TSK’daki İsrail lobisi nasıl çalışır

20.11.2010 21:10

Emre Uslu

Şu günlerde Türkiye’nin gündemini Füze Kalkanı Projesi sarmış durumda. Doğal olarak tartışmanın tarafları İran ve İsrail olarak sunuluyor. Hükümetin İran’a yönelik olacağı anlaşılan Füze Kalkanı’na karşı çıkacağı, buna mukabil İsrail lobisinin bu durumu fırsat bilerek hükümeti sıkıştırma hamlesi yaptığı değerlendirmeleri mevcut.

Washington’da İsrail lobisinin kalbi olarak kurulan Washington Institute’un Türkiye Direktörü Soner Çağaptay Füze Kalkanı Projesi tartışmaları sırasında yeniden devreye girdi. Etkili yayın organlarından The Wall Street Journal ve Foreign Affairs gibi yayın organlarında AKP hükümetinin Füze Kalkanı Projesi’ndeki pazarlıkçı tutumunu eleştiriyor. Çağaptay ve İsrail yanlısı lobiye göre AKP kendisini İslami medeniyetin koruyucusu olarak tanımlıyor ve bu nedenle de Suriye ve İran’a yakınlaşıyor. Bu noktada Türkiye’nin geleceğini belirleyecek en kritik sürecin 2011 seçimleri olduğu vurgulanıyor. Benzer iddiaları ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman da gündeme getirdi.

Kuşkusuz bu görüşlerin ektili yayın organlarında gündeme getirilmesinin değişik sonuçları oluyor. Ancak asıl etkili olan ülke içindeki kurumlardan gelen raporların sonuçları. Bu raporlar zaman zaman basına da yansıtılarak siyasi irade kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Bu noktada İsrail Lobisi 28 Şubat sürecinde kritik bir adım atarak değişik yöntemlerle TSK’yı etkisi altına almaya çalışmıştır. Bunlardan en çok tartışılanı Genelkurmay’da bulunduğu iddia edilen İsrail odasıdır. –Ki bence bu mekanizma o kadar da önemli değildir.- Yüksek düzeyde askerî işbirliği yapılan ülkelerin kurumları arasında böylesi mekanizmaların kurulması olağandır.

Türkiye’de tartışılmayan ve TSK’nın geleceğini etkileyecek bir mekanizma ise yine 28 Şubat döneminde atılmış Ankara- Washington- Tel Aviv arasında oluşturulan bir mekanizmadır. Buna göre İsrail’in lobisini yapmak üzere oluşturulan Washington Institute’ta oluşturulan “Military Fellow” (askerî uzman) projesi ile Türk, Amerikan ve İsrailli subaylar Washington Institute çatısı altında bir süreliğine ağırlanıyor. Bu ağırlanmanın ücretini ise TSK ödüyor. Washington Institute’ta “military fellow” olarak ağırlanan Türk subayların önü açılıyor ve yükseltiliyor. Bu subaylar stratejik zamanlarda devreye girerek İsrail lehine raporlar yazıyor. AKP hükümetinin ruhunun bile duymadığı bu program sayesinde AKP politikalarına muhalefet “TSK’nın resmî raporları” marifetiyle yapılıyor.

Bunlardan en son örneği Türkiye-Suriye Askerî İşbirliği Toplantısı öncesi Genelkurmay 2. Başkanı Aslan Güner’in, Şam ile anlaşmanın İsrail’i rahatsız edeceğini öne süren bir raporu basına yansıdı. İddiaya göre Türkiye ve Suriye’den 10’ar bakanın katıldığı toplantıda alınan ve İsrail’i son derece rahatsız eden Askerî İşbirliği Kararları, Genelkurmay Karargâhı’nda kriz çıkardı. Türk ve Suriyeli üst düzey askerî yetkililer arasında 21-25 kasımda yapılması planlanan toplantı öncesi Genelkurmay 2. Başkanı Aslan Güner’in bu zirveyi önlemek için Dış İlişkiler ve Uluslararası Güvenlik İşleri Daire Başkanı Tümgeneral Bertan Nogaydaroğlu’ya hazırlattığı bir raporu Genelkurmay’a sunduğu öğrenildi. Raporda; İsrail’in Suriye’yle yapılacak toplantıdan rahatsız olacağı belirtilerek İsrail’le sürdürülebilir iyi ilişkilerin devam ettirilmesi gerektiği üzerinde durulduğu öğrenildi. Rapor Güner tarafından Genelkurmay’a arz edilirken; siyasi konjonktürün bu toplantı için müsait olmadığı, yakın bir zamanda da böyle bir toplantının yapılmasının düşünülmemesi gerektiği tezinin işlendiği belirtildi.

Türk basınında nedense çok önem verilmeyen bu rapora imza atan Tümgeneral Bertan Nogaydaroğlu yukarıda sözünü ettiğim mekanizma çerçevesinde Washington Institute’ta “Military Fellow” olarak görevlendirilmiş “şanslı” subaylardan biri. Daha sonra Washington’da askerî ateşe olarak göreve gönderilen Nogaydaroğlu’nun adı meşhur Hudson toplantısında da geçiyordu. 2007 yılında ABD’de Yahudi lobisinin etkili kuruluşlarından Hudson Enstitüsü’nde yapılan bir toplantı gündeme bomba gibi düşmüştü. Toplantıda Anayasa Mahkemesi’nin emekliye ayrılan başkanı Tülay Tuğcu’ya suikast, PKK’nın Beyoğlu’nda 50 kişiyi öldürmesi, ardından da Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesini de içeren ülkemize yönelik dehşet verici senaryolar tartışılmış, Talabani’nin oğlu Kubat’ın da bulunduğu ortamda “PKK liderleri teslim edilse nasıl olur” sorusuna “iktidara destek olur, yapmayın” cevabının verildiği ortaya çıkmış, toplantıya katılan bazı ABD’liler bu iddiaları doğrulamıştı. 2008 YAŞ toplantısında terfi ettirilmedi ancak daha sonra terfi alarak tuğgeneral oldu ve TSK Karargâhı’nın en kritik noktalarından biri olan Uluslararası Güvenlik İşleri Daire Başkanı oldu. Konumu gereği hazırladığı raporda siyasi iradenin aldığı karara rağmen Türkiye-Suriye yakınlaşmasının İsrail’i rahatsız edeceğine vurgu yaparak İsrail lehine tutum sergilemiş oldu.

Şimdi soru şu: General Nogaydaroğlu o raporu hazırlarken İsrail Lobisi için kurulmuş Washington Institute’ta kurduğu ilişkiler ne kadar etkili oldu? Daha da önemlisi 1996 yılından bu yanda devam eden ve parasını ödediğimiz vergilerden karşıladığımız İsrail lobisine çalışan “Military Fellow” sisteminden kaç Türk subayı geçti/geçiyor. Bunların bir kısmını elbette biliyorum. İsimleri bende mevcut. Bu subayların karar alırken Türkiye-İsrail ilişkilerinde tercihlerini nasıl kullandıkları da merak konusu. General Nogaydaroğlu raporu gibi, İsrail sözkonusu olduğunda siyasi iradenin hilafına, TSK içinde kaç rapor hazırlanmıştır ve bu raporları hazırlayan o komutanların kaçı Washington Institute’un “Military Fellow” programında bulunmuştur? Hükümetin acilen cevap vermesi gereken soru halen devam eden bu programın kimin lehine çalıştığını tesbit etmektir. Siyasi irade İsrail’e karşı tutum alırken askerî iradenin halen orasıyla iş tutması, o kurumlarda çalışan Türk uzmanların demokratik yöntemle seçilmiş iktidarı hedef göstermesi, bunun için “içerden” bilgiler alması ne yaman çelişkidir... Kısaca Türkiye’de İsrail lobisi kendi vergilerimizden kesilen paralarla finanse edilir ve İsrail lehine çalışır.

Bu arada Türkiye’nin İsrail ile iyi ilişkileri yeniden kurması bana göre çok önemlidir ama bunu yaparken kendi menfaatini düşünmesi gerekiyor. Ben o raporların Türkiye’nin menfaatine olup olmadığından emin değilim...

NOT: Derin Devletin Tehdit Haritası: Dün Kürtler Bugün Cemaatler adlı kitabım çıktı. Derin devletin stratejik aklının nasıl çalıştığını anlamak isteyenler için bütünlüklü analizler içerdiğini düşündüğüm kitaba ilişkin değerlendirme ve eleştirilerinizi bekliyorum...

acilim1@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim