Toplu Teşhiste Olmayan Sanığı Teşhis Etmişler!

01.07.2012 14:17
Toplu Teşhiste Olmayan Sanığı Teşhis Etmişler!
Onlarca mazlumun hayatını karartan Sivas davası ile ilgili skandalların ardı arkası kesilmiyor.

33 kişinin idam cezasına çarptırılmasına sebep olan süreçte, adeta İstiklal Mahkemeleri’nin “Sanığın idamına, ifadesinin bilahare alınmasına” tarzında uygulamalara yer verilmiş. Sözde tanık ifadelerinde yüz yüze teşhis edilen bir çok sanık, teşhisten 17 gün sonra gözaltına alınmış.

Haber: KENAN KIRAN

Yarın; 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 37 kişinin hayatını kaybettiği Sivas olaylarının 19. yıldönümü... Sivas olaylarında sadece slogan attığı gerekçesiyle idamla yargılanan sanıklar 19. yıldır cezaevinde tutuklu bulunuyor.

BU NASIL TEŞHİS!

AKİT, Sivas davasını yeniden görülmesini sağlayacak belgeleri yayınlıyor. 7.5 saat boyunca olaylara müdahale etmeyerek büyümesini sağlayan dönemin Sivas İl Emniyet Müdürü Doğukan Öner ve şube müdürlerinin, yüz yüze teşhis ettiklerini söylediği sanıkların gözaltına dahi alınmadıkları ortaya çıktı. Emniyet Müdürü ve polisler; teşhis işlemi sırasında olmayan sanıkları, “Yüz yüze teşhis ettik” diye teşhis tutanağı tuttukları öğrenildi.

TEŞHİS ETTİKLERİ SANIK 17 GÜN SONRA GÖZALTINA ALINMIŞ

8 Temmuz 1993, 10 Temmuz 1993 ve 12 Temmuz 1993 tarihlerinde düzenlenen üç adet toplu teşhis tutanağı Sivas sanıklarının nasıl infaz edildiğini belgeliyor.

Tanık Tevfik Dişçi’nin, teşhis ettiğini söylediği sanık Yılmaz Ceylan 17 gün sonra gözaltına alınmış! Tanık Tevfik Dişçi, mahkemede verdiği ifadede, “(Yılmaz Ceylan’ın) aşağıda teşhisini yaptık, uyuyamamıştık. Ertesi gün ben bir yerde teşhis yaptım. Emniyet Müdürlüğü’nün altında teşhis yaptım. Kesin olarak kaç kişiyi teşhis ettiğimi hatırlamıyorum” demiş. Sanık Yılmaz Ceylan, 2 Temmuz 1993 tarihinde değil, olaylardan 17 gün sonra 19 Temmuz 1993 tarihinde gözaltına alınmış!

TOPLU TEŞHİSTE OLMAYAN SANIĞI TEŞHİS ETMİŞLER!

Sanık Yusuf Şimşek de, sanık Yılmaz Ceylan gibi henüz gözaltına alınmadan toplu teşhiste teşhis edilmiş! Sanık Yusuf Şimşek, 8 Temmuz 1993 günlü teşhis tutanağında; Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü’nde Şube Müdürü Ali Çilek, Şube Müdürü Mustafa Uzun ve Komiser Şaban Yılmaz tarafından teşhis edilenler arasında yer alıyor. Oysa sanık Yusuf Şimşek, 9 Temmuz 1993 tarihinde gözaltına alınmış.

HUKUKEN GEÇERSİZ TEŞHİS TUTANAKLARIYLA YARGILANDILAR

Sivas davasının sanık avukatlarından Cüneyt Toraman, Sivas davasında yargılanan sanıkların, hukuken geçersiz bu teşhis tutanaklarına göre yargılandığı ve mahkûm edildiklerini, sanıkların mahkûmiyetine esas alınan tanık beyanlarının da birbirini tutmadığını söyledi.

TANIK, MAHKEMEDE İFADESİNİ DEĞİŞTİRMİŞ!

Tanık Komiser Şaban Yılmaz da, sanık Ahmet Oflaz’ı yakanlardan... Cumhuriyet Savcılığı’nda ve talimatla alınan ifadesinde, Ahmet Oflaz’ı teşhis ettiğini söyleyen Şaban Yılmaz; mahkemede verdiği ifade söylediklerini inkar etmiş!

Tanık Şaban Yılmaz, Cumhuriyet Savcılığı’ndaki yeminli ifadesinde; “Ahmet Oflaz’ı hadiselere karışmış olması nedeniyle kesin olarak teşhis ettim. Ahmet Oflaz hadise günü Madımak Oteli’nin önündeki grubun ön safındaydı. Şeytan Aziz, Sivas Azize Mezar Olacak, Vali İstifa diyerek slogan atıyordu. Ayrıca Madımak Oteli’nin önünde polis barikatını mütemadiyen zorluyordu. Bir ara barikatı aşarak otele girdi. Önce otelin önündeki arabaları tahrip edip, bilahare otelin içerisine girerek otelin içerisini tahrip ederek içindeki eşyaları atarken Ahmet Oflaz’ı gözlerimle gördüm” demiş. Tanık, talimatla alınan ifadesinde de aynı şeyleri tekrar ediyor.

“SLOGAN ATTIĞINI GÖRMEDİM”

Tanık Şaban Yılmaz, 21 Mart 1994 günlü oturumda ifadelerini değiştirmiş. Yılmaz, “Ahmet Oflaz’ı önceden tanırım. Evimin karşısında esnaftır, dükkanı vardır. Grubun içerisinden gelip geçiyordu. Herhangi bir slogan attığını görmedim. Kültür Merkezi’nin önünde gördüm. (…) Allah var, ben bu şahsı Madımak Oteli’nin önünde barikatı yararken, otele girerken görmedim. (…) Yoksa arabayı devirirken ve otele girerken görmedim. Arabayı kimin devirdiğini bilmiyorum” demiş. Ankara 1 Numaralı DGM Heyeti; Ahmet Oflaz’ın idamına karar vermiş...

SAVCILIK VE EMNİYETTE FARK EDEMEDİ, MAHKEMEDE BULDU!

Dönemin Sivas İl Emniyet Müdürü Doğukan Öner’in de, tanıklığı da şaibeli.. Öner, Emniyette 26 kişiyi teşhis etmiş, Cumhuriyet Savcılığı’nda 38 kişiyi, mahkemede ise 8 kişiyi teşhis etmiş... Doğukan Öner’in mahkemede teşhis ettiği 8 kişiden 5 kişi ise, ilk teşhis tutanağında adları geçmeyen, Mehmet Demir, Cafer Tayyar Soykök, Yusuf Ziya Eliş, Özkan Doğan, Yalçın Kepenek isimli sanıklar!..

Doğukan Öner, 5 sanığı nasıl teşhis ettiğini şöyle açıklıyor: “Bu şahıslar hakkında tereddütte kaldım, başlangıçta teşhisim yoksa şu anda yanılabilirim. Varsa doğrudur.”

8 AY SONRA TEŞHİS ETMİŞ

Emniyet Şube Müdürü Tanık Mehmet Yıldız, ilk teşhisinde sanık Turhan Kaya bulunmuyor. 15 gün gözaltı süresinde söz konusu sanığı teşhis edemeyen tanık, 8 ay sonra sanığı teşhis etmiş.

Tanık Komiser Şaban Yılmaz, benzin poşetini getiren şahıs olarak Halil İbrahim Düzbiçer’i göstermiştir. Cumhuriyet Savcılığı ifadesinde ise; poşet ile benzin getirme fiilini sanık Durmuş Tufan’a isnad etmiştir.

“YANLIŞLIĞI BİLE BİLE İMZALADIM”

Tanık Sabri Çelik, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi 1993/44 talimatla sayılı dosya ile alınan ifadesinde; “Yaptığımız teşhisler ilk önce müsvedde olarak yazıldı. Daha sonra daktiloya çekildi. Bu sırada kimi teşhislerde hata olmuş, hataları düzeltmek için Emniyet Müdürlüğü’ne tekrar çağrıldık. Benimle ilgili teşhiste iki kişi ile ilgili olarak yanlışlık olduğunu anladım. Elimdeki yazılanla karşılaştırdığımda iki kişiyi teşhis etmediğim halde teşhis edilmiş gibi yazılmış. Yanlışlığı bile bile imzaladım. Savcılıkta düzeltirsiniz dediler.”

“TEŞHİSLER ‘OLAYIN GERÇEK FAİLLERİNİ’ BELİRLEMEK İÇİN YAPILIR”

Av. Cüneyt Toraman, ceza yargılamasında, “delilden şüpheliye” gidilmesi gerektiğini belirterek, “Hakkında somut delil olmadan, hiç kimseye suç isnadında bulunulamaması gerekir. Somut bir kanıt elde edilmeli ki, herhangi bir kişi hakkında soruşturma yapılabilmeli. Teşhisler bu açıdan önemli olup, “olayın gerçek faillerini” belirlemek için yapılır. Şüpheli, bir topluluğun içine yerleştirilerek, görgü tanığına, “olayın failinin bunlardan hangisi olduğu” sorulur. Görgü tanığı, olayın niteliğine göre, “faili teşhis edemeyeceğini” belirtebilir, veya teşhis edebilecekse, “kesin olarak”, “kuvvetle muhtemel” veya “şu kişiye benzediği” şeklinde beyanda bulunabilir. Görgü tanığının bu beyanları, sanığın hukuki durumunu birinci derecede etkileyecektir” dedi.

“CEZA YARGILAMASINDA EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEYEN ‘TOPLU TEŞHİS’ YAPILMIŞTIR”

Sivas davasında ise, sanıkların, somut hiçbir delil olmadan gözaltına alındığını, gözaltında bulunan sanıklardan delil üretilmeye çalışıldığını hatırlatan Toraman, “Sanıklar, görgü tanıklarının beyanlarına ve teşhis tutanaklarına göre gözaltına alınmamış, önce yakalanmış, gözaltına alınmış, zaten gözaltında iken teşhis ettirilmiştir. Daha da önemlisi, ceza yargılamasında eşi benzeri görülmeyen “toplu teşhis” yapılmıştır. Sivas emniyet müdürü, çok sayıda sanığın ismini teşhis tutanağına yazdırmış, bu tutanağın altını da, emrinde çalışan polis memurlarına imzalatmıştır. Bu teşhis tutanağına göre, Sivas emniyet amiri sanıkların tamamını sıraya dizmiş, emrindeki polislere göstermiş, “olaylara katılan bunlar mıdır?” diye sormuş, polislerin tamamı da, “evet bunlardır” demişlerdir” diye konuştu.

“ONLARCA POLİSİN, YÜZE YAKIN SANIĞI, TEŞHİS ETMESİ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR”

Toraman, söz konusu teşhis tutanaklarında, polislerden hangisinin, hangi sanığı ve nerede ve hangi eylem nedeniyle teşhis ettiği belirsiz olduğunu belirterek, “Onlarca polisin, bir tane fazla veya eksik olmadan, yüze yakın sanığı, teşhis etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Sadece birkaç kişinin karıştığı trafik kazasında bile, tanıklar olayı farklı anlatırken, binlerce kişinin katıldığı ve saatlerce süren bir protesto eyleminde, farklı yerlerde görev yapan polislerin, aynı sanıkları “topluca” teşhis yapamayacağı açıktır. Teşhis tutanağında imzası olan polislerin, Cumhuriyet savcısı ve mahkeme huzurunda, sanıkların çoğunu görmediğini beyan etmesi, bu teşhis tutanağının emniyet amirinin talimatıyla düzenlendiğini ve geçersiz olduğunu kanıtlamaktadır. Sivas davasında yargılanan sanıklar, hukuken geçersiz bu teşhis tutanaklarına göre yargılanmışlar ve mahkûm edilmişlerdir. Yargıtay, bu teşhis tutanaklarının geçersiz olduğunu ve mahkûmiyet kararı için esas alınamayacağını belirterek sanıkların beraatini istemesi gerekirken, anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs suçundan cezalandırılması talebiyle kararı bozmuştur” şeklinde konuştu.

“TANIK BEYANLARI DA TUTMUYOR”

Toraman, sadece teşhis tutanaklarının değil, sanıkların mahkumiyetine esas alınan tanık beyanlarının da birbirini tutmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Aynı olay, çok farklı kişilere isnad edilmiştir. Otelin önünde bulunan otomobilin deposundaki benzin, resmi görevlilerin talimatı üzerine boşaltıldığı dava dosyasında açıkça yer aldığı halde, bu olay bile sanıklara isnad edilmiştir. Dava dosyasındaki fotoğraflarda, işyerinin önünde olayları seyrettiğini beyan eden kişi, olayın faili olarak yargılanmıştır. Sivas davasının yargılaması bugün yapılsaydı, bu dava dosyasındaki delillere göre, bir kişi bile mahkum edilemezdi. Bu olayın yargılaması, hükümet ve medya baskısı altında, "özel bir mahkemede" ve özel usullerle yapılmıştır. Bu nedenle, bu dava dosyasının, savcılığa gönderilmesi, iddianamenin yeniden düzenlenmesi ve yargılamanın sıfırdan başlatılması gerekir.”

 YENİ AKİT 

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim