1. YAZARLAR

  2. Muhammed Nureddin

  3. Türkiye Kürt sorununun özüne temas etmiyor
Muhammed Nureddin

Muhammed Nureddin

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Kürt sorununun özüne temas etmiyor

A+A-

Kürt sorunu barışçıl araçlarla ve PKK’yla diyalog çerçevesinde çözülmedikçe Türkiye siyasi istikrar ve sosyal barış göremeyecek. DTP’ye açılan dava diğer partilerce desteklenirken, kimse Kürt sorununun özüne temas etmiyor

Türkiye’de Türklerle Kürtler arasında etnik gerginliğin yeniden tırmandığına dair göstergeler artıyor. Bu gelişme, Türkiye’de 2007 genel seçimlerinde Kürt bölgelerinde nüfusun yarısının desteğinden beslenen AKP iktidarında yaşanıyor. Aşırı milliyetçi hükümetler döneminde gerginliğin tırmanmasının nispeten gerekçesi olsa da, bu durumun yeni dönemde yaşanması AKP’nin Kürt politikası hakkında çeşitli soru işaretleri oluşturuyor. Parti gerçekten bu sorunun çözümü konusunda ciddi araştırma niyetinde mi, yoksa ordunun otoritesiyle mücadelede acziyet mi yaşıyor?

Öncelikle DTP’nin yargılanması sorunu ve Anayasa Mahkemesi başsavcısının, partinin ayrılıkçılığın odağına dönüşmesi ve PKK’nın terörist faaliyetlerinin destekçisi olduğu suçlamasıyla partinin kapatılması talebi söz konusu. Şaşırtıcı nokta, demokratik sesin sadece AKP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından özgürlüğe ve demokrasiye aykırı olduğu gerekçesiyle kapatılmasını engellemek için çıkması.

Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatmayarak iyi yaptı. Fakat DTP’nin kapatılmasını önlemek için fazla ses yükselmedi. Hatta partinin kapatılması, diğer partilerin çoğunluğunun talebi oldu. Türk partileri dar siyasi hesaplara giriyor, ancak kimse şu ana dek Türkiye’de 15-22 milyondan az olmayan bir nüfusun kimliği olan Kürt sorununun özüne temas etmedi. Doğal olarak hiçbir ülkede partilere yasal kuralların yokluğunda sınırsız özgürlük verilmez. Ancak DTP, PKK gibi şiddete başvurmadı. Liderleri PKK sorununun adil biçimde ele alınmasının, örgütün silahlı faaliyetlerini yapılandırmak ve bu faaliyetleri desteklemek anlamına gelmeyeceği görüşünde. Türkiye’de son dönemde yaşanan en ilginç gelişme, yetkililerin bir PKK üyesi için mevlit hazırladıkları gerekçesiyle DTP üyelerini tutuklaması oldu. Yetkililer bu adımı teröristleri desteklemek olarak değerlendirdi ve olayın dosyası Anayasa Mahkemesi’ndeki davaya eklendi. DTP üyelerinin PKK’nın terörist faaliyetlerini desteklemekle suçlanması, Türkiye’de yargıdaki çifte standartdın öteki yüzü. Bu ay Kürt gençlerle Türk gençler arasında Balıkesir’de bir olay meydana geldi. Öldürülen her Türk’e karşı DTP üyesi bir Kürt’ün öldürülmesini isteyen sesler yükseldi. Bu çağrıda bulunan bir gazeteciye dava açıldı. Sürpriz gelişme, ildeki başsavcının gazetecinin sözlerinde anayasaya ve yasalara aykırı bir şey bulamamasıydı. Zira sözleri ifade özgürlüğü kapsamındaymış.

O halde bir Kürt’ü öldürmek veya anayasa korumasında öldürülmesine davetiye çıkarmak - Türk anayasası bu tür kışkırtmaları cezalandırıyor- konu Kürt hayatıyla ilgiliyse özgürlük oluyor. Başbakan dört yıl önce Türkiye’de bir Kürt sorunu olduğu yönündeki meşhur itirafında bulunmuştu.  AKP iç ve dış bağlamda şaşırtıcı mesafeler kat etti. Fakat şu iki temel konuda başarı elde edemedi: Başörtüsünü ulusal güvenlik için tehlike olarak gören sert ve aşırılıkçı laik rejimin yapısında ve cumhuriyetin 1923’te ilanından beri inkâra ve insanlık dışı kökünü kurutma politikalarına maruz kalan Kürt sorununda.

Ertuğrul ve Beyazıt’ın Türk kimliklerini Türkçe ifade etme hakkı olduğu gibi, Rojda ve diğer Kürtlerin de kendilerini Kürtçe ifade etme hakkı vardır. Türkler -ki bu sadece AKP’nin sorumluluğu değildir- Kürt sorunu barışçıl araçlarla ve PKK’yla silahların dışında, diyalog gölgesinde çözülmedikçe siyasi istikrarın, sosyal barışın ve daimi ekonomik büyümenin olmayacağını idrak etmeli. Zira diyalog tek başına değil, ‘öteki’ni temsil edenlerle yapılır. (Katar gazetesi Şark, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 5 Ekim 2008)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum