Türkan Abla

28.04.2009 14:52

Mine Alpay Gün

Nisanın mis gibi bahar devrimi üzerine, bir kâbus gibi çöktü Ergenekon.

Gerçi bizim başımızın belası ne zaman eksik tartılmakta ki.

Hangi sabaha olaysız, şiddetsiz, gerilimsiz uyanmakta ki ülkemiz.

Başka ülkelere gidin, vakıa adına yaprak kımıldamaz.

Ama bizim diyarda bir hareketlilik.

27 Nisan'ın yıldönümü idi dün.

Kutlayacak halimiz yoktu elbet ama gerilimden çıkar sağlayanlar ne baharı bağışlamakta bize, ne hazanı.

Bugün gazetesinin yaptığı habere göre, ÇYDD'nin Kadıköy şubesinde, silinmeye çalışılırken ele geçirilen toplantı notlarında, ürküten ayrıntılar çıktı.

"Türkan Abla" ibarelerinin yer aldığı belge, derneğin Ergenekon'la kanka olduğunu da gözler önüne serdi.

Bir Tuğamiral in "saygı değer Hanımefendim" diye başlayan mektubunda, Ergenekon'un Ata evleri yapılanması ortaya çıktı.

Asıl korkuncu,  şu ifadeler:

"Askeri okullara yakın çevrede oluşturulan kız evlerine en uygun kızlar seçilerek, bu evlere aktarılacak. Kızlar her türlü fedakârlık yapmaları için yönlendirilecek".

"Kız ve erkeklerin birlikte kaldığı evlerde kutsallar açıkta bulunmayacak".

Bu cümlenin ağırlığını nasıl izah edecek acaba Türkan Abla.

Yoksa bu gençler komün hayata özendirilip, birlikte yaşamaya mı zorlandılar.

Televizyonda bir ara "Kampusistan" isimli bir dizi vardı, kız ve erkek üniversite öğrencilerinin aynı evlerde yaşamasını konu alıyordu.

Yoksa bu dizi de mi Ergenekonun işi idi.

Türkiye gençlerinin namusları ile oynayarak, onların değerlerinden kırılmalarını sağlamak daha mı kolaylaşırdı.

Bu diziden sonra muhafazakâr üniversitelilerin bile kalıpları kırılmış, pek çok genç, kızlı erkekli grup, evlerde birlikte yaşamaya başlamışlardı.

Cemaatlere veryansın edenler, bir de buradan bakıp; hiç olmazsa ahlâka zarar vermedikleri için bile Fethullah Hoca'nın grubunu tebrik etmeleri gerekmez mi?

Böyle birlikte kalınan evlerde kutsallar açıkta bulunmayacak denirken de birçok soru zihinlere dolmakta.

Zaten bu derneğin hedefi, İslâm nefreti.

Müslümanlığa ait bir objeyi, yakınlarında hatta kendilerini ziyaret eden halalarının yarım eşarplarında bulunduranlar bile, yurtlardan atılmış.

O halde Hıristiyanlığa ait objelere mi idi acaba; saklayın, göstermeyin uyarısı.

Dernek değil de sanki örgüt.

"Araç yakanların burslarında daha dikkatli olmalıyız. Türkan Abla gerekirse kayıt silinsin ama bursta kesintiye gitmemeliyiz görüşünde".

Demek şehirleri kasıp kavuran, arabaları ateşe veren örgüt, ÇYDD'nin şefkatli kollarında ninnilerle, burslarla beslenmekte imiş.

Toplumun huzur ve güvenliğine kastedenleri bile gözetip kollayacağı, hiç aklımıza gelir miydi?

"DTP'li belediyelere yardımcı olunacak. Burslarda köken dikkate alınacak. Alevi köy ve ailelerin kazanılması için çalışmalar sürecek".

Görüldüğü gibi ayrımcılık had safhada.

Vakıflar müfettişlerinin incelediği belgelerde bu ayrım somut olarak belgelenmişti ama derneğin dev gücüne dokunmak ne mümkün.

Sonra Türkan Hanım, belli kesimlerin saygıdeğer hanımefendisi.

Dernek neyi şeffaf yapmış ki.

Sanki Demirperde ülkesinin bürosu.

Her şey gizli, şifreli, karanlık, meçhul, belirsiz.

"Yurtdışından gelen paralar kesinlikle kayıtlara geçirilmeyecek. Güvenilir üyelerin İsveç hesapları kullanılacak."

Bu kayıtlara geçirilmeyen yurtdışından akan oluk gibi paranın hesabını kim verecek.?

Hangi üyelerin güvenilirliği nasıl test edildi ki, onların İsveç hesapları kullanılarak, hangi karanlık eylemlere kalkışıldı.

Ah, Türkan Abla senin dediğin gibi, tezkereye destek verdiğiniz için derneğinizin arandığı söylemine şimdi kargalar bile gülmekte.

Fakat ben gülemiyorum.

Sadece üzülüyorum.

O bahar kokulu memleketime ve masum halkıma siz ne karanlık yazgılar yazmışsınız öyle.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim