1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Trabzon’da Hasan El-Benna Konuşuldu
Trabzon’da Hasan El-Benna Konuşuldu

Trabzon’da Hasan El-Benna Konuşuldu

Trabzon'da ‘İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler’ başlığı altında Hasan el-Benna ve İhvan-ı Müslimin konuşuldu.

A+A-

Trabzon Hamamizade Kültür Merkezi’nde, Özgür-Der Eynesil Temsilciliği ve İlim Yolcuları Derneği’nin birlikte düzenlemiş olduğu ‘İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler’ Programının bu ayki konusu Hasan el-Benna ve İhvan-ı Müslimin idi. Serkan Kaplan’ın sunuculuğunu yaptığı program Arif Uzun’un Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Hasan el-Benna ile ilgili bir sinevizyon gösterimin ardından, KTÜ Hür Gençlik Hareketi’nden Abdulhay Turus, Sadakataşı derneğinin öncülüğünde başlatılan Suriye’ye MOBİLFIRIN kampanyasının tanıtımını yaptı. Ardından Haksöz dergisi yazarı Bahadır Kurbanoğlu konu ile ilgili sunumunu yaptı.

1906 yılında dünyaya gelen ve 1949 yılında bir suikastla şehid edilen Hasan el-Benna’nın hayatından kısa bir kesit sunarak konuşmasına başlayan Kurbanoğlu özetle şu hususlara vurgu yaptı:

Hasan el Benna, Ezher ve ulema kökenli olmayan ancak İslami-ilmi çalışmalar içerisinde bulunan bir aileden gelmiştir. 1928 yılında altı arkadaşıyla birlikte İhvanı kurmuşlar ve herkesi kapsayıcı bir isim olarak Müslüman Kardeşler ismini almışlardır ve bu kapsayıcılık hareketin daha sonraki süreçteki perspektifine de yansımıştır.

İhvan Mısır’da ilkleri temsil eden bir harekettir. Bu hem Batılılaşma ve rejim karşısında sahip olduğu muhalif duruş, hem toplum nezdinde ıslah edici bir söylem, hem de örgütlenme modeli ve bu modelin içeriksel niteliği açısından da böyledir. Kuşattığı alan, Mısır’da sosyo-politik hayatın tüm vechelerini kapsamış, Mısır’ın alt-orta sınıfları İhvan sayesinde Mısır ve Filistin siyasetinin içine İslami bir itikadla çekilmişlerdir. Mısır toplumunun en dinamik katmanları da bunlar olmuştur. İzci grupları, Kadrolar, Özel Kuvvetler gibi askeri birimler yanında, Hira Okulu ve Müslüman Kızkardeşler gibi yapılar gençlerden erkek ve kadınlara kadar kitlelerin yetişme alanlarını oluşturmuştur.

İhvan Müslümanları ayrıştırıcı meseleler konusunda “İttifak ettikleri konularda birlikte hareket etme ve ihtilaf ettikleri konularda birbirlerini mazur görme” anlayışını benimsemişlerdir. Benna’nın şehadeti esnasında şube sayısının 2000’e yakın olduğunu söyleyen Kurbanoğlu, İhvan’ın Mısır toplumunu ıslah edici bir sorumluluk yüklendiğini ve bunu sağlamak için sistemin her alanında var olmaya çalıştığını ifade etti. Kurbanoğlu, İhvan’ın sendikalar ve meslek odaları kurduğunu, Mısır sathında okullar açtığını, gazete çıkardığını, fabrikalar kurduklarını ve bir alternatif ve deneme olarak çalışanlarını bu fabrikalara ortak ettiklerini, siyasi bir parti olmamalarına rağmen bir partinin ilgileneceği her konuyla ilgilendiklerini belirtti. Kurbanoğlu, Hasan el Benna’nın o dönemdeki siyasi görüşleriyle ilgili şu sözleri sarfetti; Benna, partileşmeye karşı çıkıyor, Benna’nın partileşmeye karşı çıkışının gerekçeleri özgür seçim ortamının olmaması, ve partileşmenin toplumda tefrikaya yol açacağı endişesi. Benna, o dönemlerde İslam’ın siyaset düşüncesinde yönetimin gücünü Allah’tan değil halktan aldığını ve halkın yönetimin kaynağı ve sahibi olduğunu söylüyor. Benna, bu sözleri o dönem diktatörler tarafından yönetilen Batı’ya karşı dile getiriyor ve İslam’ın gücünü, ilkelerini ve özgüvenini yansıtıyor. Ayrıca Benna “Hakimiyet” konusuna da, hakimiyetin ümmet-iktidar ilişkisinde ümmetin iktidarı seçip azletme özgürlüğünde kısıtlamaya gidecek kadar genişletilemeyeceğini vurguluyor. Bu da hem ümmetin liderlerinin seçimle işbaşına gelmeleri gerektiğine, ümmetin bunları seçip azletme kanallarının açıkolma zorunluluğuna, hem de İslam’da teokratik anlamda din adamları sınıfının yönetimi olmadığı, olmayacağına dair vurguları içeriyor.

Kurbanoğlu, İhvan’ın Filistin konusunda hem 1936-1939 direnişi esnasında hem de 1945-1948 döneminde etkin olduğunu, Filistin meselesinin İhvan’ın Mısır dışına açılım yapmasında önemli bir rol oynadığını ve İslam dünyasında ilk anti-siyonist fikirlerin İhvan sayesinde geliştiğini ifade etti. Ortadoğu’da İsrail karşısında alınan 1967 yenilgisi ve 1975 Lübnan iç savaşının etkisiyle İhvan’ın görüşlerinin haklılığının daha da pekiştiğini, Batıcı görüşleri geriletip,” yıkıcı yenilgilerin dinimizi ve imanımızı terk ettiğimizden ötürü başımıza geldiği”ne dair İslami vurguları daha da öne çıkardığını belirtti.

İhvan’ın sürekli rejim tarafından baskı altında tutulduğunu ve mensuplarının öldürüldüğünü ve hapse atıldığını belirten Kurbanoğlu ayrıca zaman içerisinde İhvan’ın içerisinde de ayrışmalar ve ayrılmalar olduğunu belirtti. 80’lerde 5 ana sendika içerisinde güçlenen ve siyasal katılımı da 1983’de Vefd partisi, 1987’de de liberal-solla işbirliğine giderek sağladığını ama bu gelişimlere 90’ların ortalarında müdahale edildiğini vurguladı. 1995’te rejim İhvan’ın üzerine şiddetle gitti ve 62 sendikal üst düzey yetkiliyi tutuklayarak askeri mahkemelere sevk etti.

Hareketin 2000’li yıllarda açılım yaptığını, küreselleşme karşıtı sol gruplarla Irak ve Filistin’deki emperyalist işgale karşı eylemlikler yapmaya ve gösteriler düzenlemeye başladığını ve dolayısıyla 2 yıl önceki intifadanın sürpriz olmadığını ifade etti.  

Şu anda yaşanan Ortadoğu İntifadalarının, 1990’lı yıllarda oryantalistler tarafından ortaya atılan siyasal İslam’ın iflas ettiğine yönelik iddialarının ve temennilerinin geçersizliğini de ortaya koyduğunun söyledi.

Dinleyicilerden gelen komplo teorilerine ilişkin bir soruya örneklerle cevap veren Kurbanoğlu, “model kim olacak?” sorusuna da, hiçbir ülkenin merkezi bir modeli olmadığını, her ülkenin birbirinden alacağı örnekler olduğunu, önemli olanın şu anda ABD-İsrail’in TC’nin eski modeli olan 12 Eylülcü askeri vesayet sistemini bu ülkelere dayattığını, emperyalizmin yerel Ergenekonlarla işbirliği içerisinde Mısır’da İhvan’ı, Tunus’ta Nahda’yı tehdit ettiğini, operasyonel süreçler işlettiğini belirtti.

Kurbanoğlu İran ve Suud modellerindeki çatışmacı politikaların emperyal güçlerin bölgeye müdahalesini kolaylaştırdığını, gelecekte bu modellerin çökeceğini ve Fas’tan Hint alt kıtasına kadar her ülkenin birbirine ihtiyacını ifade eden entegrasyonlarla hem bağımsız politikaların üreyebileceğini hem de emperyalizmin bölgeye müdahalelerinin geriletilebileceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Program dinleyicilerin soru ve katkılarıyla sona erdi.  

 

HABERE YORUM KAT

3 Yorum