1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. TSK, Kime ve Neye Karşı Bir Savunma Gücüdür?
TSK, Kime ve Neye Karşı Bir Savunma Gücüdür?

TSK, Kime ve Neye Karşı Bir Savunma Gücüdür?

Bütün asırlarımız, hep kılıç ve altın (zor ve zer)’a dayalı bir siyasî entrika, Hz. Ali’nin şehadetiyle noktalanan ve egemenliğini ilan eden zorbalık, sonraki bütün tarihimiz boyunca milletimizin, İslam Milleti’nin ensesinde, tahakkümünü asırlarca sürdürm

A+A-

Bu ordu, kime ve neye karşı bir savunma gücüdür?

Selahaddin E. Çakırgil

Bir önceki yazının son bölümünde, mustafî / istifa etmiş Org. Koşaner’in ses kaydına değinilirken, henüz tamamı açıklanamayan bir bölümde yer alan bazı konulara anahatlarıyla değinmiş ve,Genelkurmay eski Başkanı em. Org. Işık Koşaner’e aid olduğunda hemen hiç kimsenin şübhe etmediği bu ses kaydında, daha neler-neler yok ki..

’Asker-Polis ilişkisinde gerekirse ortalığı ayağa kaldırırız.. / Hukuka ne kadar saygılı olacağız? Biz enayi miyiz? / Erler, subayların  özel işlerinde kullanılıyor, kimi itini gezdiriyor, kimi evini boyatıyor.. /  Astlar, Genelkurmay’a yalan söylüyor.. / Ergenekon ve Balyoz dâvalarındaki itiraflar ve sorumluluğun kimde olduğu, / OYAK için verilen mücadele ve niçin vergi vermek istemedikleri, / Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ((AYİM)’in neden kalkmaması gerektiği,/ Sayıştay’ın askerî harcamaları kontrol etmeye başlaması ve artık paraların daha dikkatli kullanılması,/ TKS’nın kanun ve yönetmeliklerin dışına çıkılmasını bir yol haline dönüştürdükleri ve bunun hep böyle devam edeceğini zannettikleri..’ vs.. konularda yaptığı değerlendirmelerin herbirisi de, gerçekten de ibretlik..’ demiştim..

Şimdi, bu ikinci bölüme aid ses kayıdları da bütünüyle açıklandı..

Hâlâ, ’Koşaner’e aid olduğu ileri sürülen ses kayıdında...’ diye duyuruluyor bu sözler, ama, Koşaner’den bir reddiye de yok. Onun ses tonunu bilenler de, bu kadar uzuuun bir konuşmanın başka birisince taklid edilemiyeceğini ve ayrıca, dile getirilen konularda bir başkasının o kadar derin vukûfiyetle konuşmasının neredeyse imkânsız olduğunu da belirtiyorlar.. Kaldı ki, bir yerde bizzat kendisi de ismini telaffuz ediyor, ’Ben Işık Koşaner olarak..’ diye..

Ve amma, Işık Koşaner, günlerdir tek kelime etmiyor, ’O ses bana aid değil..’ diye..

MHP Lideri Bahçeli ise, konuya hâlâ, ’devlet mahremiyetinin kalmadığı’ açısından yaklaşıyor.

Elbette bu da doğru, ama, ortaya çıkan -Koşaner’in deyimiyle- bu ’kepazelik’ler, gizli kalsaydı, daha mı iyiydi?

Başbakan Yard. Bekir Bozdağ ise, bir tv. ’Özel bir görüşmenin bu gibi, kanundışı yollarla dinlenmesinin iyiniyetten uzak olduğunu’ dile getirmekle yetiniyordu..

Halbuki, ortada bir özel konuşma yok..  Anlaşıldığına göre, en yüksek askerî toplantılardan birinde, bir Genelkurmay Başkanı, başında bulunduğu ve ülkenin en önemli ve hassas kurumunun en mahrem konuları, diğer komutanlarla paylaşıyor..

Bu konuşmanın böylesine, ordu içindeki çürümüşlüğü itiraf  şeklinde değil de, ’bir savaş öncesi kriz veya direkt savaş’ durumunda, karşı tarafa uygulanacak taktik ve stratejilerin ele alındığı, tartışıldığı bir toplantıda yapılmış olduğu tasavvur edilsin..

O zaman, ortaya çıkacak fecaatin dehşetli boyutları tasavvur ve tahayyül olunabilir mi?

Yazının Devamı…  

HABERE YORUM KAT