Trakya'nın düğün hurafeleri

02.10.2009 05:02

Mine Alpay Gün

Trakya'da din görevlileri acaba halkı hiç mi aydınlatmamakta. Gelenekler, sapık hurafeler; dinin önüne geçmiş.

Katıldığım bir düğünde kadın erkek saatlerce oynadılar.

Çok yakınım olmasa böyle bir düğüne yıllar var ki ayak atmıyordum.

Masamda oturamadım.

Hüzün, kasvet, kahır bastı yüreğimi.

Kendimi dışarı zor attım.

İnsanlar sanki Allah'ın farzı imiş gibi kadın erkek birbirine karışıp oynadılar.

Kimi kadınlar yarı çıplak olup, cinselliklerini sergilemek için elinden geleni yaptı.

Diğer kadınların kalesine gol atıp, onların yanında eşlerinin bakışlarını üzerlerinde toplamak için birbirleri ile yarıştı.

Özellikle gençlere üzüldüm.

Bu kadar erken bir yaşta masaları başında kendilerini derslerine vereceklerine, roman havalarının ezgilerine ayak uydurmak için ne kadar çok çaba sarf ettiler.

Bir de çocuklara yandım.

Dört yaşındaki bir çocuk hiç pistten inmedi.

Oryantal dansları yapıyor, aile hayran hayran seyrediyor.

Çocuğun babasına sordum, doğuştan gelen bir kabiliyet mi diye.

Adam demesin mi öğünerek, "hayır annesi özeniyor, bu oyunları öğretebilmek için çok uğraşıyor".

O çocuk adına gözyaşlarımı engelleyemedim. Anne çocuğuna güzel ahlak ve dinimizin gereklerini öğretmiyor, dansözlerin raksını beynine nakşediyordu.

Tüylerim diken diken oldu.

Elbet düğünlerde gamlı baykuşlar gibi olunmaz ama böyle İslam'ın yasakladığı şekilde de olmaz.

Üstelik insani de değil.

Zira genç kadınların seksi rakslarla, başka kadınların yanında kocalarının ilgilerini çekecek tavırları hiç insani ve hakça değil.

Benim geldiğim Doğu Anadolu kültüründe ağır başlılık, taş yerinde ağırdır kültürü çok baskın olduğu için, sadece dinin değil, törelerin gereği de kadınlar erkeklerin önünde böyle fütursuzca oyun oynamazlar.

Hele gelin hanımın saatlerce oynaması, "çok istekli herhalde" yorumlarına yol açacağı için, gelin kızlar asla çok oynamazlar, bir dolanır yerlerine otururlar.

Sadece kadınların kına gecesinde, oyun bilen kalkar.

Çoğunluk kınaya katılır, kollarını kaldıracak kadar bile oyuna uzaktır benim bildiğim neneden toruna kalan miras.

Ama ne yazık ki Trakya'da hurafeler had safhada.

Gelin hanım düğün dönüşü gelinliği ile baba evine gelmezmiş, gidip yakınında üstünü değiştirip geliyor.

Yoksa ayrılık olurmuş.

Baba evinden gelinliği ile çıktı, gelinlik ile dönerse ayrılık olurmuş.

Kına ertesi kız evinde baktım saf damadı yakalamışlar, banyoya sokmuşlar.

Kız, elinin kınasını yıkıyor, damat o pis suyu içiyor.

Midem bulandı.

Bu yaşa geldim ne böyle bir adet gördüm, ne işittim; sapık hurafeler almış yürümüş.

Din görevlileri sahi Trakya'da uyuyorlar mı?

Osmanlının çocukları böyle mi olacaktı diye Çanakkale Gelibolu'daki düğünden İstanbul'a dönerken yol boyunca ağladım.

Şehitlerin yattığı yerlere bakmaktan utandım. Avrupa topraklarımız olan Trakya'da yaşayan kardeşlerimiz; Osmanlı emaneti olan tarihi camilerimizi hatta diğer bölgelerimizden çok daha özenle korumuşlar.

Mevlevihane'nin nostaljisini yaşatıp, bir Mevlevi heykelini şehrin sembolü olarak dikmişler. Fakat bir yıldız gibi parlayan Mevlevihanenin ışığı, neden kalplerini aydınlatmaz ki.

Ne olur, genç imamlar doğu değil mahrumiyet bölgesi.

Tayinlerinizi acilen Ege ve Trakya'ya isteyin ve bu cahil halkı hurafelerden kurtarın, eğitin, aydınlatın.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 7
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim