1. YAZARLAR

  2. Şamil Tayyar

  3. Tuncay Özkan’ın elinde ne kaldı?
Şamil Tayyar

Şamil Tayyar

Yazarın Tüm Yazıları >

Tuncay Özkan’ın elinde ne kaldı?

A+A-

Tuğçe Tatari, Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’ü Akın İpek’e satışıyla ilgili yeni bir iddiayı gündeme taşıdı. İddiaya göre; gerçek satış rakamı 25 milyon dolar değil 52 milyon dolar, aradaki fark da Tuncay’ın cebinde...

Bu yazı Tuncay’la ilgili iddiaları sulandırmak için mi yoksa kamuoyunu bilgilendirmek için mi kaleme alındı, pek anlayamadım.

Ama güzel bir pastı, golü atalım...

Kanaltürk ve Tuncay Özkan’la ilişkili 8 şirket var. Sırasıyla sayalım;
Yaşam TV, Gökcan Prodüksiyon, Pena Reklam, Rek-Tur Reklam, Trakya Basın ve Yayın, Yaşam Haber Ajansı, Dönemeç TV, Reyhanlı Radyo ve TV.

kuruldu, kalanı ise hisse devri yoluyla ekibe dahil edildi. Milyon dolarlık borçlara müteselsil kefil olarak imza atmaktan sakınmayan ve Akın İpek’le pazarlık masasına oturan Tuncay, hiçbir şirkette resmi olarak hissedar değil.

Kağıt üzerinde patron, Tuncay’ın yakın akrabası olduğu belirtilen 1978 doğumlu Ahmet Burak Mızrak. İlk şirketi kurdukları 2004 yılında henüz 26 yaşında.

Can suyu Koç’tan

Kanaltürk’e hayat veren ilk şirket Gökcan Prodüksiyon 28 Mayıs 2004’de kuruldu, karar 3 Haziran 2004’de Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlandı.

Şirketin kurucularına bakalım; Ahmet Gökbulut, Müjdat Kerimcan Kamal, Havva Göksu, Emre Eren ve Adnan Bulut. Bir süre sonra Adnan Bulut, hisselerini Tuncay’ın akrabası Ahmet Burak Mızrak’a devretti.

Şimdi, buraya dikkat edin.

Şirketin kuruluş kararı gazetede yayınlandıktan 4 gün sonra, yani 7 Haziran 2004 günü hesaba eski parayla 2 trilyon 175 milyar lira aktarıldı.

Para kimden dersiniz? Koç Grubu’na ait BEKO Ticaret A.Ş...

Durun, bitmedi...

Kısa süre sonra 8 Temmuz 2004’de Yaşam TV kuruldu, karar 14 Temmuz 2004’de Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandı.

Şirketin kurucuları, Gökcan Prodüksiyon’la aynı. Orada olduğu gibi burada da Adnan Bulut hisselerini sonradan Tuncay’ın gözdesi Ahmet Burak Mızrak’a devretti.

Bu şirketin kuruluş sermayesi, eski parayla 1 trilyon 200 milyar lira. Şirket ana sözleşmesine göre; ortaklar, sermaye taahhüdünün dörtte birini tescil tarihinden itibaren 3 ay içerisinde, kalanı ise 3 yıl içerisinde ödemekle yükümlü.

Ancak, şirket ortakları, bu taahhütlerini öyle 3 yıl beklemeden hatta bir hafta bile geçmeden 12 Temmuz 2004 ve 26 Temmuz 2004 tarihlerinde iki ödemeyle hallettiler.

Çünkü, tulumbadan su çekmek isteyenler başlangıçta tulumbaya su koymayı yeğlemişlerdi. Koç Grubu’ndan Gökcan Prodüksiyon’a henüz ortada TV yayını bile yokken aktarılan 2 trilyon 175 milyar lira, Yaşam TV için can suyu olmuştu.

Kuruluş sermayesini o paradan ödediler. Hatta, RTÜK’e lisans ödemeleri bu bütçeden sağlandı.

Ve Kanaltürk, 15 Eylül 2004 günü test yayınına başladı.

Takviye, FİBA ve CHP’den

Can suyunu Koç Grubu sağladı ama filizlenip meyve vermesi için ilave kaynak suyuna ihtiyaç vardı. Ama onlar hiç zorlanmadılar.

Koç’tan sonra işadamı Hüsnü Özyeğin’e ait FİBA Grubu, Deniz Baykal’ın liderliğindeki CHP ve diğerleri, değirmene su taşıdılar. Mesela, CHP, Kanaltürk şirketlerine toplam 5 trilyon 616 milyar 800 lira aktardı. Bu paranın 2 trilyon 745 milyar liralık bölümünü Kanaltürk’ün test yayınından kısa sonra 2004 yılı Aralık ayında ödedi.

CHP’nin gerekçesi, Atatürk belgeseliydi. Diğerleri de reklama sığındı. Daha kanal kurulmadan 2 trilyon 175 milyar lira aktaran Koç’un muradı ise pek anlaşılamadı!

2007 yılı sonuna gelindiğinde Kanaltürk’ün kasasına yüksek montanlı para transferi miktarı eski parayla 28 trilyon liraya ulaştı. İsterseniz dağılımına şöyle bir bakalım:

-Koç Grubu (yüzde 37.36)

-FİBA Grubu (yüzde 17)

-CHP (yüzde 16.32)

-Cıngıllı Grubu (yüzde 13.37)

-Ülker (yüzde 6.97)

-Bahçeşehir Üniversitesi (yüzde 4.71)

-Paragon TV (yüzde 4.27)

Tuncay masada, para Mızrak’ta

2008 yılı başından itibaren Kanaltürk gelirlerinde başlangıçtaki gibi ciddi hareketliliğe rastlanmadı. Ağa babalar desteğini çekince mayıs ayında Kanaltürk el değiştirdi.

Resmi kayıtlara göre, Kanaltürk, 25 milyon dolara Akın İpek’e satıldı. Akın Bey, paranın 13 milyon dolarlık kısmını 12 Mayıs 2008, 12 milyon dolarlık kısmını ise 13 Mayıs 2008’de Ahmet Burak Mızrak’ın hesabına yatırdı.

Ama pazarlık masasındaki isim Tuncay Özkan’dı. Akın Bey’e sordum, ‘Doğrudur, pazarlığı parayı ödediğimiz Ahmet Burak Mızrak’la değil Tuncay Özkan’la yaptık’ dedi.

Ödemelerin tamamlanmasından hemen sonra, 14 Mayıs 2008 günü şirkette yönetim değişikliği gerçekleşti.

Ancak bu satış işlemi, Tuncay Özkan’ı zor durumda bırakınca vazgeçmek istedi. Yanına, şimdi kendi gibi Ergenekon sanığı olan Tanju Güvendiren’i bir de muhasibi alarak Akın İpek’e gitti.

Akın Bey, ‘Ben paramı ödedim, medyada büyümek istiyorum, kesinlikle iade etmem’ diyerek karşı çıktı. ‘Nuh’ dedi ‘Peygamber’ demedi.

Elinde ne kaldı?

Şimdi bir başka kritik soruya geliyoruz. Ahmet Burak Mızrak, bu 25 milyon doları ne yaptı? Tuncay’ın dediği gibi borçlar ödendikten sonra ellerine sadece 1 milyon dolar mı kaldı?

12 milyon dolar hemen TL’ye çevriliyor, o da eski parayla 14 trilyon 218 milyar lira tutuyor. Digitürk aboneliği, SSK primi ve vergi gibi borçlara gidiyor.

1.5 milyon dolar Ahmet Burak Mızrak’ta kalıyor. 1 milyon dolar Tanju Güvendiren’in hesabına havale ediliyor.

Genç yaşta ünlü işadamları ve CHP’den topladığı paralarla medya patronu olmayı başaran büyük yetenek Mızrak, Tuncay ağabeyine ise 13 trilyon lira teslim ediyor.

Yani, satıştan, borçlardan sonra Tuncay’ın eline geçen para 13 trilyon lira. O da bir kısmını Kızı Nazlıcan ve kardeşi Nuran Halise Belet’e emanet ediyor.

Ha, bunun dışında kayıt dışı işlemi var mı, orasını Tuğçe Tatari’ye sorun.

STAR

YAZIYA YORUM KAT