Türkler ve Kürtler eşit mi?

07.08.2009 01:45

Bejan Matur

Ahmet İnsel, Taraf Gazetesi'nde Neşe Düzel'e verdiği röportajda; "Türkiye'deki esas sorun, Türklerin Kürtlerle eşit olmayı kabul etmemesidir." diyor.

Tam olarak böyle mi gerçekten? Türkler Kürtlerin kendileri gibi eşit insanlar oldukları fikrine karşı mı çıkıyorlar?

Bana şöyle geliyor: Türklerin Kürtlerle eşit olmaya itiraz etmeleri için öncelikle Kürtleri kendilerinin dışında bir varlık, bir aktör olduklarını kabul etmeleri gerekir. Kabul ettikleri bu varlıkla da aralarında varoluşsal bir fark olduğuna inanmaları gerekiyor. Aradaki farkı kapatmaya dönük eşitlik arayışlarına itiraz ancak o zaman anlamlı hale gelir.

Türklerin Kürtlerle eşit olmayı kabul etmediklerini iddia etmek, dışarıdan edinilen bir eşitsizlik argümanını projekte etmekten başka bir anlam taşımıyor. İngiltere'de İrlandalılar yahut Amerika'da siyahlar için söz konusu olan ayrımcılık ve eşitsizliğin Türkiye'de Türkler karşısında Kürtlere yansıtılmasıdır bu.

Halbuki Türkiye'de durum farklı. Ben Türkiye'de yaşayan Türklerin Kürtlerle eşit olmak istemediği kibriyle hareket ettiğini düşünmüyorum. Aslında durum sözünü ettiğimiz bu halden çok daha vahim. Çünkü Türkiye'de Kürtler bir varlık, bir aktör olarak dahi kabul edilmiyorlar! Toplum homojen, sınıfsız, imtiyazsız bir kitle olarak algılandığından herkesin eşit olduğu vehmiyle bakılıyor. Kürtler sadece resmi düzeyde değil, toplumsal algı düzeyinde de yoklar. Bugün dahi çoğu kimsenin zihninde Kürt ancak bir kavram, bir sıfat olarak var. Varlığı ve sahip olması gereken hakları ile değil.

Sözü edilen bu eşitsizlik laiklerle Müslümanlar arasında bir olgu olarak mevcut. 2002'de AKP'nin iktidara gelmesiyle ayyuka çıkan 'onlar bizi yönetemez' itirazı bu eşit görmeme tavrıyla ilgiliydi. Aynı şeyin Kürtlerle Türkler arasında var olduğunu söylemek gerçekçi değil.

TRT Şeş deneyimi bu açıdan önemli bir örnek. TRT Şeş yayınına hangi Türk'ün bir itirazı oldu? Hangi kitlesel gösteride 'hayır Kürtler bu haktan mahrum kalsın' denildi? Bazı önemsiz itirazlar olduysa da, en az o kadar ve belki daha fazlası Kürt tarafından gelmişti. Hatırlayın DTP 'Korucu TV' diyerek itiraz etmişti. Türklerin pek çoğu küçümsemek, karşı çıkmak yerine büyük bir hayret ve şaşkınlıkla Kürtçenin bir devlet kanalında 24 saati doldurabilecek bir dil olduğunu gördüler. Ve kanımca hâlâ bu şaşkınlığı yaşıyorlar.

Özetle, Türk'ün Kürt'le sorunu aslında onun varlığını algılayacağı vasattan mahrum olmasıdır. Bu nedenle Kürtler konusunda konuşanlara yapılan başlıca itiraz 'bugün Türkiye'de Kürtler memur olabiliyor, milletvekili olabiliyor, bakan hatta cumhurbaşkanı olabiliyor ....' diye başlar. Bu naif sayılacak tepkinin altında söylediğim neden yatıyor.

İnsel'in sözünü ettiği zihinsel hiyerarşi, kendini yukarıda görme, Kürtleri Kürt olduğu için küçümseme bazı 'beyaz' tabir edilen Türk çevrelerde olabilir. Fakat aynı Türkler yoksul, taşralı Türkleri de aşağılıyorlar. Ben, vesayetçi zihniyette birinin tıpkı başörtülü birini aşağıladığı gibi, Kürtleri de aşağıladığını düşünüyorum. Tabii başörtülü ve Kürt olanın payına düşecek aşağılanma miktarının bir hayli kabarık olmasını da görmüyor değilim.

Asıl üzerinde durmamız gereken şu: Kürtler var olduğunda, yani bugün ilk işaretlerini gördüğümüz hak tartışmaları bir sonuca vardığında Türkler ne yapacaklar? Kürt açılımının şu ana kadarki seyri eşitsizlik savını haklı çıkaracak nitelikte görünmüyor. Tam aksi Kürtlere haklarının verilmesi tartışmaları toplumun geniş bir kesiminde kabul ve destek görüyor.

Bunun tek istisnası MHP lideri Bahçeli'nin ucuz siyasi çıkışıdır. Bahçeli'nin işportaya çıkardığı milliyetçiliğin MHP'de bile tutacağına şüphe ile bakıyorum.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim