Türkiye’nin Libya Çıkartması

27.11.2009 13:28

Ahmet Varol

Komşu ülkelerle göz dolduran işbirliği anlaşmalarının imzalanmasından sonra gerçekleştirilen Libya çıkartması Türkiye’nin İslâm coğrafyasındaki atakları açısından önem arz ediyor.

Türkiye’nin Libya’yla ekonomik ilişkilerde atağı bu ülkeye uluslararası ambargo uygulanması öncesinde başlamıştı. Hatırlanacağı üzere o dönemde Türkiye’den birçok inşaat firması bu ülkede büyük çaplı ihaleler almıştı. Bu ihalelerde çalıştırılmak üzere Türkiye’den çok sayıda işçi ve teknik eleman götürüldü. Ülke dışında çalışma imkânları arayanların sayısının hayli çok olduğu o dönemde birçok işçi ve teknik eleman için Libya kazanç kapısı olmuştu. Fakat Lockerbie olayını gerekçe gösteren uluslararası güçlerin bu ülkeye uyguladığı ambargo çalışmaların devam etmesini ve yeni ihaleler alınmasını engelledi. Çünkü ambargo her şeyden önce alınacak işlerde kullanılacak malzemelerin girişini engelliyordu. Dolayısıyla iş yapma, inşaatları sürdürme imkânları tamamen ortadan kalkmıştı.

Uzun süren ambargo bir yandan da Libya’da biriken bir ihtiyaç listesinin oluşmasına yol açtı. Ambargonun kalkmasından sonra ülkenin yeniden yapılanma dönemi başlatması gerekiyordu. Şimdiye kadar bu doğrultuda muhtelif girişimler oldu ve adımlar atıldı. Fakat ambargonun sebep olduğu açığın büyük olmasından dolayı henüz yatırım alanında kapatılması gereken ihtiyaç listesinin ve verilecek ihale sayısının bayağı fazla olduğunu tahmin ediyoruz. O yüzden Türkiye’nin bu ülkeyle kuracağı bağlantılar kapsamlı bir yatırım sahasına girilmesi imkânı verecektir. Orada alınacak ihaleler sadece firmaların yeni iş sahaları oluşturmaları değil aynı zamanda Türkiye’deki iş gücü potansiyeline de çalışma imkânları bulunması anlamına geliyor.

Verilen bilgilerden anlaşıldığına göre bu seferki anlaşmalar, sadece yeniden yapılanma döneminde Türkiyeli firmalara ihale kapılarının açılmasını değil aynı zamanda karşılıklı ticaretin ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesini de hedefliyor. Ayrıca kalıcı yatırımlar yapmak, iş kurmak, ülkenin sanayisine girmek isteyen firmaların da önü açık olacaktır.

Libya, Afrika Birliği içinde zikre değer bir ağırlığı olan ülkedir. Bunda petrol ihraç eden ülke olması sebebiyle finans imkânlarının geniş olmasının yanı sıra Afrika Birliği ile Arap Birliği teşkilatları arasında geçiş köprüsü oluşturmasının önemli yeri var. Afrika Birliği’nin son zirve toplantılarının ev sahipliğini de Libya yaptı.

Dünyada yeniden yapılanma döneminde bölgesel güçler teorisinin öne çıkmasıyla birlikte Afrika Birliği’nin de Afrikalılık ortak paydasını bir bölgesel güç oluşturmak ve kara kıtada küresel emperyalizmden kısmen bağımsız bir ekonomik ve siyasal yapılanmaya öncülük etmek için çaba harcadığı gözleniyor. Teşkilatın son toplantılarında serdedilen görüşler ve gündeme getirilen projeler böyle bir arzunun öne çıktığı intibaı veriyordu.

Böyle bir atakta Afrika kıtasının Türkiye’yle ilişkilerini önemseyeceğini tahmin ediyoruz. Çünkü Türkiye’nin bu kıtadaki ülkelerle geliştireceği ilişkiler, küresel emperyalizmin dayatmacı ve sömürgeci politikalarını örnek almayıp, karşılıklı işbirliği, dayanışma ve ortak çıkarları gözetme anlayışına göre şekillenecektir. Libya’nın da bu ilişkilerin güçlendirilmesinde bir kapı olması mümkündür. Çünkü Libya’nın zaten var olan ilişkileri, kurmuş olduğu bağlantıları ve kazanmış olduğu bir tecrübe var. Libya bu bağlantılarını, Türkiye de uluslararası alandaki kazanımlarını ve muhtelif sektörlerdeki imkânlarını değerlendirir; böylece birlikte bir Afrika seferberliği başlatabilirler. Verilen mesajlar da böyle bir niyetin mevcut olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin İslâm coğrafyasına ve zayıf bırakılmış ülkelere yönelmesi bazılarının değerlendirmelerinde bir “eksen kayması” olarak görülse de gerçekte yapılması gereken budur. Türkiye, küresel emperyalizmin uydusu konumunda kalır ve kendi halkının mensup olduğu coğrafyadan, değerlerden kopuk bir şekilde sürekli yönlendirilen olmaya devam ederse doğru yörüngesine hiçbir zaman oturamayacaktır. Türkiye’nin yakın tarihindeki yanlışlarıyla yüzleşmesinin ve asıl kimliğine, değerlerine dönmesinin artık bir zaruret olduğu son zamanlarda gündemi meşgul eden birtakım tartışmalarla daha da netlik kazanmaya başladı.

Tebrik: Tüm okuyucularımızın ve bütün İslâm âleminin Kurban bayramını gönülden tebrik ediyor, Yüce Allah’ın bu mübarek bayramı İslâm âleminin yeniden dirilişine ve öze dönüşüne, kardeşlik bağlarını güçlendirip ümmet bütünlüğü içinde izzetli bir geleceğe hazırlanmasına vesile kılmasını diliyorum.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim