Travma ve güncel sancı

25.06.2008 06:54

Ahmet Taşgetiren

Geçtiğimiz günlerde internet üzerinden canlı yayın yapan ONTV'de, Erol Mütercimler'in yönettiği Aynanın Arkası programına konuk oldum. İki saate yakın bir program oldu. Mütercimler sohbeti, yaşanan gerilimin tahlilinden başlatmak istedi.

Ben de Osmanlı'nın çözülüş dönemini, milli mücadeleyi, yorgun milletin yeniden ayağa kalkmasındaki zorluğu, yeni devletin bir hamleye ihtiyacının bulunduğu, Cumhuriyet'in muhtemelen böyle bir hamleyi öngördüğü, ama tam da bu noktada "Din" ile ilişkinin sağlıklı kurulamaması sonucu, Din- Devlet - Toplum ilişkisinde bugünlere kadar uzanan problemli bir alan ortaya çıktığı, bunun da askerlerin "yığınakta hata" diye tanımladığı şeye sebep olduğunu söyledim.

 Sonra "Atatürk ve Din" konusu üzerine konuştuk. Atatürk'ün din ile ilişkisinin sunumunda farklılıklar bulunduğu, bir kesimin din ile olan kendi problemlerini Atatürk üzerinden yansıtmaya yöneldiği, bunun da bedelinin Atatürk'e ödetildiği üzerinde durduk. Özetle, geçtiğimiz yıllarda Türkiye'yi sarsan ve bugün de yaşanan sancılarda, bu arka planın etkili olduğunu düşündüğümü söyledim.

Yaptığımız olay şuydu: Türkiye'nin sancısını tahlil ve çözüm arayışı. Farklı tahliller yapabilir, farklı çözümler de üretebilirdik. Nitekim zaman zaman Mütercimler'le farklı düşündüğümüz konular oldu. Kimin düşüncesi haklıydı, kimin düşüncesi meşru idi, kimin düşüncesi daha baştan reddedilmeliydi? Bu soruların net bir cevabı var mı? İyi niyetle tartışa tartışa gerçeğe doğru yürümek söz konusu. Gelelim Dengir Mir Mehmet Fırat'' ın "devrimlerin halkta bir travma oluşturduğu" görüşünün yol açtığı kıyamete...

Tahminim o ki, Fırat da, Amerikalı gazeteci Sabrina Tavernise ile oturup "Türkiye'nin yaşadığı sancı" üzerine uzunca bir tahlil yapmıştır. Sabrina Tavernise'ın yazısı da zaten bir tahlil yazısı. Dışardan yazılan bu tür yazılar, ister istemez, çok geniş bir konunun farklı boyutlarını bir arada sunma ihtiyacı duyuyor. O zaman da sizin yaptığınız uzun değerlendirmelerin minicik bir boyutu analize yansıyor. Tam da burada, ülkenizdeki psikolojik savaş mantığı devreye giriyor.

Şimdi sorayım:

-Devrimlerin halkta bir travmaya yol açtığı tespiti Türkiye'de ilk defa mı dile getiriliyor?

 -Hangi tarihçi bundan daha farklı bir yorum ortaya koymuştur ki?

-Bizzat devrimleri yapanlar bunun "halka rağmen" olduğunda ısrarlı değil midirler?

-"Devrimler biraz da kanlı olur" sözü, bir takım tepkileri ortadan kaldırmanın meşrulaştırıcı mantığı olarak gelişmemiş midir?

-Bugün CHP lideri Baykal, "Laiklik halk oyu ile mi geldi?" sorusunu niye soruyor?

-28 Şubatçılar, 1950'de demokrasiye geçmekle hata yapıldığını, çünkü devrimlerin henüz halka mal edilmediğini, dolayısıyla, demokrasiye geçişin bir karşı- devrim sürecini başlattığını iddia etmediler mi?

-Bugün Ak Parti'ye karşı sürdürülen kıyım harekatı, hala çoğunluk iradesiyle yaşanan bir problemin yansıması değil mi? Evet, doğru, sayın Fırat'ın söylediği gibi, bu olgunun "iyi" veya "kötü" olduğunu söylemek ayrı bir şey. O bir yargı. O bir duruşu ifade etmek demek. Fırat da, böyle bir yargıda bulunmuyor, o, sadece bir tespiti yansıtıyor.

Mesela ben, ONTV'deki söz konusu programda, "Din" alanında yaşanan gerilimi, Milli Mücadele iklimi ile uyuşmayan bir tavır ve bu sebeple "yığınakta hata" olarak niteledim. Nitekim Türkiye hala o sorunu çözebilmiş değil. Hangi sosyal bilimci olsa, Türkiye'de yaşanmakta olan aktüel sancıyı tahlil ederken, Cumhuriyet'in ilk yıllarına, hatta Osmanlı'nın çözülüş dönemine uzanırdı.

Nitekim, diyelim kılık - kıyafet devrimini ilk başlatan Padişah olarak İkinci Mahmut da toplum tarafından yadırganmış hatta kendisine "Gavur Padişah" tepkisi gösterilmiştir. Fırat'a gösterilen tepki, çok açık ki, onun Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı olması ve şu anda Ak Parti'ye karşı bir psikolojik savaş yürütülüyor olması ile ilgili.

-Atatürk'le sorunlu, devrimlerle sorunlu, Cumhuriyet'le, laiklikle sorunlu bir parti imajı, şu sıralarda Ak Parti'yi vurmak için fevkalade fonksiyonel bir malzeme. (Baykal'ın dünkü konuşması tamamen bu nitelikte) Bakın, önceki gün Taraf Gazetesinde bir mülakat yayınlandı: Mülakatın başlığı "Cumhuriyet diktatörlüktü" şeklindeydi. Niye hiçbir tartışma yok? Normali bu.

Birisi düşüncesini söyler, bir başkası cevap verir ve fikri ortam gelişir. Kimse kimseyi düşüncesinden dolayı ipe çekmez. İpe çekme, psikolojik savaş ortamlarında yapılır. Ne yazık ki medyamızın bir bölümü, tam da, andıçlara uygun biçimde roller üstlenmeye pek yatkın. Alper Görmüş, boşuna bazı gazeteler için "Darbenin dört atlısı" tanımlamasını yapmıyor?

Fırat'ın sözlerine MHP'lilerden gelen tepkilere baktım, CHP sözcülerini aratmıyordu. Ak Parti'den Vahit Erdem ile TBMM Başkanı Toptan da orada biraz CHP'lileşmişti. Ben, MHP'lilerin tavrına asıl Meral Akşener'in nasıl baktığını merak ediyorum.

Bugün gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim