1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. TSK Medyası mı?
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

TSK Medyası mı?

A+A-

‘Gazetecilik’ yapmak yerine ‘TSK medyacılığına’ soyunanları, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu ‘ters köşeye’ yatırdı.

Aslında soru basit...

Bir Kara Kuvvetleri Komutanı ile her taşın altından ismi çıkan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili’nin, ‘karargah giriş ve çıkışlarında bulunan güvenlik kameralarının karartıldığı, komuta katınınsa tamamen boşaltıldığı’ bir ortamda gizlice buluşmaları ‘haber midir, değil midir?’

Eğer ‘görevli’ ya da ‘yeminli’ değilseniz bunu belden aşağı vuran, özel hayata giren iğrençliklerle bir tutma imkánı var mı?

Ama gel gör ki...

‘TSK gazetecisine’ göre, bu iddia haber değil.

Taraf Gazetesi’nin ortaya çıkardığı bu gerçekten çok rahatsızlar.

Tabii ‘Ergenekon’u da unutmamak gerek.

‘Askeri menşeli’ bombalar ortaya çıktıktan sonra da aynı duruşla karşılaşmadık mı biz bu gazetelerde?

* * *

Üstelik haber olayın kahramanları tarafından doğrulandı.

Orada da kalmadı...

Enis Berberoğlu, Taraf Gazetesi haberi yayınlamadan önce Osman Paksüt’ün görüşmeyi Hürriyet muhabirinden gizlediğini, yalan söylediğini açıkladı.

Madem masum bir görüşme bu, neden taraflardan biri önce ‘inkár’, sonra ‘kabul’ ediyor?

Anında savunmaya ve suçlamaya geçen ‘TSK medyacılığı’ neden ‘kameraları karartma ve kat boşaltma’ iddialarının üzerinde hiç durmuyor?

Kendi mesleğine ihanet edende utanma aramak yersiz ama...

İnsan gene de merak ediyor.

Şimdi ‘paranoya’ diye yazan andıççılar...

‘Asker adına açıklama yapan’ Ankara temsilcileri...

Görüşmeyi haber yapanları ‘acemi psikolojik savaşçı’ ya da ‘organize işler yanlısı’ ilan edenler...

Berberoğlu’nun haberini okuduktan sonra utandılar mı?

* * *

Olması gereken neydi?

Aslında onu da gene Enis Berberoğlu dünkü yazısında tekrarlıyordu:

‘Dün bu köşede Osman Paksüt’ün Başbuğ görüşmesini saklamasını eleştirdim.

Şaşıranlar ve ‘Neden gerek duydu?’ diye merak edenler çıkabilir, hemen anlatayım.

Bendeniz gazetecilik mesleğinde eksik bilginin, yanlış bilgiden daha tehlikeli olduğuna inanırım. Yanlış bilgi uçar gider, eksik bilgiyse komplo teorilerine hizmet eder.’

* * *

TSK Medyası’nın hali ortada.

Ya Genelkurmay?

‘Kameralar karartılmış’...

‘Komuta katı tamamen boşaltılmış’...

Anayasa Mahkemesi başkanvekili bir gece önce Hürriyet muhabirine görüşmeyi yalanlamış, ertesi gün ise ‘ziyaret tebrik amaçlıydı’ demiş...

‘Tebrik ziyareti’ bir saat on beş dakika sürmüş...

Tüm bunlar ortadayken, Genelkurmay ‘maksatsız ve seviyeli’ olduğunu iddia ettiği bu görüşmeyi, pek seviyeli sayılamayacak bir ‘kelime seçimi’...

Ve ‘korkutmaca’ ile örtmeye uğraşıyor.

Herkes ürker...

Herkes susar...

Ya da ‘TSK Medyası’ gibi olup biteni ‘çok doğalmış’ gibi pazarlamaya girişirse...

İşler düzelecek, toplumsal vicdan ve kanaat rahatlayacak mı?

Gerçekten saygın...

Gerçekten inanılır...

Gerçekten güvenilir olmak istiyorsan tek bir yol var: Saydam olmak.

Hálbuki ilkesizlik ve çifte standart her yana bulaşmış ve ülkeyi çürütüyor.

* * *

Askeriyenin savunma...

Yargının hukuk...

Medyanın habercilikten yana ‘taraf’ olmadığı bir ülke çöker.

Bu çöküş, yalanla, dolanla, küfür ve hakaretle, korkutmacayla önlenemez.

Neden herkes asıl işine bakmaz da, ‘demokrasi ve evrensel hukuk ilkeleri’ dışına çıkarak ülkeye kendi menfaatlerine göre nizam vermeye kalkışır?

Neden olacak, bu Osmanlı’yı batıran İttihat ve Terakki illetidir.

* * *

Doğruyu söylemeyen, komutanlarla gizlice buluşan bir üyesine karşı ağzını açmayan bir kurum da...

Yapmaması gereken işlerle uğraşan bir askere arka çıkan kuruluş da...

Bunların üstüne gitmek yerine, ‘amigoluk’ yapan medya da...

Saygınlığını yıpratır.

Toplumun dirliğini, düzenliğini...

Ve her şeye rağmen birlikte yaşamak için tek önemli güvencesi olan ‘hukuku’ yok eder.

O noktaya doğru hızla gidiyoruz.

Her şey lime lime...

* * *

Umut var mı?

‘Mızrağın çuvala sığmadığı’ son olay, eğer TSK Medyası’na yeniden gazeteciliği hatırlarsa bir umut olabilir.

Çünkü askeriyeye de, hukukçuya da ‘işini hatırlatacak’ ve bu ilkelere göre onları denetleyecek bir medyaya ihtiyacı var.

Ama bunun için...

‘TSK Medyası’ başta olmak üzere tüm yazılı ve görsel basının kendi ‘mesleğine’ geri dönmesi, yalancılığı, tutarsızlığı savunmaktan vazgeçmesi gerekiyor.

28 Şubat’ta ‘Andıç’ ulaklığı yapan ya da asker adına açıklamalara girişenlerle bu iş zor ama gene de bakacağız...

Star Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT