1. YAZARLAR

  2. Mehmet Yılmaz

  3. Türkiye için iki BOP da çıkmaz sokak
Mehmet Yılmaz

Mehmet Yılmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye için iki BOP da çıkmaz sokak

A+A-

Davos'ta Başbakan Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e yönelik çıkışı hâlen tartışma konusu. Hem Türkiye'de hem de dünyada...

Şüphesiz bu tartışmaların odağında Türkiye'nin geleneksel politikalarından vazgeçip bir 'eksen' değişikliğine mi gidiyor endişesi yer alıyor.

Tabii buna Davos'ta ummadığı bir muameleyle karşı karşıya kalan İsrail'in kısa ve uzun vadede nasıl bir 'karşılık' vereceği kaygısını da eklemek lazım.

Her iki endişeyi besleyip büyüten asıl faktör ise Türkiye'nin son 'altı' yılda izlediği aktif dış politikanın bugün uluslararası toplum nezdinde ulaştığı nüfuzun büyüklüğü elbette.

Şimdi herkesin zihnini kurcalayan sorular şunlar:

-Türkiye ne yapmaya çalışıyor?

-Amacı nedir?

-Bölgede nasıl bir rol üstleniyor?

-Büyük aktörlerin tavır almakta zorlandığı bir konuda niçin kendini ateşe atıyor?

-Yoksa uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bir dönemde yüzünü Batı'dan Doğu'ya mı çeviriyor?

***

Son bir haftada yapılan yorumlara bakınca yukarıdaki soruların kafaları karıştırması gayet doğal.

Neden?

Bu soruya cevap vermeden önce şu gerçeğin altını çizmemiz lazım.

-Erdoğan'ın 29 Ocak'ta Davos'ta yaptığı açıklamalar sadece devletleri değil, milletleri de derinden etkiledi.

Meseleye bu açıdan bakıldığında Davos'ta yaşananlar bir 'milat' niteliğinde. Ortadoğu tarihi açısından da dünya tarihi açısından da...

Elbette Türkiye için de bunun bir milat olduğunu söylemek mümkün.

Çünkü...

Türkiye ölçeğindeki bir ülke 'ilk' kez, hem de 'başbakan' düzeyinde İsrail'in uyguladığı 'pervasız' politikaları 'doğrudan' eleştirdi ve halen eleştirmeye devam ediyor.

Bu, pek görülmüş bir davranış kalıbı değil.

Denilebilir ki İsrail'in politikaları eleştirilirken daha 'diplomatik' bir üslup kullanılabilirdi.

Elbette, daha farklı bir 'söylem' geliştirilebilirdi.

Bütün bu eleştiri ve yorumlar meselenin özünü değiştirmiyor ama.

Nedir o?

-Türkiye'nin, herkesin gözü önünde İsrail'i üst seviyede eleştirmesi Ortadoğu'daki devletlerin stratejik pozisyonlarını etkiledi.

Ayrıca, bölgedeki insanların 'siyasi' beklentilerini de yükseltti.

***

İkinci husus, birinci kısmı etkileme potansiyeline sahip olduğundan bence çok önemli.

Başta Türkiye olmak üzere Arap ülkelerinde ve İslam âleminde, Başbakan Erdoğan'ın şahsında Türkiye'ye gösterilen teveccühü iyi analiz etmek gerekiyor.

Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından itibaren sürekli itilip kakılan geniş bir halk kesimini bu kadar memnun eden bir gelişme yakın zamanda yaşanmadı çünkü.

Galiba bu gerçeğin farkında olanların eleştirileri de övgüleri de Türkiye'ye rol biçme noktasında kesişiyor.

Birinciler, Türkiye'nin 'tek' başına strateji üretemeyeceğini varsayıyorlar ve 'klasik / statik' politikalardan vazgeçilmemesini öneriyorlar.

Keşke önermekle kalsalar...

Bir yandan 'Ankara Batı'dan kopuyor' endişesini pompalıyorlar diğer yandan da Türkiye'nin Ortadoğu'nun meselelerine bu kadar ilgi göstermesini yadırgadıklarını söylüyorlar.

Verdikleri mesaj ise gayet net:

-Türkiye, ABD'nin Bush döneminde ortaya attığı Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) taşeronu haline geliyor. Ilımlı İslam Projesi Türkiye'de hayata geçirilmek isteniyor.

***

Başbakan Erdoğan'ın çıkışından memnun olanlar da yakalanan havanın etkisinde. Türkiye'nin Ortadoğu'da liderliği eline almasını istiyorlar.

Hayallerini süsleyen politika ise şu:

-Türkiye artık Büyük Osmanlı Projesi'ni (BOP) yürürlüğe sokabilir.

Bence her iki BOP da Türkiye için bir çıkmaz sokak.

Sadece Anadolu insanının son 20 yılda dünya çapında gösterdiği performans Türkiye'nin her iki kalıba da uymayacak bir ülke olduğunu gösteriyor çünkü...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT