1. YAZARLAR

  2. Muhammed Nureddin

  3. Türkiye doğru olanı yapıyor
Muhammed Nureddin

Muhammed Nureddin

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye doğru olanı yapıyor

A+A-

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın bir yandan İsrail’i eleştirirken diğer yandan İran, Irak ve Suriye’yi ziyaret etmesi, Türkiye’deki İsrail destekçisi ve Batı politikalarıyla bağlantılı bazı çevrelerin, ülkenin Batı’dan uzaklaşıp Doğu’ya yöneldiği yönünde uyarılar yapmalarına yol açtı. Bu uyarılar belirli kurallar çerçevesinde anlaşılabilir ama akılcı olduklarını söylemek mümkün değil.

Türkiye Soğuk Savaş boyunca ve hatta 1990’ların sonuna kadar, Sovyetler Birliği’nin yanı sıra Arap ve İslam dünyasındaki kurtuluş hareketlerine karşı Batı’nın ve İsrail’en emriyle mücadele eden, bağımlı ve zayıf bir ülkeydi. Bu dönemde Türkiye’nin bütün komşularıyla ilişkileri kötüydü. Türkiye Bulgaristan, Yunanistan ve Rusya’dan Ermenistan, Azerbaycan, İran, Suriye ve Irak’a kadar düşmanlarla çevrili bir ülkeydi. Tek dostu da İsrail’di.

Bugün Türkiye’de Batı’yla veya İsrail’le ilişkilerin kesilmesini istediğini söyleyen yok. AB’yle doğrudan müzakerelerin, Araplarla Müslümanların yanında durmakla suçlanan AKP hükümeti döneminde başladığı unutulmamalı. Batı’ya ve İsrail’e itaat eden önceki hükümetler bu başarıyı gösterememişti. Bu hükümet, cumhuriyet tarihindeki ‘ikinci devrim’ olarak nitelenen en kapsamlı reformları gerçekleştirdi. Ayrıca yine bu hükümetin döneminde ekonomi gelişti, Türkiye bölgesel ve uluslararası güçlerin çekim merkezine dönüştü. Bu güçler Ankara’nın kendileriyle işbirliği yapması için yarışıyor. Türkiye sorunun parçası olmak yerine çözümün parçasına dönüştü.

Peki, bazı Türk yazarların kızdırılmamasını istediği İsrail Türkiye’ye bölgeden düşman kazandırmak dışında ne yaptı?  İsrail, Irak savaşının en büyük açıklanmamış ortağı olarak Türkiye’nin ulusal güvenliği için en büyük tehlikeye yol açtı. İsrail’in Irak ve Kürdistan’daki olumsuz rolünü herkes biliyor. Sorun, söz konusu yazarların olaylara tek bir açıdan bakmasında. Onlar Türkiye’nin komşuluğu ihmal etmesini istiyor, Suriye, Irak ve İran’la sınırı olduğunu, bu ülkelerin Türk malları için dev bir pazar oluşturduğunu unutuyorlar. Oysa İsrail Türkiye için hiçbir şey ifade etmiyor. Daha da önemlisi, ülkeler ekonomileri ve ordularıyla büyür ama adalet, hak ve insanlığa dayalı ahlaki değerleriyle daha da fazla büyürler.

İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki suçlarını eleştiren tutumuyla Türkiye sadece Arap ve İslam dünyasında değil, dünyadaki hak ve adalet savunucularının da gözünde de büyüyor. Kimse Türkiye’nin Batı veya İsrail’le ilişkilerini kesmesi gerektiğini söylemiyor, ancak hiçkimse Türkiye’nin gücünün İsrail’le ilişkilerinden geldiğini de söyleyemez. Türkiye Araplar kendisini alkışlasın diye değil, çıkarlarına uygun olduğu için böyle davranıyor. Türk ordusunun İsrail’in Anadolu Kartalı tatbikatına katılımının iptaline onay verip, Suriye’yle tatbikat yapılmasını kabul etmesinin nedeni de bu. Türk ordusu, Arapların yanında yer almakla suçlanan hükümetin izlediği çok boyutlu politikanın ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini görmeseydi bu adımları atmazdı. Sorun, dünya ve Türkiye değişirken bazılarının bu ülkeye hâlâ İsrail’in ve Amerika’nın ‘muz cumhuriyeti’ olarak bakması.

(Katar gazetesi Şark, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 1 Kasım 2009)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT