Türk Silahlı Kuvvetleri, inandırıcılık ve değişim...

10.04.2010 03:44

Hasan Cemal

Bir yıl kadar önceydi. Kürt sorunuyla ilgili ‘demokratik açılım’ın hız kazandığı ve bir umuda yolculuğun daha başladığı günlerdi.
Tarih, 27 Mayıs 2009.
Hakkari’nin Çukurca ilçesinde mayın patladı ve 7 asker şehit oldu. Genelkurmay’ın basın bilgilendirme toplantısında iki noktaya dikkat çekildi:
Mayını döşeyen PKK idi, teröristler Irak’ın kuzeyinden sızmıştı.
Askerin açıklaması böyleydi ama PKK da bunu yalanlayacaktı.
Bu arada Türkiye yasa boğuldu, PKK’ya lanet yağdırıldı, Başbakan Erdoğan, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le randevusunu iptal etti.
Ben de bu köşede PKK’yı sert bir dille eleştirmiş, “Açılımdan, barıştan, silahsız çözümden söz edildiği bir dönemde bu böyle gitmez” demiştim.
Bir süre geçti, Hakkari’de, Çukurca’da görev yapan komutanlar arasındaki telefon görüşmeleri internet ortamına düştü.
Korkunç bir durum söz konusuydu.
Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tuğgeneral Zeki Es ve Yarbay Taner ile (XXX) komutanın kendi aralarındaki konuşmalardan bazıları özetle şöyleydi:
Tuğgeneral Zeki Es (Birinci görüşme):
“Komutanım uzaktan komutalı değil. Maalesef... Biliyorsunuz bunları korumak için bizzat kendim yerleştirdim. Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum.”
Tümgeneral Gürbüz Kaya:
“Hiç bir sıkıntı yok, bak hiç bir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok.”
Yarbay Taner (İkinci görüşme):
“Yukarıya mayını terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik.” (Rapora Tümen Komutanı’nın birkaç kez baktığını ve o şekilde yazdıklarını da ekliyor konuşmasında)
(XXX) KOMUTAN (Üçüncü telefon görüşmesinde Es’e):
“Zeki, bu konuşmaların hepsi kayıt ediliyormuş, fazla konuşma. Sabah GES Komutanı beni aradı söyledi.”
Durum tüyler ürperticiydi.
Mayını asker kendi eliyle yerleştirmiş, ancak Genelkurmay’a ‘PKK mayını’ diye bildirmiş,  gerçeği saklamıştı.
Olay basına yansıyınca, bir şehit annesi suç duyurusunda bulunmuş,  Van Başsavcılığı’nın soruşturmasında ise mayınların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullandığı malzemeyle yapıldığı ve askerin güvenliği için döşendiği ortaya çıkmıştı.
Bunun üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığı da hazırladığı soruşturma dosyasını Genelkurmay Askeri Savcılığına göndermişti.
Asker ve inandırıcılık...
Evet öyle.
Bu kaçıncı olay...
Örneğin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un ‘kağıt parçası’ diye nitelediği, ‘ıslak imza’yı hafife aldığı belgeler bugün yargı yolunda...
Bir başka olay yine Orgeneral Başbuğ’la, Balyoz’la ilgili.
2003 yılı başında, Birinci Ordu’da yapılan plan seminerinde ‘yasal sınırlar’ın dışına çıkıldığı biliniyor.
Önceki gün Hürriyet’in birinci sayfasındaki haberde, bu konunun 25 Şubat 2010 tarihli Çankaya zirvesinde de ele alındığı Gül, Erdoğan ve Başbuğ’un buluşmasında, Genelkurmay Başkanı’nın yasal sınırları aşan bu duruma dikkat çektiği bildiriliyordu.
Genelkurmay aynı gün kısa bir açıklamayla bu haberi yalanladı.
İnandırıcı olabildi mi? Hayır.
Nitekim, dünkü Hürriyet’te çıkan bir haber de Genelkurmay açıklamasının inandırıcılığına gölge düşürüyordu.
Ben de dün bu haberle ilgili olarak Çankaya Köşkü’nden güvenilir bir kaynakla görüştüm. Cumhurbaşkanı Gül’ün bu konuyla ilgili olarak herhangi bir yorum yapmak istemediğini söyledi.
‘Yorum yok!”un anlamını gazeteciler iyi bilir.
Türk Silahlı Kuvvetleri ciddi bir inandırıcılık sorunu yaşıyor.
Hilmi Özkök Paşa’nın dediği gibi ‘değişim’den korkmaması lazım askerin...

MİLLİYET

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim