1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Türkiye'nin arabuluculuğu-1
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'nin arabuluculuğu-1

A+A-

Türkiye'nin Suriye ve İsrail arasındaki ihtilaflara çözüm bulmak amacıyla arabuluculuk rolüne soyunması ne anlama gelir? İlk anda ve tamamıyla nazari olarak akla gelen ihtimaller şunlar:

1) Türkiye, bölgede inisiyatif almak ve hakikatte bugüne kadar sahip olduğu halde kullanmadığı "ince/yumuşak gücü"nü kullanarak müzakere ve anlaşma masasında bir sandalye sahibi olmak istiyor. Bu Türkiye'nin tamamıyla kendi kararıyla, yani dışarıdan herhangi bir sipariş veya telkin almadan belirlediği bir stratejidir.

2) Suriye ile Türkiye arasında gerçekte derin mahiyet farkları yoktur. Suriye, Filistin, Lübnan ve genelde Arapların uğradığı büyük mağduriyet aslında Türkiye'nin de mağduriyetidir ve ileride eğer yabancı güçler bölge üzerinde kesin ve kalıcı hakimiyet kuracak olurlarsa, bundan Türkiye de büyük ölçüde etkilenecek, hatta bekası ve bağımsızlığı tehlike altına girmiş olacaktır. Bu çerçevede Türkiye, jeostratejik ve politik ağırlığını Suriye'den yana koyarak İsrail'i makul bir zeminde müzakere masasına çekmek istemektedir. Bu, bölge genelinde Türkiye'ye büyük itibar kazandıran bir adımdır.

3) Amerika ve Batı'nın monolitik desteği ve sahip olduğu silah ve teknoloji üstünlüğüne rağmen İsrail, bölgede bir türlü kendini güven içinde hissedemiyor; işgal, baskı, haksız nüfus transferi, sivil katliamlar ve acımasızlık sonucu elinde tuttuğu Filistinlilere ait topraklara ilelebet sahip olamayacağını biliyor. Pek kimse dikkat etmek istemiyor, ama ortadaki göstergeler açık: Bölgede İran'ın başını çektiği muhalefet zayıflamıyor; Hizbullah gibi küçücük bir topluluk İsrail'e savaş kaybettiriyor, azminden ve manevi gücünden başka hiçbir şeyi olmayan Hamas'ın direncinde herhangi bir azalma görülmüyor.

Yüksek maliyetli propagandaya rağmen İsrail demoralize olmuş durumda, bu saatten sonra en üst düzeydeki yetkililerin açıkça itiraf ettikleri üzere Filistinlilere "soykırım (şoah)" uygulama noktasına gelmiş bulunuyor. Bu durumdaki İsrail'e nefes aldıracak bir atraksiyon lazım ve bunu bizzat Türkiye sağlayabilir. Bu da Ürdün ve Mısır'dan sonra Suriye'nin devreden çıkarılmasını sağlayacak olan bir "anlaşma" olabilir ancak.

ABD'nin bilgisi dışında ve İsrail'in isteksizliğine rağmen böyle bir teşebbüste bulunulduğunu düşünmek yanıltıcıdır. ABD'nin bilgisi olmadan bu teşebbüse ihtimal vermek için safdil olmak gerekir ki, Dışişleri Bakanı Rice'ın "Bilgimiz dışında gelişen bir şey yok" dediğini hatırlayalım. ABD Dışişleri'nden David Welch, "Türkiye'nin iyi ve yararlı rol oynadığını düşünüyorum" açıklamasında bulundu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da Başbakan Erdoğan'a, aracılığı için teşekkür etti ki, bu, "bize gizli olarak tutulan arabuluculuk görüşmeleri"nden ilgililerin tam zamanında haberdar olduklarını gösteriyor.

İsrail'in etrafa yaydığı "aslında çok istekli değilim, ama..." türünden mesajları "yan cebime koy" şeklinde değil, bugüne kadar mutlaklaştırdığı askerî gücüne leke sürmemek için "halkla ilişkiler cinsinden bir çalışma" olarak anlamak lazım. İsrail adına gizli görüşmeleri yürüten eski Dışişleri Müsteşarı Alon Liel'in verdiği bilgilere göre, Ocak-2004'te bu konu gündeme gelince İsrail, Amerika'ya sordu, o zaman hemen onay çıkmadı, ancak Şubat-2007'de Ankara'yı ziyaret eden İsrail Başbakanı Olmert, Erdoğan'dan sürece dahil olmasını istedi. İsrail medyası ve kamuoyu deseniz, haberi olmayan kalmamış. İsrail sağı ve solu arasındaki konuyla ilgili tartışmalar ayyuka çıkmış durumda. Mesela Meretz Partisi Başkanı Haim Oron "bu adımın diğer Arap ülkeleriyle de görüşmelere yol açacağı yönündeki umudunu" dile getiriyor. (Zaman, 22 Mayıs 2008)

Bu durumda, cevabını bulmamız gereken ilk ve önemli soru şudur: Acaba Türkiye, yukarıda sıraladığımız üç şıktan hangisinden hareketle arabuluculuk yapıyor? Bu önemli bir sorudur, cevabını pazartesi günü bulmaya çalışacağız.

Zaman Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT