Türkiye-İsrail ilişkileri normalleşiyor

15.10.2009 03:47

Nasuhi Güngör

Bundan 8-10 yıl öncesine kadar Türkiye’nin siyasi sınırlarıyla ‘doğal sınırları’nın farklı olduğundan bahsetmek, bir fanteziden öteye gitmezdi.

Bugün akıl almaz bir hızla doğal sınırlarımızda hareket ediyoruz. Müzmin birkaç tepkinin dışında kimse ‘Biz buralarda ne yapıyoruz’ diye sormuyor.

***

Türkiye’nin her 24 Nisan öncesinde yüreği ağzında ‘Acaba yine Ermeni soykırım tasarısı gündeme gelecek mi? Gelirse onaylanacak mı?’ diye beklediği günler yavaş yavaş geride kalıyor.

Ermeni tezleri ne zaman ABD’de yüksek sesle dile getirilmeye başlasa, hemen ardından kurtarıcı olarak ‘Musevi lobisi’ çıkar. Bu lobinin kurtarıcı rolü, yakın zamana kadar Türk dış politikasında neredeyse tartışılmaz bir gerçek gibi kabul ediliyordu. Bu ‘gerçek’, Türkiye’nin özellikle kendi bölgesinde İsrail’le olan yakınlığını da sürekli canlı tutuyordu.

Bu tezi her zaman kuşkuyla karşıladım. Nedense bu meselede kışkırtanla kurtarıcı rolüne soyunan bana hep aynı görünmüştür.

‘One minute’ hadisesi ortaya çıktığında kalpleri sıkışan kimi emekli diplomatlarımız ‘Şimdi bizi Ermeni tasarılarından kim kurtaracak’ diye feryat etseler de; Türkiye’nin kendi sorunlarını inisiyatif alarak çözmesine eninde sonunda onlar da alışacak.

***

Son tatbikat meselesinde yine benzeri bir tartışma dikkat çekiyor. Türkiye, gerekçesi ne olursa olsun doğru olanı yaptı. Böyle bir tatbikatta İsrail’in yer alması, daha doğrusu Türkiye’nin bu ülkeyle böylesine hassas bir alanda ortak resim vermesi vahim bir hata olurdu.

Sürekli olarak birileri aba altından sopa gösterip ‘İsrail bunu Türkiye’nin yanına bırakmaz’ mesajı veriyor. Tezkerenin

reddinde benzer bir tartışma ABD üzerinden yaşanmıştı. Gelinen nokta ortada.

Türkiye-İsrail ilişkilerinde gerginlikten çok, normalleşmeden söz etmek herhalde daha doğru olur. İsrail’in varlığını hemen tanıyan, bölgeye ve dünyaya onunla aynı pencereden bakan Türkiye’de köprünün altından çok sular aktı.  Akmaya da devam ediyor.

Türkiye’nin İran’a yönelik bir kuşatmaya aktif destek vermesi, hele bu yöndeki askeri ya operasyonel girişime sıcak bakmasını bekleyenler; hayal kırıklığına kendilerini şimdiden hazırlamalı. Ankara böyle bir yerde durmuyor, durmayacak, duramaz da.

Nitekim Başbakan Erdoğan da uzun zamandır bu yönde son derece açık mesajlar veriyor. Bölgede İran’ı nükleer programı köşeye sıkıştıranlara, ‘İsrail’in nükleer programı’nı hatırlatması, anlık bir çıkış ya da tepkiden ibaret değil.

Türkiye, kendi bölgesindeki hemen tüm büyük sorun alanlarında bir ‘üçüncü yol’, bir nefes alanı olma yönünde ciddi mesafe aldı.

Kimse Türkiye’yi İran, Irak ya da Suriye konusunda kendi istediği ‘paradigma’ya mahkum edemez. Aksine bir anlamda Türkiye’nin yeni paradigması, hemen herkesi etkileyecek ya da kapsama alanına çekecek kadar ağırlık taşıyor.

Bugüne kadar Suriye ile böylesine yakın olmayı hayal kabul edenler, bakalım kısa zaman sonra ortaya çıkacak yeni adımlar karşısında ne yapacaklar.

***

Hep dikkatimi çeken bir noktayı bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum.

Acaba neden ‘açılım’ örneğinde olduğu gibi ortalığı kasıp kavuran bir siyasi parti, sözgelimi İsrail hususunda neredeyse tek kelime etmez.

Neden dış politikada hemen her söylediği İsrail’in çıkarları ile kesişir?

Neden acaba?

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim