1. HABERLER

  2. HABER

  3. TSK'dan Bir İlk: 'Darbe Mağduru Başkan'a Anma
TSK'dan Bir İlk: 'Darbe Mağduru Başkan'a Anma

TSK'dan Bir İlk: 'Darbe Mağduru Başkan'a Anma

TSK ilk kez 27 Mayıs darbesiyle koltuğundan edilen ve idama mahkum edilen Eski Genelkurmay Başkanı Erdelhun'u mezarı başında andı.

A+A-

TSK, ilk kez 27 Mayıs darbesiyle koltuğundan indirilerek, cunta mahkemeleri tarafından İmralı'da idama mahkum edilen dönemin Genelkurmay Başkanı Erdelhun'u mezarı başında andı.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, 27 Mayıs darbesi mağduru 10'uncu Genel Kurmay Başkanı Şükrü Erdelhun'un 9 Kasım'da mezarı başında anıldığı belirtildi.

Açıklamada, "10'uncu Genelkurmay Başkanı merhum Orgeneral M. Rüştü Erdelhun, ölüm yıl dönümünde Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kabri başında 09 Kasım 2015 tarihinde yapılan tören ile anılmıştır." denildi. 

Anma törenin TSK'da ilk kez yapıldığı belirtiliyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın Rüştü Erdelhun'un rütbelerini 1966 yılında iade ettiği ortaya çıkmış ama bunu 2012 yılında kamuoyuna açıklamıştı.

Rüştü Erdelhun, Adnan Menderes hükümetleri döneminde genelkurmay başkanlığı görevinde bulunuyordu. 27 Mayıs cuntası, Menderes ile birlikte Erdelhun'u da Yassıada'ya göndererek idamla yargılamıştı. Erdelhun'un idam kararı daha sonra müebbet hapse çevrilmiş, dört yıl sonra 1965'te Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından affedilmişti.

sukru-erdelhun.jpg

DARBE KARŞITI BİR GENELKURMAY BAŞKANI

1960 yılında DP iktidarı döneminde Genelkurmay başkanlığı görevinde bulunan Rüştü Erdelhun, darbe fikrine karşıtlığıyla biliniyordu. Erdelhun, kuvvet komutanları ve 20 kadar general, 27 Mayıs'tan yalnızca bir hafta önce Başbakan Menderes’i ziyaret ederek bağlılıklarını bildirmişlerdi.

Rüştü Erdelhun, askerin siyasete karışmasına ve askeri cuntalara karşı biri olarak görevi boyunca seçilmiş hükümetlerin yanında yer aldı. Erdelhun Paşa, 27 Mayıs askeri darbesinden 12 saat önce, düşük rütbeli subayların kalkışabileceği bir darbeyi önlemek amacıyla cuntacıların da aralarında olduğu subayları Genelkurmay Karargahı’nda topladı.

Erdelhun Paşa burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: 1912’de Balkan Harbi’nde Silahlı Kuvvetler İttihatçı ve İtilafçı diye ikiye bölündü. Emir komuta ve idarenin muhal olması neticesinde Osmanlı İmparatorluğu parçalandı. Bütün bu misaller askerlerin mesleklerinden gayri bilmedikleri ve rejimin kendilerine vermediği hakları zorla alarak ya aşırı milliyetperverlik ya da birden, sıfırdan yüze çıkabilmek için yaptıkları hareketlerdir. Anayasa iç hizmet kanunu ile silahlı kuvvetler, millet iradesi yetkisine verilmiştir. Parlamento ve onun icra ettiği hükümetin elindeki bir kuvvettir. Demokratik rejimlerde parlamento ve hükümet, milletin seçimi ile meydana gelir. Partiler içerisinde en çok rey alan iktidara geçer. Bugün Demokrat Parti iktidardır. Silahlı Kuvvetler parti diye değil, seçimle gelmiş bir iktidar hükümetinin emrindedir. Yarın seçimleri Halk Partisi kazanırsa ordu onun başkanına da itaat etmeye ve emirlerini yapmaya mecburdur. Seçimle gelen hangi iktidar veya partinin herhangi bir kusuru olursa onu millet takdir eder. Ve seçmez, düşürür.

Kulağıma gelen bazı haberlere göre Ankara’da 60 kadar subay Sayın Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nü ve Millet Meclisi’ni basarak istifalarını isteyecekmiş. Bugün Türkiye’nin en değerli malı Silahlı Kuvvetler’dir. Bunun diğer maddi ve fiziki kıymetlerinden başka hassaten itaatkârlığı, hükümet ve milletime; kanunlarına riayeti sayesinde malıdır. (Silahlı Kuvvetler’de) Kıta ile veya kıtasız, cüzi ve külli yapılacak böyle bir hareket, yukarıda Türkiye için değerli mal olarak ifade ettiğim biricik kıymetli silahlı kuvvetlerin bu değerini gaip etmesiyle (kaybetmesiyle) neticelenir. Sonra, demokrasiye ve seçime bir darbe olacak böyle bir hareketin milletin büyük ekseriyetince tutulmayacağından neticesi hüsran olur.

ÇABASI DARBEYİ ÖNLEMEYE YETMEDİ 

Ancak Erdelhun Paşanın darbeden 12 saat önce yaptığı bu knuşma darbenin önlenmesine yetmedi. 27 Mayıs günü 37 düşük rütbeli subay askeri bir müdahaleye kalkıştılar ve bunda başarılı oldular. Seçilmiş olan hükümeti devirerek meclisi feshettiler, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve hükümet üyelerini tutukladılar. Darbeci subaylar ( Milli Birlik Komitesi adını aldılar) daha sonra kendileriyle birlikte hareket etmeyen subayları Hükümet yanlısı ve darbe karşıtı olmak sebebiyle tutukladılar. Tutuklananların başında ise Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun vardı. Erdelhun Paşa’nın evi tanklarla kuşatıldı, kapısı dipçikle kırılarak gözaltına alındı ve tutuklandı. Tutuklandıktan sonra tüm rütbeleri söküldü er statüsüne düşürüldü ve Yassıada'da sürekli dayakla aşağılandı.

Yassıada mahkemeleri sonunda birçok Demokrat Partili gibi idama mahkum edilen Erdelhun Paşa, Kayseri Cezaevinde yaklaşık bir sene hapis yattı. Erdelhun ile ilgili karar daha sonra ömür boyu hapse çevrildi. Sonrasında ise Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından affedildi ve serbest bırakıldı.

İngilizce, Fransızca, Japonca, Almanca, Arapça ve Rusça bilen Erdelhun, daha sonra gözlerden uzak bir hayat yaşadı ve 1983 yılında İstanbul'da vefat etti.

Kaynak: Dünya Bülteni

Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT