Türkiye üçe mi bölündü?

16.09.2010 01:36

Şahin Alpay

Habertürk gazetesi geçen gün "Türkiye üç parça" başlıklı bir haberinde, üç renkli bir referandum haritası yayımladı. Seçmen çoğunluğu yeşil renkle gösterilen illerde "evet", kırmızı illerde "hayır" demiş, beyaz illerde ise oylamayı "boykot" etmişti. Haberde siyasilere ve akademisyenlere yöneltilen soru şuydu: "Türkiye üçe mi bölündü?.."

Benim bu üzerinde durulmaya değer soruya verdiğim cevap, "hem evet, hem hayır". Önce, neden evet?

Referandum haritası oldukça net bir şekilde, Türkiye'nin oy eğilimleri açısından üç bölgeye ayrıldığını ortaya koyuyor: Trakya, Ege ve Akdeniz bölgesine giren illerde (ve ek olarak Eskişehir, Bilecik ve Tunceli'de) çoğunluk anayasa değişikliklerine "hayır" derken, Güneydoğu ve Doğu'nun hepsi değilse de 8 ilinde (Van, Hakkari, Siirt, Şırnak, Mardin, Batman, Diyarbakır, Iğdır) çoğunluk oylamayı "boykot" etti; buna karşılık (Karadeniz dahil) Türkiye'nin geri kalanı "evet" dedi. Bu üçlü bölünmenin siyasi, sosyolojik, sosyo-ekonomik ve kültürel nedenleri var. Kürt seçmenlerin büyük çoğunlukta olduğu illerin bir bölümünde hakim eğilimin "boykot" olmasının nedeni karmaşık değil, siyasi. Bu bölgedeki seçmen çoğunluğu, BDP'nin çağrısıyla, esas olarak da anayasa değişikliklerinde Kürtlerin kimlik talepleri hesaba katılmadığı ve BDP'nin görüşleri alınmadığı gerekçesiyle sandığa gitmedi.

"Yeşil" ve "Kırmızı" Türkiye'yi birbirinden ayıran etkenler ise çok çeşitli. "Kırmızı Türkiye"deki seçmenlerin çekirdeğini, başta 1923'te Yunanistan'la yapılan zorunlu nüfus mübadelesi sonucunda ve başka nedenlerle gelen Balkan göçmenleri oluşturuyor. Bu seçmenlerin genel eğilimi Cumhuriyet'in kurucu ideolojisi olan otoriter laiklik ve "ne mutlu Türküm diyene" politikalarına sıkı sıkıya bağlılık. Okula devam süreleri görece yüksek. Bu yüzden de daha ziyade endoktrinasyona dayalı eğitim politikalarından görece daha çok etkilenmiş, eleştirel ve sorgulayıcı zihniyetten uzak, dogmatizme hayli yatkın ve farklılığa saygısız olma eğiliminde bir kesim. Resmi laiklik anlayışına bağlılığı adeta bir din haline getirmiş olan bu kesim, demokrasi üzerinde askeri-bürokratik vesayet rejimini, görece liberal hayat tarzları açısından güvence olarak görmekte. Vesayet rejiminin son bulması halinde Türkiye'nin bir din devleti olmasından ve parçalanmasından kaygı duymakta. Anadolu'nun kültürel açıdan muhafazakâr, dindar eğilimli kitlelerinin zenginleşerek kamusal alanda daha görünür bir hal almalarından ciddi olarak rahatsız. Siyasi açıdan düzenin (statükonun) korunmasından yana ve esas olarak CHP'ye, (son yıllarda) olmazsa MHP'ye oy verme eğiliminde.

"Evet" diyen Türkiye ise 1980'lerden itibaren liberalleşen ve globalleşen ekonomi politikalarıyla gelen refah artışından ve Avrupa Birliği'ne katılım süreciyle genişleyen demokratik haklardan en çok yararlanan toplum kesimlerini barındırıyor. Bu kesimler, kültürel bakımdan dindar ve muhafazakâr eğilimde olmakla beraber gerek ekonomik gerekse siyasi alanda liberalleşme ve demokratikleşmeye, değişime güçlü destek veriyor. Bu desteğin Milli Görüş Hareketi'nin dönüşmesi ve AKP'nin ortaya çıkmasında çok büyük rolü var.

Ne var ki, yukarıda açıklamaya çalıştığım farklılaşmalar Türkiye'nin üçe bölündüğü anlamına gelmiyor. Neden? Başlıca dört nedenle. Birincisi, kültürel farklılıklar içeren toplumlarda seçmenler arasında bu tür ayrışmalar olağan. ABD'de bile bir "Kırmızı", bir de "Mavi" Amerika var. Öteki örnekleri saymaya yerim yok. Şurası muhakkak ki, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi, farklıları bir arada yaşatabiliyor.

İkinci neden, her üç bölgede de, genel eğilime ters yönde oy kullanan, azımsanmayacak azınlıkların mevcut olması. Üçüncü neden, birlikte yaşama iradesinin bütün bölgelerde hakim eğilim olması. Nihayet sonuncu neden de, Türkiye'de bütün bölgelerden, bütün illerden ve bütün toplum kesimlerinden hatırı sayılır oranda oy alan bir birleştirici partinin, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin var olması. s.alpay@zaman.com.tr

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim