1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. ‘Topluma karşı muhalefet’ ihtiyacı
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Topluma karşı muhalefet’ ihtiyacı

A+A-

Ölümlü bir felaket sürerken "yağmacılık yapanlar acaba toplumun ne kadarına" çok çirkin geldi?

Maalesef...  Türkiye'de toplumsal muhalefet yok ama... "Topluma karşı da" bir muhalefet yok.

Önceki günkü korkunç skandal aynı zamanda buranın toplumsal bir tomografisini de yansıtmıyor mu?

Havaalanına giden uluslararası bir yolu azgın bir dereye dönüştürerek ölümlere açan önceki günkü skandal, gizli ve sessizce ama ortaklaşa yapılan ve aynen depremlerdeki gibi büyük kayıplara yol açan türden “dere yağmacılığının” sonucu değil mi?

Dere yatağını beleşinden zaptetmek...

Dere yatağını beleşinden zaptedene siyasal çıkarcılık nedeniyle göz yummak ya da onu yasallaştırmak...

Bunlar olup biterken yeri göğü inletmeyen muhalefet...

Sonunda bunları alt alta toplayınca “yağmacı bir sistem” çıkmıyor mu?

***

AB alerjisi de galiba tam bu noktada

beliriyor...

Çünkü AB standardı demek “yağmacı toplumsal düzeni” tümüyle ortadan kaldırmak demek.

Dün yaklaşık 300 TIR’ın bulunduğu ve 13 kişinin hayatını kaybettiği garajda inceleme yapan CHP Genel Başkanı haklı olarak “dere yatağına trilyonlarca lira gözden çıkartılıp ruhsat verilmesi yanlıştır. 16 yıldır burayı yönetenlerin bu faciada bir sorumluluğu yok mudur? Belediye niye var? Hükümet niye var? Dünyanın hangi metropolünde böyle bir görüntü var” sorularını sordu.

Nihayetinde bu şikayetlerini sistemli bir hale getirmesi halinde ortaya “siyasetçi-müteahhit-bürokrat” üçgeni çıkmaz mı?

Ama çıt çıksa Anayasa Mahkemesi’nin kapısına dikilen aynı Baykal, ilk başta AB standartlarına göre çıkarılan daha sonra ise yirmi kez değiştirilerek delik deşik hale getirilen İhale Yasası için, siyaseti müteahhitler finanse ettiği için mi kılını kıpırdatmadı?

***

Tabii...

“Siyasetçi-müteahhit-bürokrat” üçlüsüne bunu hem oluşturan, oluştuktan sonra da göz yuman “vatandaş” portresini de ilave etmek gerek.

Dere yatağına gecekondu yapan da...

Kaçak kat çıkan da...

Çeltik tarlasına yapılan apartmanı denetlemeyen, hatta ucuz diye buradan nemalanmaya kalkan da sonunda vatandaş...

Can pazarından beleş mal hırsızlığı yapan bir zihniyet olmasa, depremde ve su baskınında en çok telefat veren ülke olur muyuz?

***

Ne var ki, “topluma karşı muhalefet” geleneği olmadığı için yönetim felaketi baş gösterince, muhalefet iktidarı suçlar ama kendi iktidar olduğunda da fazla bir şey değişmez.

Çünkü suçlanması ve hedef gösterilmesi gereken ana unsur “yağmacılığa” göz yuman toplumsal ve siyasal sistemdir.

Bunun temelinde de toprak rantı var... O ranttan vatandaş da, müteahhit de, siyasetçi de, hatta bürokrat da yararlanınca, bir sel otuz insanı ve milyarlarca lirayı yutuveriyor...

Açıkgözlülük... Beleşçilik... Avantacılık... Kurnazlık karşılıksız kalmaz, bunu hayat er veya geç ama muhakkak ödetir.

***

Peki, bu sistem ve anlayış nasıl düzelir?

Karadeniz’de bir yıl önce yapıldığı halde son yağmurlarda patır patır yıkılan bentlere, Trakya’dan İstanbul’a son felaketlere çeyrek yüz yıl geriye giderek topluca bakıldığında, bunun kendi “irademizle” kolay kolay değişmeyeceği aşikâr...

12 Eylül rejiminden müşteki olmayan siyaset kurumunun iç didişmeleri de bunu düzeltmediğine göre...

Bize “topluma karşı muhalefet” lazım.

Zaten AB süreci de tam bu...

“Hepimiz yağmacıyız” diyen bir zihniyete, bunun çökertici, çürütücü ve fakirleştirici olduğunu söyleyerek, “yağmacılığın” değil, “akılcılığın” reçetesini gösteren bir gerçek ve yararlı muhalefet...

***

“Hep birlikte yağmalayalım” yaklaşımı hep felaket getirdi...

“Hepimiz üretkeniz ve avantacılıktan nefret ediyoruz” noktasına gelinceye kadar da bu ağır felaketlerden kurtulamayacağız...

Depremden sele doğa bunu söyleyip duruyor ama maalesef galiba anlık avantacılık, daha sonra fatura olarak gelen ölümlü felaketlere rağmen hala çekici görünüyor insanlara.

“Toplumsal muhalefet”den önce “vicdanların” sesi olabilecek “topluma karşı muhalefete” daha çok mu ihtiyaç var acaba, ne dersiniz?

İhtiyaç olmasa, her felaketle birlikte “yağmacılar güruhu” ortalarda bu kadar arsızca ve fütursuzca hazır ve nazır olamazdı...

STAR

YAZIYA YORUM KAT