1. YAZARLAR

  2. Özlem Albayrak

  3. Türkler, Ermeniler: Özür ve teşekkür
Özlem Albayrak

Özlem Albayrak

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkler, Ermeniler: Özür ve teşekkür

A+A-

"Özür diliyoruz" kampanyası başladığı günden bu yana Türkiye'yi sallıyor. TV'lerde sokak röportajları yapılıyor, siyasilere görüşleri soruluyor, internet siteleri kuruluyor, internet siteleri 'hack'leniyor, sivil toplum kuruluşları sağdan soldan topa giriyor. Yoğun bir eleştiri dalgası. Özellikle sıradan vatandaştaki genel kanı; "bir kabahat işlemedik ki, özür dileyelim" diyor.

Doğrusu "Ermenilerden özür diliyorum" kampanyasının fesat, art niyetli vatan hainlerinin işi olduğu yolundaki refleksif ve aşırı ırkçı yorumlara hak vermeyi bırakın, ayıp buluyorum. Herşeyden önce metnin altına imza koyan isimlerin çoğusu, öteden bu yana "Türkiye nasıl daha iyi bir yer haline gelir"e kafa yormuş, bu uğurda kavga vermiş aydınlardan müteşekkil çünkü. Gözüme çarpanlardan Ali Bayramoğlu var misal, Alper Görmüş var, Yıldız Ramazanoğlu, Ahmet İnsel, Hüseyin Hatemi var...

Barış olsun istemeyenler, isteseler bile bu metindeki dili seçmeyecekler, olabilir. Daha karşılıklı kartlar açılmadan, Ermeniler tarafındaki arşivler ortaya dökülmeden özür dilemeyi sağlıklı bulmayanlar da çıkabilir.

Ama mesele de bu zaten; "Özür diliyorum kampanyası", 'sizden 1 milyon kişiyi katlettik' cümlesinin telaffuzu ve soykırımın kabulü anlamına mı gelir, yoksa iki tarafça çekile çekile dokunduğunda ses verecek gerginliğe ulaşmış bir halatı gevşetme çabası, yüzyıllık nefretin köküne kibrit suyu dökme ihtiyacından mı neşet etmiştir?

Gerçek bir özür beyanı mı, 'konuşabilme' umuduyla atılmış bir ironi adımı mı?

Ben ikinci şıkkın sözkonusu olduğunu varsaymaktan yanayım. Kurulan cümlelere itirazımın olması, o cümlelerden süzülenlerin "çekiştirdiğimiz bu ip koparsa, her iki tarafın elinde kalan parçanın kendilerine bir hayrı dokunmayacağı gibi, bir daha birleştirilme umudunun da yitimi olur…" gibi gayet insani bir yaklaşımı içerdiğini de görmeme engel değil. Daha pragmatist bile bakabiliriz hatta buna: "O ipin kopmasının zararı, dünya kamuoyunu arkasına almış Ermeni diasporasına değil, bize dokunur."

Doğrusu Ermeni Tehciri kararını İttihat ve Terakkici'lerin verdiğini söyleyerek, "bugünkü baskıcı rejimin fikir babası olanlar, sadece Ermeniler'i değil, Alevileri, Kürtler ve cahil olmayan dindar Müslümanları da öldürdü" demek, hala da Cumhuriyet kurucularının torunlarının devletin en güçlü kurumlarına hakim olduğu retoriğiyle meseleye dalmak ve "Biz İttihatçıların mı, yoksa Ermeniler'in sürülmesini istemeyen şerefli Türkler'in torunları mıyız?" demek de, Türkiye'ye fayda sağlamaz.

Sağlamayacağı gibi, milletçe ikiye bölündüğümüz, ikiye bölünmek ne demek, çiğ çiğ birbirimizi yiyeyazdığımız konular listesine bir çentik daha atmaya, bir ideolojik ayrılık daha ekmeye yarar. Ki bu da şu aşamada, herhalde en son ihtiyacımız olan şeydir. Hem, barışa 'özür'le bir imkan tanımayı yanlış bulmak, tarihin faydalısını alalım, zararlısını atalım mantığına da itirazı gerektirir.

Milliyetçiliğin fazlasının ırkçılık, daha da ötesi faşizm olduğunu düşünen biri olarak, Ermeniler'in "Özür diliyorum" kampanyasına verdiği cevabın da pek içaçıcı olmadığını, bu konunun uzun bir süre daha konuşulamayacağının belirtisi olduğunu söylemeliyim. Fransa'daki Ermeni aydınlar tarafından başlatılan "Bu girişimi destekliyoruz. Gerçek bir umut işareti ve tarihi bir ilerleme olarak görüyoruz. Teşekkür ediyoruz." içerikli cevabi kampanyadan sözediyorum.

Çünkü 'Özür diliyorum'a verilen cevap, "Ben de özür diliyorum" yerine "Teşekkür ediyorum" oluyorsa; bu, bu cevabı verenin kendisini sütten çıkma ak kaşık konumuna yerleştirdiğini, kendisinin de yaptığı yanlışlar olabileceğini hiç düşünmediğini ve ancak kendisinin haklı çıkması durumunda barışa yanaşabileceğini gösterir.

Ne diyeceğiz yani, Türk büyükelçilerine düzenlenen suikastleri kabullenmeyen, Türkiye'nin Ortak Tarih Komisyonu önerisine başını öfkeyle öteki tarafa çevirerek karşılık veren, geçtikleri köylerde hamile kadınları kazıklara oturttukları, karınlarını dirgenlerle deştikleri artık bir halk söylencesine dönüşmüş olan Ermeniler için, 'ama o çok kötü bir çocukluk geçirdiii' mi diyeceğiz?

'Özür dilerim'e karşılık 'Teşekkür'le yetinmek ve cevabi özrü fazla bulmak, gerilmiş halatın iki ucunda duran bir tarafın, öteki tarafın attığı iyiniyetli adımı kendi lehine avantaja çevirme hamlesi gibi geliyor bana. Anlamak için değil, çetele tutmak, not etmek ve eldeki a priori bilgiyi sağlamlamak için yapılıyor intibaı bırakıyor.

Bana kalırsa bu, barışa ve konuşma umuduna dair endişeleri gidermeyip, perçinlediği gibi, Türk halkının da kendisini tufaya getirilmiş hissetmesine yol açar. Ve Türkiye'deki kampanyayı kötü niyetli bulan ve imzacılarını vatan haini ilan edenlerle aynı safta hizalanmayı sağlar.

Bir şey daha; barışmak tek taraflı bir niyet ve arzuyla mümkün olmaz, ama savaşı tek taraf başlatabilir. Bilmem anlatabiliyor muyum?

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT