Tunus Islah Cephesi ve Hizbuttahrir ile Görüşme

10.01.2013 00:20
Tunus Islah Cephesi ve Hizbuttahrir ile Görüşme
Ulustan Ümmete Platformunun, Selefi eğilimli Islah Cephesi ve Hizbuttahrir ile görüşmeleri.

07 Ocak Pazartesi günü Türkiye’den Ulustan Ümmete Platformu, Tunus/Kartaca’ya hareket etti. Gezi heyeti iki gruba ayrıldı. Bir grup Nahta Siyasi Merkezi’ni ziyaret ederken, diğer grup ise Selefi eğilimli Islah Cephesi’ni. İkinci grup Cephe Başkanı Muhammed Khuja ve teşkilattan sorumlu Refik El Awni ile görüştü. Heyetin çevirmenliğini Mustafa Eğilli yaptı.

Islah Cephesi Başkanı Muhammed Khuja:

Hepinize hoş geldiniz.

Osmanlıdan kalan aileler var burada. Bende Köken olarak Türkiye’den geldim.

Sizinle özgürlük ortamında bir araya geldiğimizden dolayı mutluyuz. Fransa’da üniversitede gıda üzerine doktora yaptım. 1990 yılına kadar Tunus’ta bulundum. Sonrasında siyasi suçlu olarak 10 ay hapiste kaldım. Serbest kaldıktan sonra sürekli gözetim altında tutuldum. Bin Ali veya Burgiba döneminde baskı olduğundan “İslam Cephesi” adı altında bir gizli örgütlenme kurduk. Bu örgütlenmeye dâhil olanlar hakkında soruşturmalar, tutuklanmalar yapıldı. Bu örgüte mensup olanlardan kimisi yurtdışına çıktı, kimisi hapse atıldı, kimisi de gözetim altındaydı.

Islah Cephesi yeni oluşmuş bir cephe değil. Devrim öncesi faaliyetlerde bulunan bir cemaat. Devrim sonrasında yurtdışındakiler döndü; hapistekiler de çıkınca yeniden teşkilatlandık ve siyasi faaliyetlere başladık. Partileşme talebimiz siyasi nedenlerden dolayı reddedildi. Parti kuranların önde gelenleri İslami geçmişleri olduğundan reddediliyordu. 2011 yılındaki seçimlere parti olarak değil bağımsız adaylar olarak katıldık. Parlamentoya girdikten sonra ve Nahda Hükümeti kurulduktan sonra talebimiz kabul edildi. Ancak bunu bir lütuf olarak görmüyoruz; çünkü yasal olarak her şeyimiz uygundu partileşmek için. Mart 2012 de ise yasal olarak partimizi kurduk.

Teşkilattan Sorumlu Refik El Awni:

Hoşgeldiniz. Böyle bir ortamda sizinle buluşmak Allah’ın lütfudur.

50 yıldan beri Türkiye’deki hatta Tunus’taki kardeşlerimizle irtibat kurmaktan mahrum bırakıldık. Bu tip buluşmaların devam etmesini istiyoruz. İnşallah İslam hilafeti tekrar Türkiye’den çıkar ve dış düşmanlarımıza karşı bir cephe oluşur. Türkiye’yi gelişmiş bir ülke olarak görüyoruz. Özellikle eğitim konusunda.

Devrim öncesi ve sonrası partinin kurucuları arasında yer aldım. Toplam 14 yıl hapiste kaldım. Devrimle birlikte hapisten çıktım. Allah’ın lütfuyla devrimden sonra bir özgürlük ortamını yakaladık. Bu özgürlük ortamını koruma gayreti içindeyiz. Çünkü bu özgürlük ortamı dolayısıyla kardeşlerimizle görüşme imkânı yakalıyoruz.

Cephe olarak iki önemli konumuz var: Özgürlüklerin genişletilmesi ve geçmiş dönemlerden kalan yolsuzlukla mücadele. Ayrıca Tunus halkını siyasi cephe içine çekme çalışmamız var. Halk genelde onlarca yıl devam eden istibdattan dolayı siyasetten çekiniyor.

Soru: Son seçimlerdeki durumunuzu değerlendirir misiniz?

Başkan M. Khuja:

Daha önce gizli mücadele yürütüyorduk. Bu seçimlere bağımsız olarak girdik.

Seçimlere parti olarak katılmak için başvurduğumuzda ilk başta cevap gelmedi sonrasında ise tekrar başvuru yaptık ancak seçimlere az bir süre kala cevap geldi. Parti olarak hazırlık yapmadık.

Soru: Kendinizi selefi olarak adlandırıyor musunuz?

Başkan M. Khuja:

Her şeyden önce Allah Kuran’da bizi Müslüman olarak adlandırmış. Selefi burada gerici, Humeynici gibi dışımızda takılan bir isim. Ancak biz selefi olmaktan onur duyarız. Selefi Salihin’e uymak onların yaptıklarının azını bile yapsak bizim için onurdur. Biz kendimizi Kuran ve Sünnet’e bağlı bir siyasi parti olarak görüyoruz. Ancak Selefi Salihin’in anladığı şekilde Kur’an’ı ve Sünnet’i anlıyoruz. Bu anlamda ıslahı, öze dönüşü kullanıyoruz. Yoksa batılıların veya başkalarının tanımladığı bir selefilik değil.

Soru: Nahda ile aranızdaki farkı açıklarmısınız?

Refik El Awni:

Dört halifenin yaşadığı gibi yaşamak istiyoruz. Adaleti kökleştirmek istiyoruz. Aramızdaki fark basit bir fark. Biz daha çok vakıanın okunması konusunda ayrışıyoruz. Biz mesajımızı halka iletirken maslahat gözetmeden direkt olarak halka ulaştırmak istiyoruz. Bizim farklılığımız bu. Biz elimizi bütün İslami cemaatlere uzatırken Nahda bu kadar açık değil. Aşırıya gidenler ile taviz verenler arasında bir denge oluşturmaya çalışıyoruz. Yolsuzlukla açık ve şiddetli bir şekilde mücadele ediyoruz.

Başkan M. Khuja:

Biz Allah’ın rızasını gözetiyoruz. Tunus toplumu Müslüman bir toplum. İslami değerleri de uygulamak istiyoruz. Bu konuda taviz vermeden başka baskılar altında kalmadan. İslami sabitelere sıkı sıkı tutunuyoruz bu konuda baskı ve tavizi reddediyoruz.  Örnek olarak İslam şeriatını teşri kaynağı olarak anayasaya koymak istiyoruz bundan taviz vermiyoruz. Anayasada İslam’a aykırı birçok madde var. Şeriatı teşri kaynağı yaparsak bu maddeler yer almayacaktır. Anayasanın bu yönde yapılması için gösteriler yaptık. Şeriatın anayasaya koyulması bir partinin talebi olmaktan çıktı. Tunus halkı bunu istiyor. Nahda’nın bunu görmesi gerekir.

Soru: Abdulfettah Moru ile temelde bir farklılığınız var mı?

Başkan M. Khuja:

Biz kendimizi selefi olarak ifade ediyorduk. Nahda’dan farklı olarak görüyorduk. Nahda’dan önce genel bir isimlendirme vardı: İslam Cemaati. Biz insanların inançlarına yönelik bir sorgulama yapmıyoruz. Sözlerine ve davranışlarına bakıyoruz. Abdulfettah Mora’nın Nahda’ya yönelik eleştirisini itikatta bir sapma olarak ifade etmemiş daha ziyade yaptıkları yanlışları sorguluyor.

Tunus’taki İslami hareket üç aşamadan geçti.

1. Allah’a davet ve İslam kültürü canlandırma dönemi (İslam toplumu dönemi). Bu dönemde tüm Müslümanlar tek çatı altındaydı.

2. 80’li yıllar dönemi. İslam Cemaati farklı fraksiyonlara ayrıldı. Solcu İslam, İslami Yöneliş, İslami Cephe. Solcu İslam batıdan etkilendi. İslami Yöneliş ise siyasi bir yönelişe doğru giderek her şeyden etkilendi.

O dönemde siyasete yönelmekten ziyade Tunus halkının eğitime ve kültüre ihtiyacı olduğunu gördük. Çünkü siyasi arenada mücadelenin bazı tavizler vermeye mecbur bırakacağını düşünüyorduk. Bunun İslami cemaate bir faydasının dokunmayacağını düşündük. Mısır’daki Cemaati İslami ekolüne bağlıydık şimdiye kadar da ilişkilerimiz devam ediyor. Cezayir’deki Cemaatu’l İkaz ile ilişkilerimiz var. Bu örgütsel bir ilişkiden ziyade kültürel bir ilişki.

3. Devrim sonrası dönem. Devrimden sonra birçok oluşumlar ve gruplar çıktı. Yeni dönemde siyasi boşluk olduğunu görerek siyasi mücadele yapılması gerektiğini düşündük ve siyasete girdik.

Soru: Aranızdaki farkları bir tarafa bırakıp Müslüman olarak bir birlik oluşturmak için elinizdeki imkanları kullanıyor musunuz?

Başkan M. Khuja:

Doğrusu hepimizin mercii İslam, ama bizim sabitelerimiz var. Aramızdaki fark biz bunlardan taviz vermek istemiyoruz. Nahda ise taviz veriyor. Sosyal ve siyasi bir program etrafında birleşebiliriz; ancak ilkeler ayrı olacaktır. Biz bağlı olmaya devam edeceğiz ilkelerimize. Biz sürekli elimizi Nahda’ya uzatıyoruz ancak onlardan karşılık bulamıyoruz.

Refik El Awni:

Biz Nahda hareketiyle diyaloglar kurduk ancak onlardan bir karşılık bulamadık. Netice olarak Nahda bir tecrübedir ancak biz bunu bir başarısızlık olarak görüyoruz.

Başkan M. Khuja:

Son seçimlerde Nahda’ya destek verdik. Girmediğimiz bölgelerde onları destekledik. Cepheleşmeler var. Burada da cepheleşme olduğunda Nahda ile birleşebiliriz ancak bizimde bir kitlemiz var. Gerektiğinde tabiiki Nahda’yı destekleyeceğiz.

Eski dönem kalıntıları, meydanların ortaya çıkardığı bu hükümeti devirmek için çalışıyorlar. Biz tüm Salihlere şu çağrıyı yapıyoruz. Gelin devrimi boşa çıkarmaya çalışanlara karşı bir set oluşturalım.

Biz dışa kapalı değiliz. Herkesle ilişki kurmak istiyoruz.

Türkiye modelini bize dayatmaya çalışıyorlar. Tunus farklı Türkiye farklı, şartlar aynı değil. Tek bir tecrübeden yararlanmak olmaz. Biz tüm tecrübelerden yaralanmak istemiyoruz. Türkiye, Libya, Kuveyt Mısır gibi tecrübeler var. Türkiye tecrübesi uzun döneme yayılan bir tecrübe. Biz ise daha yeni bir oluşumuz. Biraz zamana ihtiyacımız var.

TUNUS HİZBU’T-TAHRİR PARTİSİ

07 Ocak Pazartesi günü Ulustan Ümmete Tunus Gezi ve Diyalog Grubu son olarak Tunus’ta yeni resmiyet kazanan Hizbu’t-Tahrir Partisi’ni ziyaret etti.

Heyeti, Parti’nin Siyasi Büro Reisi Abdurrauf El Amri ve Basınla İlişkiler Sorumlusu Muhammed Selim karşıladı.

Gerek Amri gerek Selim’in anlattıklarına göre ilk defa 1970’li yıllarda Avrupa’da eğitim görmüş gençler vasıtasıyla Tunus’a Hizbu’t-Tahrir Hareketi girmiş oldu. Daha sonra Burgia döneminde 1983’te ilk tutuklamalar gerçekleşti. Ve devrimden önceki süreçtete harekete yönelik baskılar ve tutuklamalar devam ediyordu. Devrimden sonra rahatlama ortamı oluştu. 2006 ile 2010 yılları arasında hakkımızda 14 dava açıldı. Ve kamuoyuna duyurulmadan tutuklamalar gerçekleşti. 14 Ocak’taki devrime gençlerimizde katıldı. Biz Hibu’t-Tahrir olarak 1953’ten beri mücadele içerisindeyiz. Devrimden sonra siyasi parti olarak halkın bizi kabul etmesi gençlerin çabaları ile gerçekleşmiştir. Seçimlere katılmadık şeri anlamda bir beis görmüyoruz. Meşru bir araçtır. Ancak yasama üsûlü İslam’a aykırı olduğu müddetçe doğru bulmuyoruz. Önümüzdeki seçimlere katılmayı düşünmüyoruz. Üyelerimiz hükümet içinde yer alıp faydalı olabilirler. Ancak seçimlerde yer almayacağız. Diğer İslamcı partiler ve teşkilatlar bizlerin kardeşlerdirler. Ancak siyasi olarak ayrışıyoruz.

Anayasanın hazırlanmasını Batılıların bir oyunu ve dayatması olarak görüyoruz. Halkın taleplerini karşılamayan bir anayasa hazırlandı ve uygulandı. Devrim oldu halkın İslami beklentisi var ve şu anki anayasa çalışmalarını da doğru bulmuyoruz ve katılmıyoruz. Alternatif anayasa taslağımız hazırdı. Kamuoyuna tartışılması için sunduk. Anayasa taslağımız İslam’ın şer’i ahkâmı üzerine hazırlanmış seksenlerdeki çalışmamızın bir miktar değişmiş halidir. İslam hilafetini kurmak tüm Müslümanların görevleridir. 11 Ocak’ta Kurucu Meclis’in önünde mevcut anayasa çalışmalarını reddetmek üzere eylem yapacağız.

“Önceki Hizbuttahrir anayasasının sizin alternatif anayasanızdan ne farkı var?” sorusuna ise şöyle cevap verildi: “Elimizdeti mevcut anayasanın ortalama 160 maddesine yeni sorunlarla ilgili yaklaşık 20 madde daha ilave ettik. Dolayısıyla Alternatif Tunus Anayasası 180 maddeye baliğ oldu.”

 Haber: Kenan Levent / Bülent Gökgöz

tunus-20130110-1.jpg

tunus-20130110-2.jpg

tunus-20130110-3.jpg

tunus-20130110-4.jpg

tunus-20130110-5.jpg

tunus-20130110-6.jpg

tunus-20130110-7.jpg

Fotoğraf: Bedir Sala / Zehra Türkmen 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim