Türkiye'de yaşanan bu

15.12.2008 03:41

Fehmi Huveydi

Bu olay Türkiye'de yaşandı ve Arap dünyasında genelleşmeyi hak ediyor. İsrail, Ankara'daki büyükelçiliğine Türk kökenli birini atamıştı. Bu şahsın İzmir'e yakın Bergama doğumlu olduğu ve ellili yıllarda ailesi İsrail'e göçene kadar orada dört yıl yaşadığı; ancak kader, ülkesinin Türkiye büyükelçisi olmasını dileyene kadar uzun süre Türkiye ile ilişkili olduğu söyleniyor.

Bu şahsın ülkesini temsil etmesi için seçilmesinde İsrail'in Türkiye'deki kötü imajını düzeltme amacı güdüldüğü herkesin malumu. Son yıllarda yapılan kamuoyu yoklamaları bütün çabalara rağmen Türklerin çoğunluğunun İsrail'i ve ABD'yi düşmanları olarak gördüklerini ortaya koydu.

İsrail'in yeni büyükelçisi Gabby Levy kendisini bu göreve getirenleri hayal kırıklığına uğratmadı. Zira Türkiye'ye ayak basar basmaz Türk elitlerinin sevgisini kazanmaya çalışarak farklı çevrelerde harekete geçti. Bu çabası içinde İstanbul Üniversitesi'ni ziyaret etti ve rektörüyle bir araya geldi. Görüşme tarihi belirlendiği zaman yanına etkinlik ve hareketlilik bakımından kendisinden geride kalmayan kentin İsrail konsolosunu da aldı. Üniversite rektörü Profesör Mesut Parlak'la görüşmek için üniversitenin tarihî mekânını seçtiler. 28 Kasım öğleden sonra belirlenen vakitte Profesör Mesut Parlak misafirleri karşılamak için ofisinin kapısındaydı. Fakat beraberlerindeki iki kişinin izin almaksızın teftiş etmek için dinlenme odasına yöneldiklerini gözlemledi. Kimliklerini sorduğunda konsolos, onların kendilerine yolculuk sırasında eşlik eden kişiler olduğunu belirtir. Profesör Parlak misafirlerin üniversite içinde olduklarını ve geleneklere göre üniversiteye girdiklerinden itibaren üniversitenin himayesinde olduklarını ve çatısı içinde yer aldıkları sürece üniversite yönetimi dışında hiç kimsenin onların korumasını üstlenemeyeceğini hatırlatarak korumaların odadan derhal çıkarılmasını istedi. Fakat İsrail büyükelçisi ve beraberindeki konsolos korumaların ziyaret sırasında ofiste kalmasında ısrar ederler. Bunun üzerine üniversite rektörü koltuğundan kalkar ve kapıya yönelerek ziyaretin sona erdiğini ve bu şartlarda kendilerini kabul edemeyeceğini ifade eder. Ardından 'Türkiye'de insanlara bu şekilde mukabele etmek ve hareket etmekte ısrarcıysanız ofisinizde kalmanız ve hiç çıkmamanız daha iyi olur. Çünkü Türkiye sömürge değil ki bu şekilde davranıyorsunuz' der ve kapıda veda ederek ofisine döner.

Türk araştırmacı Samir Salha, Şarkulevsat gazetesinde 2 Aralık'taki makalesinde bu hikâyeyi aktardı ve İsrailli diplomatların Türkiye'de endişe ve güvensizlik duydukları yorumunu yaptı. Yazar bu bağlamda İsrail konsolosunun geçmişte aynı üniversiteden yetkililerle geçen mart ayında bir araya gelme amaçlı başarısız girişimleri sırasında benzer itirazlara ve protestolara maruz kaldığına işaret ediyor. Ayrıca büyükelçi ve yardımcısı birkaç gün önce öğrenci gösterilerine maruz kaldı. Arap-İsrail çekişmesi etrafında özel üniversitelerden birinin düzenlediği panelde bu gösteriler kendilerini bekliyordu.

Görünen o ki Türkiye'deki İsrailli diplomatların sicili bu tür tutumlarla dolu. Aynı büyükelçi bir işçi sendikası başkanıyla görüşmeye gitmiş. Kendisine helva kutusu sunulmuş ve içinden bir tanesini alması için kutu önünde açılmış. İkramı reddetmiş ve kendi cebinden bir tatlı parçası çıkararak kendi özel çikolatasını yemeyi yeğlediğini belirtmiş. Bu yaptığı Türk gelenek ve örflerine göre hiç yakışık olmadı.

Bütün bunların önemli anlamı şu: Türk halkı, ülkelerinin hükümetinin İbrani devletini 1949'da yani kuruluşundan bir yıl sonra tanımasına rağmen hâlâ İsrail'i reddediyor. Bu durum Arap dünyasıyla doğal ilişkiler kurma çabalarının İsrail'in Filistin'i gasp etme suçu devam ettikçe başarılı olmayacağı, tarihin ve keza halklarımızın bu suçu affetmeyeceği anlamına gelmektedir.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim