Türkiye’nin Rüzgâr Gülü

29.12.2009 23:46

Yasemin Çongar

Görünüş aldatıcı olabiliyor; isimler yanıltabiliyor insanı. Öyle ya, 12 Eylül darbesinde evlerinden derdest edilen siyasetçilerin buradaki Ordu Dil Okulu’nda hapsedildiğini bilmesek, adıyla sevinci ve huzuru iç içe çağrıştıran romantik bir yer bile sayabiliriz Kirazlıdere’yi... Ve Kirazlıdere’den gazete sayfalarına yansıyan görüntülerde, üzerinde “DUR” yazan parlak kırmızı boyalı bir barikatla kesilmiş dik yokuşun iki yanını çevreleyen, kıştan ziyade sonbaharın renklerine sadık o güzelim ağaçlara bakarken, yokuşun başındaki binanın bir “darbe uygulama merkezi” olarak hizmet veriyor olabileceğini unutabiliriz. Resmî adı “Seferberlik Tetkik Kurulu Bölge Başkanlığı” olan bu binanın, evrenin uçsuz bucaksızlığını çağrıştıran o pek komik sıfatla “kozmik” diye tarif edilen “çok gizli” odalarında üç gündür süren aramanın sonucunu öğrenmeyi beklerken, işte böyle resimlerle isimler arasında gidip geliyor aklım.

Zihnimdeki o resimlerden birinde bir rüzgâr gülü var; üfleyince dönen fırıldaklardan değil ama, hani şu, bize okulda çizdirdikleri, hangi rüzgârın hangi yönden estiğini göstererek lodosla kıblenin, poyrazla yıldızın yakınlığını keşfettiren şekilden söz ediyorum.


Rüzgâr gülünün İtalyancası “rosa dei venti”dir... Ve İtalyan çocukları, bir süredir, okullarında sadece “rüzgâr” bahsinde öğrenmiyorlar “rosa dei venti”yi; yurttaşlık tarihi dersinde, bir zamanlar, ordu içinde darbe yapmak için örgütlenmiş çok gizli bir askerî komitenin de böyle adlandırıldığını okuyorlar.


“Rosa dei Venti” İtalyan derin devletinin deşifre edilmesi sürecinde açığa çıkarılan bir birimdi ve bugün bile, “Gladio Operasyonu kapsamında sırrına en az varılmış örgüt” olduğu söylenebilir. Yine de, gazeteci Sandro Neri’nin İtalya’da 2008’de yayımlanan Segreti di Stato (Devlet Sırrı) adlı kitabı sayesinde, Rüzgâr Gülü’nün üzerindeki sis perdesi bir nebze inceldi. Neri, “İtalya’nın ve Rüzgâr Gülü’nün Sırlarının Bekçisi General Amos Spiazzi Gerçeği” alt başlığını taşıyan kitabında, Spiazzi ile yaptığı kapsamlı söyleşiye yer veriyor; yani Rüzgâr Gülü’nü “bir bilen”e anlattırıyor.

Önce Spiazzi’nin kim olduğunu hatırlayalım. Kararlı bir anti-komünist, “Il Duce” sempatizanı bir faşist olmanın yanı sıra İtalyan Kara Kuvvetleri’nin kuvvetli subaylarından biriydi bu adam ve İtalya’da “Golpe Borghese” ya da “Tora Tora Operasyonu“ olarak bilinen akim kalmış darbe girişiminde görev almıştı. 1970’in aralık ayında, İtalya’nın o günkü cumhurbaşkanı Giuseppe Saragat’ı kaçırmak, Emniyet Genel Müdürü Angelo Vicari’yi öldürmek, kritik bakanlıkları işgal edip RAI televizyonuna el koymak ve Komünist Partisi’nin güçlü olduğu işçi kasabası Sesto San Giovanni’yi kuşatmak için plan yapan ekiptendi yani...

Ancak darbe, başlamasından kısa süre sonra General Borghese’nin emriyle durduruldu ve Spiazzi tutuklandı. Daha sonra, darbenin neden durdurulduğunu, “Hıristiyan Demokrat hükümet planı haber almıştı ve darbeci ekibi ordudan temizleyecekti” diye anlatan Spiazzi, darbe girişiminde niye yer aldığını da şöyle açıkladı:


“Savcı beni ısrarla sorguluyordu. Benim ihtilalci olduğumu ya da Anayasa’yı çiğnediğimi düşündüğünü anlıyordum. Oysa bence bu bir ulusal güvenlik meselesiydi. Ben ve üstlerim, bu savcı ile aynı sistemin parçasıydık. Ama savcıya bazı şeyleri açıklamam mümkün olabilir miydi? Hayır; askerî gizlilik buna izin vermiyordu.”


Spiazzi’yi sorgulayan savcı, “Gladio” adı henüz bilinmezken ve bizim daha ziyade Savcı Felice Casson’la özdeşleştirdiğimiz temizlik operasyonunun başlamasına yıllar varken, İtalyan derin devletine el atan Giovanni Tamburino idi. Tamburino, Tora Tora Operasyonu’nu soruştururken İtalya’daki Savunma İstihbarat Teşkilatı (SID) içinde bir “gizli ordu” olduğuna ilişkin belgelere ulaştı ve 1974’te SID’i yöneten General Vito Miceli’nin tutuklanmasını talep etti.

O mahkemede Spiazzi, “ordu içindeki gizli örgütlenme” konusunda bilgi vermek için izin isteyince, Miceli parmağını dudaklarına götürerek “sus” işareti yaptı. Miceli, daha sonra, meşru istihbarat toplama faaliyetinin ötesinde fişleme, takip, suikast ve darbe işleriyle uğraşan bir yeraltı ordusunun varlığını kabul edecek, 1978’de serbest bırakılınca da neo-faşist çizgide siyasete atılacak, Gladio bağlantılı “Propaganda İki” (P2) adlı Mason Locası’nın üyesi olduğu ise sonradan anlaşılacaktı.

P2 gibi, Rüzgâr Gülü de, Gladio’nun içinden çıkmış ve zamanla başkalaşmış bir grup... Rüzgâr Gülü’ne ilişkin bildiklerini, yıllar sonra açıklayan Amos Spiazzi, “Gladio’dan farklı gizli bir teşkilat” olarak anlatıyor bu örgütü. Spiazzi’ye göre, Rüzgâr Gülü’nü Gladio ve P2’den ayıran temel özellik, sadece askerlerden oluşması ve büyük bir silah gücüne sahip olması.

Yine Spiazzi, Rüzgâr Gülü’ne mensup muvazzaf subayların, emeklilikten sonra da örgüt içinde aktif kaldıklarını ve rütbe aldıklarını söylüyor. CIA güdümlü ve NATO şemsiyeli Gladio’nun aksine, ABD’ye ve NATO’ya mesafeli, milliyetçi subayların Rüzgâr Gülü’nde örgütlendiğini anlatan Spiazzi, bu subayların bir yandan normal ordu görevi yürütürken bir yandan da örgüt talimatlarını yerine getirdiklerini vurguluyor.


Spiazzi’nin itiraflarından öğreniyoruz ki Savunma İstihbarat Teşkilatı (SID), Rüzgâr Gülü’nün karargâhıydı ve İtalya’da 1960’ların sonundan 1980’lerin başına dek süren “Anni di Piombo” (Kurşun Yılları) boyunca yaşanan kanlı olaylarda NATO’cu Gladio’dan ziyade, milliyetçi Rüzgâr Gülü’nün parmağı vardı.
Bu kanlı olaylar arasında, 1974’te Italicus Treni’nin Roma-Münih seferi sırasında bombalanması ve 1980’de trene binmek için bekleşen ikinci sınıf yolcuların oturduğu salonun havaya uçurulmasıyla 85 kişinin öldüğü, 200 kişinin yaralandığı Bologna Katliamı sayılabilir. Piazzi, kısaca, “Rüzgâr Gülü’nün bu eylemleri, ordu içindeki belli birimleri olağanüstü yetkilerle donatarak rejimi sürdürmek için yaptığına inanıyorum” diyor.

İşte böyle... Dün bu yazıyı yazarken, savcıların Seferberlik Tetkik Kurulu’na el atmasına neden olan suikast iddiasının hedefindeki Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bugünkü manşetimizden okuyacağınız “Aldo Moro” açıklaması geldi ve ben, Arınç’ın Kirazlıdere’ye bakarken Roma’yı hatırlamasına doğrusu hiç şaşırmadım.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim