Türkiye: Reform ile askerî 'isyan' arasında açık savaş

28.11.2010 00:03

Muhammed Nureddin

Türkiye tarihinde ilk defa siyasi iktidar, üç generali açığa aldı. Savunma ve içişleri bakanları, 2003'te meşru hükümeti devirme amaçlı 'Balyoz' komplosu planlamakla suçlananlardan 3 generali nihai durumlarının belirlenmesini beklemek suretiyle açığa aldı.

Gelenek, Yüksek Askerî Şûra Konseyi'nin dönemsel ve özellikle de her yılın ağustos ayı toplantılarında terfi veya atılma yönünde askerî kararlar almasıydı. Genelde bu atamalar 'ana devlet' içindeki 'askerî devlet' gerçeğini yansıtıyordu.

Yasaların siyasî otoriteye, atamalara itiraz etme ve hatta durdurma izni vermesiyle birlikte baskın gelenek, siyasî iktidarın, kendilerine iktidarda kalma nimeti veren askere övgüler düzmesi şeklinde oldu. Oysa halk kendilerine seçimlerle iktidara gelme imkânı vermişti. Ki bazı zaman seçim yasasının, belirleyenlerin aleyhine işleyen ve rakiplerine hizmet eden bir şekil alması bir yana, bu seçimlerin nezih olduğu tartışmasız.

Türkiye'de reform süreci iki dönemden geçti. İlki 2003 ve 2004 yıllarında başladı ve AB ile direkt üyelik müzakerelerinin başlaması gibi tarihî bir adımla son buldu. İkincisi ise 12 Eylül 2010'da birçok anayasa maddesinin değiştirilmesine uzanan geniş kapsamlı reformlardı. Burada sorun kemiyette değil, bu değişikliklerin içeriğinde. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, suçlu askerlerin yargılanmaları, atanmaları ve sivil yargıya çıkarılmalarında askerin tek yetki sahibi olmasının üzerindeki örtüyü atmasını göz önüne alarak bu değişiklikleri askerî vesayet döneminin sonu olarak nitelemişti.

Siyasî irade burada reform sürecinin çehresini belirleme noktasında bitiriciydi. AKP liderleri şu ana kadar kendilerine askerî vesayete karşı koyma imkânı veren iradeye sahip oldular ve üst yüzey generallerin yüksek makamlara gelmelerini engellemekte başarılı oldular. Fakat burada siyasî itiraz yasalara değil, gelenek ve örflere saygılı şekilde kaldı ve bir Türk subayının akıbeti hakkında tasarrufta bulunmak askerî kurumun heybetine saygı göstermek bağlamında YAŞ konseyinin görevi olarak sürdü.

Fakat geçen birkaç gün zarfında yaşananlar farklıydı ve üç generalin akıbeti, YAŞ konseyi toplantıları dışında, bu kurumun onayı alınmadan Türkiye'de tarihî bir ilk olarak savunma ve içişleri bakanlarının eliyle belirlendi. Bu ilk, anayasaya aykırı veya hukuk dışı değildi. Askerî kurumla uzlaşma içinde olan isimlerden Savunma Bakanı Vecdi Gönül, üç generalin açığa alınmasının 926 No'lu yasanın 65'inci maddesindeki bakanın yetkileri doğrultusunda gerçekleştiğini ve ortada hukukî bir sorun olmadığını belirtti.

Yeni Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, en yüksek başkanı yani Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e isyan etmekte ve geçen 29 Ekim'deki resepsiyonu boykot etmekte tereddüt etmedi. Asker aynı saatte orduevinde karşı bir resepsiyon tertipledi. AKP yetkilileri, yaşananları devlet kurumları içinde isyan olarak niteledi.

Hükümetin üç generali açığa almasının yasalara karşı çıkanların disipline edilmesi çerçevesinde yorumlanması mümkün olmakla birlikte -ki bu isimler hükümete komplo planlamakla suçlanıyorlar- bugün ortada benzer durumda olan, yani suçlanan onlarca general var ancak hâlâ görevlerindeler ve yargılanmaları sürüyor. Bu durum, hükümet ile ordu arasında yargının generallerin hükümete yönelik komplosu hakkında nihai kararını vermediği temelinde bir yargı çekişmesine kapı açıyor.

Yalnız burada daha önemli boyut haziran ayındaki Parlamento seçimlerinin yaklaşması. AKP Türk seçmeni, nihai tercihini reform için gerçekçi projeyi taşıyan parti lehinde kullanma yönünde teşvik etmek istiyor ancak seçimler sonrası halkoyuna sunacağı yeni anayasa kanalıyla bu projeyi tamamlama ihtiyacında. Bu ise AKP'nin seçimlerde büyük zafer elde etmesiyle mümkün olur ancak.

Ufukta askerlerle ilişkilerde dramatik gelişmelerin işaretleri görülmüyor ancak gelecek aylar seçmeni henüz tamamlanmasa da mesafe kaydeden demokratik seçenek lehinde oy vermeye teşvik etmeye destek olacak havanın berraklaşması için önemli olacak. Demokratik seçeneği bir dizi sorun bekliyor. Özellikle de dinî ve etnik azınlıklar konusunda. Katar gazetesi El Şark, 27 Kasım 2010

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim