından gerçekleştirilmelidir. Yüksek komuta kademesinde atama yetkisi silahlı kuvvetler ve sivil otorite arasında paylaşılmalıdır.

» Cumhurbaşkanının rolünün parlamenter sisteme uyarlanması çerçevesinde, Devlet Denetleme Kurulu kaldırılmalıdır.

» YÖK yerine, üniversitelerarası planlama ve koordinasyondan sorumlu yeni bir yapı kurulmalıdır.

***

Laiklik yeniden tanımlanmalı

Anayasa hukukçusu Prof.Dr. Ergun Özbudun, "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" maddesi hariç Anayasada değiştirilemez madde bulunmasına karşı olduğunu belirterek, hiçbir kuşağın, neslin gelecek kuşakları ebediyen bağlama konusunda ne ahlaki, ne hukuki, ne de siyasi bir hakkı olmadığını söyledi. Özbudun, "Bu Anayasa devlet eksenli, yasakçı, otoriter ve vesayetçi birçok hüküm içeriyor. Türkiye'nin yeni Anayasası devlet eksenli değil, birey eksenli, yasakçı değil, özgürlükçü ve vesayetçi değil, sivil demokratik, insan haklarına saygılı evrensel demokratik normlara uygun bir Anayasa olmalı" dedi. Seçim barajının düşürülmesinin kısa vadede mümkün olmadığını belirten Özbudun, "Gerçekleşmesini arzu ederdik. Siyasi irade isterse yapılabilir. Yeni Anayasada laiklik de yeniden tanımlanmalı. Türkiye'deki laiklik anlayışı devlete adeta toplumu laikleştirme misyonu yükleyen dinin görünürlülüğünü sadece bireyin vicdanına, evlere ya da mabetlere hapsetmeye çalışan adeta pozitivist bir ideoloji niteliğindedir. Laiklik evrensel anlamına uygun tanımlanmalı" dedi.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim