Türkiye İslam dünyasında Mısır'ı bile solladı

13.04.2009 11:35

Fehmi Huveydi

ABD Başkanı Barack Obama’nın İslam dünyasına seslenmek ve Müslümanlarla uzlaşmak istediğinde niçin Kahire’ye değil de Ankara’ya yöneldiği sorusuna net cevap vermedik. Oysa her gözlemci çok iyi bilir ki, Müslümanların El Ezher Üniversitesi’nin bulunduğu Mısır’la olan bağları, hâlâ aşırılıkçı laikliğin hükmettiği Türkiye’ye bağlarından daha kuvvetlidir.

ahire’nin, ABD başkanının İslam dünyasına kendi kürsüsünden seslenmesini arzuladığı sır değil. Obama’nın İslam dünyasına seslenme kararlılığını ilan etmesinden bu yana, Mısır’ın ‘masayı temizleme’ işine giriştiği biliniyor. Bu çerçevede ‘Yeter’ hareketi lideri Eymen Nur serbest bırakıldı. Saadettin İbrahim hakkında alınmış yargı işlemleri donduruldu. Her iki isim de Kahire-Washington ilişkilerinin iyileştirilmesinin önündeki engeller arasındaydı. Fakat görüldüğü üzere bu girişimler yeterli olmadı.

Bazıları, AB müttefiki ve NATO üyesi Türkiye Washington’a Kahire’den daha yakın olduğu için Obama’nın Ankara’yı seçtiğini düşündü. Bu ikna edici değil. Zira Mısır-ABD koalisyonu devam ediyor. Mısır cumhurbaşkanı geçmişte, bu ülkedeki kartların yüzde 99’unun ABD’nin elinde olduğunu söylenmişti. Oysa Türkiye’de iktidar mensubu hiçkimse böyle bir şey söylemez. Dahası, Ankara’nın Washington’a, Mısır’a kıyasla daha büyük bir isyan ortaya koymaya hazır olduğuna işaret eden birçok gösterge var. Türkiye hükümetinin Irak savaşı sırasında ABD güçlerinin topraklarından geçmesini reddetmesi bu isyanın kanıtı. Bu ret nedeniyle iki ülke ilişkilerine gerginlik hâkim olmuştu. Ayrıca Washington’ın, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki tutumundan ve Ankara’nın Fetih’le Hamas’a yönelik açılımı sebebiyle Türkiye-İsrail ilişkileri üzerinde kamp kuran kara bulutlardan dolayı hoşnut olmadığını iyi biliyoruz. Kahire’nin Washington’a bu açıdan Ankara’ya kıyasla daha yakın göründüğünü ifade etmek abartılı olmaz. Tüm bunlar, Obama’yı İslam dünyasına Ankara’dan seslenmeyi tercih etmeye sevk eden daha önemli nedenler olduğunun göstergesi.

Kahire, Sudan sorunundan bile uzaklaştı

Kanımca bu tercihin iki önemli nedeni var: İlki, Türkiye’nin nezih seçimlerin düzenlendiği, iktidar değişiminin yaşandığı, işkence veya sıkı yönetim yasaları olmaksızın genel özgürlüklerin yaşandığı demokratik bir ülke olması. Mısır’daki şartlar bunun tam tersi olması nedeniyle, demokratik bir ülkenin başkanının mesajını vermek için demokratik bir ülkeyi seçmesi gerekir. Aksi takdirde inandırıcılığını kaybeder.

İkinci nedense şöyle: Mısır El Cezire kanalıyla sürtüşerek, Hizbullah unsurlarını yakalamak ve Filistin konusunda taraf tutmakla meşgul hale gelerek rolünü azaltırken, Türkiye bu durumur aksine bölgesel rolünü ve uluslararası ağırlığını artırdı. Komşularıyla sorunlarını çözdükçe ve bölgesel coğrafyasında etkinleştikçe Türkiye büyüdü. Hatta Rusya’yla Gürcistan, Suriye’yle İsrail ve Pakistan’la Afganistan arasında arabuluculuk yaptı. Filistinliler arasında da arabuluculuk hattına girdi. Devlet başkanı son iki Arap zirvesine katılmayan Mısır’sa çevresindeki hiçbir sorunu çözemedi. Zira İran ve Suriye’nin ardından Katar’la da çatıştı. Hatta kendi ulusal güvenliğiyle ilgili olan Darfur ve Güney Sudan gibi dosyalardan bile uzaklaştı. Dolayısıyla dengeler arasında bir karşılaştırma yapıldığında, Kahire’nin uzak tutulması ve terazinin Ankara kefesinin tercih edilmesi gayet mantıklıydı. (Katar gazetesi Şark, 11 Nisan 2009)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim