Türk dış politikası başarılı

07.09.2009 05:29

Muhammed Nureddin

Ahmet Davutoğlu dışişleri bakanlığına geldiğinden beri Türk diplomasisi ‘yatışmıyor’. Ankara’yı Suriye’yle Irak arasında arabuluculuk rolü oynarken görmek dikkat çekiciydi. Bu rolü Arap Birliği’nin oynayacağı düşünülüyordu. Arapların yokluğunun gölgesinde bu işi Türklerin yapması Arap dejenerasyonunun ve Türkiye’yle İran’ın rolünün ilerlemesinin göstergesinden başka bir şey değil. Diğer yandan, Türklerin hareketlenmesi Şam’la Bağdat arasındaydı ancak akılları da İsviçre’deydi. Bu kez İsviçre arabuluculuğu Ankara’yla Erivan arasında anlaşma sağlamakta başarılı oldu. Yatışmayan Türk diplomasisi ne istediğini biliyor, dakik araçlarla elindekini hayata geçirmeye çalışıyor.

Fakat Ermenistan’la ilişkiler sorunların çözümsüzlüğü ve iç içe geçmiş olması açısından bir istisnaydı. Kapsamlı bir anlaşma paketi birçok sorunda faydalı olmayabilir. Zira iki ülke arasındaki ‘mayın’ların temizlenmesi ve insanların yıllarca reddedilenleri kabul etmeye hazırlanması gerekiyor. Türk-Ermeni ittifakı diplomatik başarının zirvesiydi. Her iki taraf da bir dizi ön şartı aştı, hem kazanan hem kaybeden oldu. Bu durum projenin iki ülkenin de parlamentosundan geçmesine olanak sağlayabilir. Türkiye Ermenistan’la ilişkilerde görülmedik bir başarı kazandığını iddia edebilir.

Zira diplomatik ilişki kurulması diğer devletin uluslararası sınırlarını tanımak anlamına gelir. Bu da Erivan’ın Türkiye’nin bazı topraklarında gördüğü haklarından ve ‘tarihi Ermenistan’dan vazgeçmesi demek.

Türkiye Ermeni soykırımını ele almak için bir tarih komisyonu oluşturulmasına Ermeni onayını almakta da başarılı oldu. Bu da Ermeniler adına büyük bir geri adım. Zira komisyonun kurulması bile bir soykırım gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bütün ihtimallerin söz konusu olduğu anlamına geliyor. Ermenistan’ın en büyük başarısıysa, anlaşmanın sınırın açılmasını ve diplomatik ilişki kurulmasını Ermeni güçlerinin Karabağ’dan çekilmesi şartına bağlamaması. Bu şart önceki girişimlerin önündeki en büyük engeldi. Hatta Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan mayısta Karadağ işgali sona ermeden diplomatik ilişki kurulmayacağını açıklamıştı.

Sınırın açılması Ermenistan’ı ekonomik açıdan epey rahatlatacaktır ve hatta Azerbaycan, Hazar havzası ve İran’dan Türkiye kanalıyla Batı’ya enerji taşıma projelerine katılımına kapı açacak, kendisini tecritten kurtaracaktır. Azerbaycan’ın bu anlaşmadan en fazla kuşku duyan taraf olacağı şüphesiz. Fakat Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin iyileşmesi ve iki ülkenin olumlu sonuçlar hissetmesi Karabağ konusuna rahatlama getirecek ve hatta Ermenilerin, Karabağ’dan çekilmeyle sonuçlanacak yeni bir yaklaşım sergilemesine olanak tanıyacaktır. Soykırım konusuna da bütün yaklaşımları buluşturan bir çıkış bulunabilir.

Türkiye ve Ermenistan Kafkaslar ve Ortadoğu’da istikrar bağlamında olduğu gibi ikili ilişkilerde de önemli bir mesafe kat etti. Ermenistan’la ilişkilerdeki hassasiyet dikkate alındığında, Suriye’yle stratejik iyileşmenin ardından Türk dış politikasının son yıllarda ortaya koyduğu en önemli gelişme bu olabilir. Kıbrıs sorununun da yıl bitmeden büyük bir ilerlemeye sahne olması uzak bir ihtimal değil. Türkiye dışişleri bakanının inandığı domino teorisi bu.

(Katar gazetesi Şark, 6 Eylül 2009)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim