Türkiye abluka altında

13.07.2010 00:52

Muhammed Nureddin

Türkiye, ‘Özgürlük Filosu’ saldırısından beri ablukaya benzer bir duruma maruz kalıyor. Üzerindeki baskılar yoğunlaştı. Birbiri ardına cepheler açıldı. Başlangıç ‘Özgürlük Filosu’ saldırısıydı. Buna paralel olarak PKK’nın saldırıları da arttı. Kürt saldırılarının arkasında ABD’nin olduğu söylenemez, ancak Washington’un bu durumdan istifade ettiği açık. Üçüncü cepheyse Kuzey Irak. Kürt yönetiminin liderleri, Kandil Dağı’ndaki PKK savaşçılarının dokunmayacaklarını açıkça ilan etti. Zira büyük Türk ordusunun gücü 5 bin Kürt savaşçıya yetmiyorsa, Kürt Bölgesel Yönetimi bunu hiç yapamaz. PKK’nın kucaklanmaya devam edileceğine dair mesaj açık. Kürt yönetiminin arkasındaysa ABD var.

Dördüncü cepheyse Türkiye’nin doğusunda. Ermenistan’a giden ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye’yi imzalanan protokolleri hayata geçirmeye çağırıp Ermeni soykırımı anıtını ziyaret etti. ABD, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu da İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Benyamin Ben-Eliezer’le görüşmeye teşvik etti, ancak İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Türkiye’den kesinlikle özür dilemeyeceğini açıkladı.

Belki de Türkiye için en iyisi bu toplantıyı gizlice yapmamaktı. En azından, Davutoğlu’nun Ben Eliezer’le tokalaşmadan önce katil İsrail’den bazı ödünler koparması gerekirdi. Türkiye’de bazıları Ben-Eliezer’in ‘ılımlı’ bir isim olduğunu belirterek görüşmeyi haklı göstermeye çalışıyor. Bu da Türklerin İsrail’in zihniyetini henüz anlamadığının, bazı İsraillilerin ‘ılımlı’ olabileceğine dair tuzağa düştüğünün işareti.

Bütün saldırganlığına rağmen İsrail değil, Türkiye abluka altında görünüyor. Bugüne dek Türkiye İsrail’e karşı bir dizi önlemler aldı. İsrail askeri uçaklarının hava sahasından geçmesini engelledi, Tel Aviv’deki elçisini çektii ve İsrail’le ortak tatbikatları iptal etti. Yine de, Türkiye’nin Özgürlük Filosu saldırısının ve dokuz Türk’ün öldürülmesinin gerektirdiği kadar ciddi bir önlem almadığına dair bir ortak görüş söz konusu. Bu tür bir adım atılmaması acizlik anlamına gelmez, ancak Erdoğan ve politikalarına yönelik saldırı geçmiştekinden daha ciddi.

İran’ın savaşına benziyor

Davutoğlu İsrail’den özür dilemesini veya uluslararası soruşturma komisyonu kurulmasını istedi, aksi takdirde Türkiye’nin ilişkileri keseceğini belirtti. Bu uyarı hiç kuşkusuz ciddi ve bölgedeki şartları değiştiriyor. Türkiye’nin amacı korkutmak olabilir. Ancak ilişkilerin kesilebileceğini sadece ima etmek bile iplerin ne kadar gerildiğini gösteriyor. Türkiye bağımsız bir güç olarak rolü açısından tarihi bir dönemden geçiyor ve rekor boyutta bir saldırıya maruz kalıyor.

Kısmi bir ‘bağımsız karar savaşı’ söz konusu. Bugün ayağa kalkan Türk gücünün girdiği savaş, Mısır’da iki asır önce Mehmet Ali Paşa’nın ve ardından Cemal Abdül Nasır’ın, sonrasında da İran’ın verdiği savaşa benziyor. Bugün Türkiye’nin savaşı, bütün özgürlük güçlerinin savaşıdır. Türkiye herkesin ve özellikle de kendi sorunlarını derin dondurucuya koyan biz Arapların adına bu savaşa giriyor. Bütün yılgınlığımıza rağmen az da olsa katkıda bulunabiliriz. Türkiye’nin savaşı hepimizin savaşı. (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, 11 Temmuz 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim