1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. TSK'dan Umut Kesince Gençleri Kullanıyorlar
TSKdan Umut Kesince Gençleri Kullanıyorlar

TSK'dan Umut Kesince Gençleri Kullanıyorlar

Prof. Yasin Aktay: 'TSK'dan kesilmiş olan umut şiddet potansiyeli ve 'zinde' özellikleri dolayısıyla gençliğe bağlanmış oluyor'

A+A-

KÜBRA SÖNMEZIŞIK | YENİ ŞAFAK

Sosyolog Yasin Aktay Gezi Parkı olayı ile gündeme gelen 'Yeni gençlik' söyleminin siyasetçiler tarafından ortaya atıldığını ve gençlerin siyasetin oyuncağı haline getirdiğini söylüyor. Aktay bunun sebebini Silahlı Kuvvetlerden kesilmiş olan umudu gençliğe yüklemelerine bağlıyor.

Taksim eylemleriyle ortaya çıkan 'yeni bir gençlik' söylemi var. Siz ortada yeni bir gençlik hareketi görüyor musunuz?

Taksim eylemlerindeki gençliğin bütün bir doksanlar kuşağı gençliği için sonuçlar çıkarmamıza imkan vermez. Çünkü bu eylemlerdeki gençlik, sunulmaya çalışıldığının aksine bütün akranlarını temsil eden bir gençlik değil. Ebeveynlerinden aldıkları bir siyasi kimlik, yaşam tarzı ve hınç var ve o da onları Kemalist-ulusalcı bir çizgiye bağlıyor. Taksim eylemlerindekilerin çoğunun maddi durumları iyi ve önceki gençlik hareketlerinde olduğu gibi kolaylıkla galeyana gelebiliyor.

GENÇLER SOSYAL MEDYANIN NESNESİ

90'lı yılların sonunu ve 2000'leri kapsayan apolitik gençlikten bahsediliyor, hatta bundan yakınılıyordu. Size göre zaten epey ideolojik-politik bir ortamda yetişiyorlar, öyle mi?

Tabii ki öyle. Gençlerde de bir politik hareketin ihtiyaç duyduğu kimlik ve hınç fazlasıyla var. Bunlar bir çevrede yetişiyorlar, ilk halkası aileleri ve komşuları olan bir çevre ve buradan alacakları kadar kendiliğinden bir ideolojiyi alıyorlar.

90 kuşağı için bilişim devriminin çocukları, sosyal medyada kendi devrimlerini yaptılar deniliyor. Öyle mi?

90 kuşağının bilişim devrinin çocukları oldukları doğru da, olup bitenlerin onların eseri olduğunu söylemek kolay değil. Olayların detaylarına bakıldığında bu gençleri çokça aşan bir akıl ve planlamanın delilleri var. Sosyal medyada bir devrim yapmak bir yana, sosyal medya kullanılarak tasarlanmaya çalışılan bir devrimin nesneleri konumundalar. Bizzat bu 'yeni gençlik' güzellemesi veya söylemi bile epeyce tecrübeli planlayıcıların üretimi bir şey.

Gençler siyaset için mi oradalar?

Direniş, özü itibariyle siyasi bir şeydir. Arkasında bir siyasi parti var mı anlamında soruyorsanız, CHP tam katılımla orada. İP, SİP, TKP da bütün varlığıyla orada. Gençler üzerine yapılan bazı anketlerde yüzde 75 oranında CHP'ye oy verdikleri veya verecekleri çıkmış. Doksanlan kuşağı hakkında konuşurken aynı zamanda belli bir ideolojik çevrenin doksanlar kuşağı hakkında konuşuyor olduğumuzu unutmamalıyız. Muhafazakar, İslamcı kesimin doksan kuşağı da babalarından çok farklı. Muhafazakar gençler 28 Şubat'ın en bariz etkisiyle bu kimliği aldıkları halde muhtemelen ebeveynleri gibi bir dini eğitim (İmam-Hatip veya Kur'an kursu) almamış veya başka türlü almışlardır.

CHP SAVAŞKANLIĞI DESTEKLİYOR

Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'gençler uyandı' mealinde bir konuşma yapmıştı. Muhalefet kendini ortaya koymada gençliği fırsat olarak mı görüyor?

Yaşlı kuşaklar gençliği bir siyasi enstrüman olarak görüyor ve yönlendirmeye çalışıyor. Bütün gençliğin yanında olduğu yanılsaması üreterek bir tür siyasal uyanıklık yapıyor. Şiddete başvuran, sokak gösterileri yapan, polisler taş atan bir tür vandalizmi de 'uyanma' kapsamı içinde değerlendirerek siyasalın altını oymuş oluyor. Müzakereyi değil, husumeti ve savaşkanlığı öne çıkarıyor. Silahlı Kuvvetler'den kesilmiş olan umut bu şekilde şiddet potansiyeli 'zinde' özellikleri dolayısıyla gençliğe bağlanmış oluyor.

YENİ NESİL FAZLA BENCİL

'Taksim'de bugün görmediğiniz bambaşka bir gençlik var, geleceğin vatandaş tipolojisini çizmeye daha fazla aday' dediğiniz kesim hangisi?

Bu insanların anneleri hatta belki de babaları üniversitelere gidemiyordu bugün ise kendileri gidebiliyorlar. Babaları köydeydi, kendileri şimdi şehirde ve temsil ettikleri değerler defalarca darbeye, ayrımcılığa maruz kalmış. O ebeveynin çocukları da bugün doksan kuşağının daha kalabalık kesimini oluşturuyor ve kendi ebeveynlerinin yaşadıklarından kimliklerini kurmaya yetecek kadar hafıza devralmış bulunuyorlar. Bu hafıza onları bu süreç içinde sokaklardaki gençlerden çok daha farklı bir yerde durmaya sevk ediyor.

Belli bir konfor içinde doğmuş, bilişim çağı gençliği nereye doğru gidiyor?

Bilişim dünyasının bütün bu farklı gençler üzerindeki etkisi de çok farklı olabiliyor. Fakat ben teknolojinin etkisinden ziyade kentleşmiş ailelerin tek veya en fazla iki çocuğundan biri olma halinin etkileri üzerinde durmayı isterim. Yeni nesilleri bireyleştiren, ailelerinden gördükleri farklı ilgi dolayısıyla narsist eğilimleri gittikçe artan, bencillik ile bireyselliği arasında bir ayırım yapmakta zorlanan bir nesil sözkonusu. Bilişim dünyası bu yeni kişilik yapısının üzerine belki bir şey ekliyordur,ama belirleyiciolan değildir.

Eski tüfeklerin çocukları meydanda

68 kuşağından başlayan ve 2000'lere kadar gelen nesil ihtilal, darbe ve bununla gelen yasaklara tanık oldu. Fakat yeni gençlik için bunu söylemek mümkün değil. Bunları yaşamayan gençlik yaşanılanları bilmeden itirazında ne kadar derinleşebilir?

Derinleşemiyor zaten. Darbecilerin hafızası çok güçlü, daha önce uyguladıkları yöntemleri aynen uyguluyorlar. En fazla güvendikleri şey de yeni nesillerin hafızalarının nisyan ile malüllüğü. Ancak eski kuşakların çocuklarının bu tür vakalarda öne çıkıyor olduğunu da bildiğimizde konunun o kadar da basit olmadığını görüyoruz. Geçmişte darbelere karşı durmuş insanların çocuklarına bakmak lazım. Onlar nerede duruyor?

Bu gençlere olduğundan daha büyük bir anlam ve sorumluluk yüklenmiyor mu?

Kesinlikle. Alabildiğine küfürbaz, kitch ve maço söylemleri arasından son derece estetik mizah görmeyi başarabiliyorlar. Diğer yandan koca koca yazarlar, çizerler, sanatçılar 'bu sefer başka' diyor ve tek özelliği şımarıklık olan bu vandalizmi cesaretlendiriyorlar. Devrim bu kez göz kırpıyor diyebiliyorlar. Gençlik hareketlerinin kimlerde devrim heyecanını depreştirdiğini gördüğümüzde şaşırıyoruz. Atanamamış devrimcileri mi, gerçekleşememiş hayalleri mi ararsınız, her şey var.

90 kuşağı 60 ihtilali kuşağı gibi tarihte yerini alır mı?

Bu olayın kendisinin tarihteki yerini alacağı kesin. Önemsiz bir kalkışma değil. Harekete geçirdiği 'devrim bloku' itibariyle de Türk solu için önemli bir tecrübe olmuş olacak. Ama olayın kaydını sadece sol tutmayacak. Daha akıllı başlı tarihçiler de sosyolog ve siyaset bilimciler de olup bitenlerin kaydını kendine göre tutuyor. İslamcılar da tutuyor bu işin kaydını.

HABERE YORUM KAT