Türkiye kanatlarındaki prangalardan kurtuluyor

12.08.2009 04:03

Erhan Başyurt

AK Parti, 2003'te iktidara geldiğinden bu yana Türkiye'nin "kronik" sorunlarını çözmeyi ilke haline getirdi.

AB ile müzakereler başladı.

KKTC'de, Annan Planı'na "evet" denilerek, ilk kez diplomatik hamle üstünlüğü elde edildi.

Suriye ve Yunanistan ile yıllardır kangrene dönüşen sorunlar aşıldı.

En son Ermenistan'a zeytin dalı uzatıldı.

Kıbrıs'ta barışçı tavır ve komşularla sıfır sorun politikası, Türkiye'yi "barış üreten" bölge ülkesi haline getirdi.

Öte yandan Türkiye'nin ekonomik gücü de 2003'ten bu yana adeta katlandı.

İhracat 100 milyar doları, milli gelir 10 bin doları aştı.

Küresel krizin IMF ile "stand-by" imzalanmadan ve büyük çaplı borçlanmaya gidilmeden atlatılmış olması her şeye rağmen büyük başarı.

Tabii, Türkiye'nin halen boğuştuğu eğitim ve işsizlik gibi daha çok sayıda sorun var.

Ama bunları "kronik sorunlar" içinde ele almak doğru değil.

Bu manada kırılma noktalarından birisini de "Kürt sorunu" ile yapılacak "demokratik açılım" oluşturacak.

Şartların olgunlaştığı bu dönemde başarıya ulaşılırsa, Türkiye'nin aydınlık geleceği adına dev bir adım daha atılmış olacak.

Bir ülkenin iç huzurunu sağlamış olması, dışa açılmada, ekonomik ve diplomatik başarı göstermede bir ön şart.

ABD'de son ekonomik krizin biraz daha derin hissedilmesi söz konusu olsaydı, Irak'tan sonra Afganistan'dan da çekilmek, hatta bir süre içine kapanmak gibi adımlar bile atılabilirdi.

Türkiye, Kürt sorununu aşar, bu hamleyi demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu açılımlarla desteklerse, dış güçlerin istismar alanlarına set çekmiş olur.

Bütün bu adımların ekonomik dinamizmle desteklenmesi, Türkiye'nin yeniden dışa açılım merkezli bir ekonomik büyüme göstermesi öncelik olmalı.

MHP ve CHP'nin yıpratıcı muhalefetine rağmen Türkiye, tarihi bir fırsatın eşiğinde...

Umarım kaçırılmaz.

Türkiye, kanatlarındaki son prangaları da kırar atar.

***

Bahçeli unuttu mu?

Erdoğan, Baykal ve Bahçeli dün Grup Toplantıları'nda "Kürt açılımı"nı değerlendirdi.

Birbirlerine cevap verdiler.

Başbakan Erdoğan, tarihi bir konuşma ile "birlik mesajları" verdi.

Şu sözleri oldukça çarpıcıydı:

''Oğlu her ne sebeple hayatını kaybetmiş olursa olsun, Yozgat'taki anne ile Hakkâri'deki anne, oğullarının başında aynı duayı ediyorsa, evladı için Yasin ve Fatiha okuyorsa, cemaat aynı kıbleye dönüyorsa, burada çok ciddi bir yanlış olduğu ortadadır.

Bu süreçten hiçbir tarafın kazançlı çıkmayacağı aşikârdır. Ama kaybedenin Türkiye olduğu, kaybedenin vatanımız olduğu, kaybedenin milletimiz olduğu, ülkemizin geleceği olduğu aşikârdır."

Kürt açılımı konusunda halen anlam veremediğim bir şekilde MHP çok sert.

Bahçeli, hükümeti "yıkım projesi" uygulamakla suçladı.

İlginç bir analizde bulundu:

''AKP'nin taşeronluğunu yaptığı bu projenin ara istasyonları bebek katili hakkında verilen idam cezasının kaldırılması, inanç ve köken ekseninde yeni azınlıklar yaratma çabası, terörist

yuvası Kandil'e hareketten ısrarla kaçınma, siyasal çözüm davetiyle teröristle müzakere arayışı ve nihayet bebek katilinin dördüncü koordinatör olarak cezaevinden devreye sokulmasıdır.''

Sanırım bu sıra dışı tespitler sizleri de çok şaşırttı.

Bahçeli, Öcalan'ın idam kararının, kendisinin de Başbakan Yardımcısı olduğu hükümet tarafından kaldırıldığını ve örgütü o tarihte de cezaevinden yönettiğini unuttu mu?

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim