1. YAZARLAR

  2. Muhammed Nureddin

  3. Türkiye tarihiyle uzlaşıyor
Muhammed Nureddin

Muhammed Nureddin

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye tarihiyle uzlaşıyor

A+A-

İsrail’in Gazze saldırısını sertçe kınayarak sömürgeciye karşı duran Türkiye, yıllarca uzak durduğu bölgesi ve tarihiyle barışıyor.

Gazze savaşı sona erdi ve saldırgan İsrail güçleri büyük bir yıkım, 1300’den fazla şehit ve 6 bin yaralı bırakarak çekildi. Savaş ilkesel olarak, İsrail’in Gazze’nin işgali, direnişin gücünün kırılması ve Hamas’ın farklı denklemlerden çıkarılması gibi hedeflerinden hiçbirini gerçekleştirmediğine dair ortak bir kanaatle son buldu. Düşman hedeflerini gerçekleştiremeyince, Gazze yüksek bir külfet ödemiş olsa da direniş zafer kazanmış oldu. Ümmetin onurunu korumanın bedeli bu. Lübnan’daki direniş de aynı bedeli Temmuz 2006’da ödemişti.

Gazze saldırısı birçok olgu ve dersle dolu. Çok sayıda gözlemciyi şaşırtan Türk rolüyse bir ‘alamet-i farika’ olarak kalacaktır. Bu rol resmi yaklaşım ve halk tutumunun uyumuyla açıkça görüldü. Savaş boyunca Başbakan Tayyip Erdoğan’ın saldırıyı kınayıp Gazze’yi savunmadığı bir gün bile geçmedi. Erdoğan işi İsrail’in BM’ye girişinin engellenmesini istemeye kadar vardırdı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de İsrail’i ‘küresel terörün tahrikçisi’ diye niteledi. Erdoğan İsrail Başbakanı Ehud Olmert’in telefonuna çıkmadığı gibi, Dışişleri Bakanı Ali Babacan da İsrailli muadili Tzipi Livni’yi kabul etmedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül saldırıyı kınadı ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) saldırıların derhal durmasını istedi. Muhalefetin tutumu da benzerdi. Sağcı MHP lideri Devlet Bahçeli Batı’yı çifte standart uygulamakla suçlarken, İslamcı Saadet Partisi Erdoğan’dan İsrail’le ilişkilerin kesilmesi gibi daha büyük adımlar istedi. Tablo halk bazında etkileyiciydi. Zira Türkiye’nin doğusundan batısına dek bütün akımlar ve sektörler Filistin halkı için harekete geçti. Medyadaysa, Filistinlilere destek vermek ve ‘seçilmiş halk’ iddialarını çürütmekte geciken olmadı.

Türkiye pratikte de Gazze katliamının durması için çalışan ilk ülkelerdendi. Hamas’ı ikna edip şartları rahatlatarak ateşkes sağlanmasında önemli rol oynadı. Değerlerine vefalı kalarak arabuluculuğa daha fazla ahlaki güç kazandırdı. Türkiye’nin Filistin tarafını tutarak rolünü kaybettiğine dair iddialar geçerli değil. Türkiye bu yaklaşımıyla Arap sokaklarının ve bütün insani değer sevdalılarının gönlüne girdi. İlk defa bütün dünyanın gördüğü, yeni bir boyut kazandı. Bu nedenle Gazzeli çocuk ve kadınların fosfor bombalarıyla yanmış ve parçalanmış bedenleri, yaşamayı hak eden liderlerin tavırları sayesinde rahat uyuyor; Erdoğan’ın resminin Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’inkinin yanında yükselmesi şaşırtıcı değil.

Bugün Türkiye dünyanın bütün özgür insanlarının istediği bir tabloyla çıktı. ABD’deki Kızılderilileri soykırımdan geçirenlerin, Sabra, Şatilla, Kana, Cenin ve Gazze’nin kasaplarının uzun yıllar kendisini bölgeden uzaklaştırması sonrası kendisiyle, tarihiyle ve coğrafyasıyla yeniden uzlaşıyor.

Ayrıca Türkiye 1915’te yaşadıkları ‘büyük felaketten’ dolayı Ermenilerden özür kampanyasıyla, manevi uzlaşı adımı attı. İşte Türkiye Gazze trajedisine yönelik onurlu tutumuyla gerçek yüzünü tamamlıyor. Bu insani bakış açısının biraz zaman alsa da Kürtlerle ve Türkiye içindeki bütün ‘öteki’lerle ilişkilere yayılacağı şüphesiz. Bazıları bu alanda bir gecikme görse de endişe verici bir durum yok. Önemli olan, ‘insanlar için çıkarılmış en iyi millet’ olmak için doğru yolda yürünmesi... (Katar gazetesi Şark, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 25 Ocak 2009)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT