Tokad: Katil NATO, Libya’dan Defol!

27.03.2011 14:36
Tokad: Katil NATO, Libya’dan Defol!
TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği) NATO’nun Libya operasyonunu protesto eden bir eylem düzenledi. Yeraltı Çarşısı üzerinde düzenlenen eylemde dernek adına basın açıklamasını İlyas Çetin okudu.

İlyas Çetin NATO operasyonuna karşı başta İslami kesimlerde olmak üzere yaşana suskunluğa dikkat çekti. Irak işgali sürecinde tezkereye karşı gösterilen muhalefet ve direncin bugün kaybolduğunu, AKP sürecinin İslamcı çevrelerde muhalefet kaybına yol açtığını ifade eden Çetin, "Libya'nın batılı güçler tarafından işgaline Türkiye'nin verdiği tepkiler de ibretliktir. Libya'daki yatırım ve çıkarlarını düşünerek direnişçileri desteklemeyen, daha sonra da "Libya'da NATO'nun ne işi var?" diye haykıran başbakanın bugün Libya'yı işgal etmek için saldırının komutasını üzerine alan NATO içinde yer almasını, hatta komuta merkezi olarak İzmir'in seçilmesini nasıl değerlendireceğiz?" diye sordu.

Türkiye'nin iç ve dış siyasetinin çıkar temelli yürütüldüğünü, bunun da insana ve vicdana aykırı bir durum oluşturduğunu söyleyen Çetin, konuşmasını "Ümmetin, Ortadoğu'nun ve bütün dünya halklarının geleceği adalet mücadelesi vermekten geçer. Unutmayalım ki Allah adaleti emreder, kötülüğü, zulmü reddeder. Müslümanlar olarak bütün adil ve vicdanlı kişi ve çevrelerle omuz omuza mücadele etmeye hazırız. Yeter ki zulüm ortadan kalksın, emperyalistler kovulsun, halklar barış içinde kardeşçe bir arada yaşayabilsinler." sözleriyle tamamladı.

Türkiye'nin NATO'dan ayrılmasını isteyen topluluk eylem boyunca "Terrorist NATO Get Out Of Libya", "Ne Zalim Kaddafi Ne İşgalci NATO", "Yaşasın Bahreyn, Yemen, Suriye İntifadası" pankartlarının yanı sıra "Katil Nato Libya'dan Defol, Suriye'de Katliama Sessiz Kalma, NATO'ya Hayır, Birleşmiş Milletler Terör Örgütü, Türkiye'yi NATO'dan Ayıracağız" gibi dövizler taşırken "Katil NATO Libya'dan Defol, NATO'nun Askeri Olmayacağız, Türkiye NATO'dan Ayrılsın, Yaşasın Suriye İntifadası, Şehir Şehir Direneceğiz Ülke Ülke Kazanacağız" gibi sloganlar attı ve ABD ve NATO bayraklarını ateşe verdi, tekbirler getirdi.

Eylemde okunan basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

Katil NATO, Libya'dan Defol!

 

Türkiye, NATO'dan Ayrılsın!

Batılı işgalci devletlerin Libya saldırısı ikinci haftasına girdi. Fransa ve Amerika gibi işgalci devletlerden NATO komutanlığına devredilen Libya saldırılarında artık yeni bir dönem var. Kanlı terör ve işgal örgütü NATO, soğuk savaş döneminden sonra dünyaya nizâmât vermeye çalışan Amerika ve batılı devletlerin İslam dünyası için kullandığı jandarması, vurucu gücü oldu. NATO, bugün Afganistan'da fiili olarak savaşıyor. Her gün yoksul Afgan köylülerin başlarına tonlarca bomba yağdırıyor. Acılı Afgan coğrafyasında katlettiği kardeşlerimizin haddi hesabı yok. Pakistan'da, Svat vadisinde yaptığı katliamların yaraları hala kanıyor.

İşte bu kanlı terör örgütü NATO, şimdi de Libya halkına barış ve huzur getirme iddialarıyla yeni bir işgal operasyonuna başladı. Libya'da, kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki devrimlerin bir devamı olarak Kaddafi rejimine karşı ayağa kalkan halkı Kaddafi'nin zulmünden koruma iddiasında bulunan batılı güçlerin samimiyetine inanacak biri var mıdır acaba?

En son hepimizin yüreğinde onulmaz yaralar açan Irak işgalini hatırlayalım. Neocon denen haydutlar Irak'ı demokrasi getirmek iddialarıyla talan etmediler mi? Bir milyondan fazla Iraklı kardeşimizi katledip Ebu Gureyp cezaevlerinde kadın ve kızlarımızın namuslarına el uzatmadılar mı? Irak işgalinden bu yana batılı işgalcilerin niyetlerinin değiştiğini kim, nasıl söyleyebilir? Afganistan örneği bütün iddiaları çürütmeye yetmez mi!

Libya'nın batılı güçler tarafından işgaline Türkiye'nin verdiği tepkiler de ibretliktir. Libya'daki yatırım ve çıkarlarını düşünerek direnişçileri desteklemeyen, daha sonra da "Libya'da NATO'nun ne işi var?" diye haykıran başbakanın bugün Libya'yı işgal etmek için saldırının komutasını üzerine alan NATO içinde yer almasını, hatta komuta merkezi olarak İzmir'in seçilmesini nasıl değerlendireceğiz?

Bugün kardeşlik nutukları atanların çıkar hesaplarının alt üst olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Ülke yönetiminde temel hareket noktası olarak kapitalizmi esas alan AKP iktidarının Ortadoğu öncülüğü, küresel güç olma yönündeki iddiaları açıkça iflas etmiştir. Her şeyi ekonomiye paralelleyen başbakanın idaresinde Arabistan kralı ya da Suriye'nin Beşşar'ı ve Libya'nın Kaddafi'si çok değerli şahsiyetlerdir.

Bölgedeki halklara örnek olduklarını iddia edenlerin diktatörlerle kurdukları ilişkiler ibretliktir. Başbakan, Suudi Arabistan'da fahri doktora alırken zalim Suud kralının askerleri, özgürlükleri için ayaklanan Bahreyn halkını bastırmak için Bahreyn'e müdahale ediyordu. Kaddafi'ye karşı direnişçileri, Beşşar Esad'a karşı Suriye halkını desteklemeyenlerin özgürlük ve kardeşlik iddialarına nasıl inanabiliriz! Batıyı çıkarları için hareket etmekle suçlayanların kendi çıkarları için zalimlerle, diktatörlerle, işgalci batılılarla kurdukları kirli ilişkilere, gayri ahlakiliklere ne diyeceğiz?

Hep beraber Irak işgali sürecini hatırlayalım. O dönemde Irak'ı işgal etmeyi kafasına koymuş Amerika'nın Türkiye'den istediği ittifaka karşı oluşan muhalefeti karşı koyuşu düşünelim. Meclisten Irak işgaline ortak olunmak için AKP iktidarının geçirmek istediği tezkereye karşı başta İslamcılar olmak üzere farklı siyasi çevrelerin tepkilerini, eylemliliklerini hatırımıza getirelim. Yapılan kampanya ve eylemlerle AKP hükümeti ve meclis ablukaya alınmış, vicdan egemen olmuş ve hükümetin çok istediği tezkere meclisten geçmemişti.

Bugün yine benzer bir durumla karşı karşıya kaldık. Yine bir İslam memleketine uluslar arası işgal güçlerinin müdahalesi var. Yine Türkiye'den bu işgal operasyonuna destek olunması isteniyor. Bu talep yine yeni bir tezkere ile mecliste kapalı oturumda tartışılıyor. Cılız bir iki tepki dışında İslami çevrelerden ses çıkmıyor. Savaş gemileri Türkiye'den çoktan yola çıktıktan sonra meclisten tezkere geçiyor. Yani önce sanıklar idam ediliyor, çok önemli görülmeyen tanıkların dinlenilmesi sonraya bırakılıyor. Şimdi soruyoruz: Bu tavrınızın İstiklal Mahkemelerinin tavrından ne farkı var? Ayrıca işgali tartıştığınız bir meclis oturumunu hangi gerekçelerle kapalı yapıyorsunuz? İleri demokrasi nutuklarınızın karşılığı yangından mal kaçırırcasına yaptığınız kapalı oturumlar mı? Şunu bilin ki Müslümanlar olarak bunun hesabını her zaman ve her yerde soracağız! Halkımız ve ümmetle beraber peşinizi bırakmayacağız!

NATO operasyonuna verilen destek, Libya halkının diktatör Kaddafi'nin zulmünden kurtarılmasıyla gerekçelendiriliyor. Buradaki çelişkileri görmüyor değiliz. Madem Kaddafi zalimdi de 25 milyar dolarlık yatırımı gerekçe gösterdiniz de neden direnişçilere destek vermediniz? Bu mu üstün ahlak anlayışınız? Şimdi AKP iktidarı sürecinde idealler yitimine uğrayan farklı İslami çevrelere, duyarlı insanlara soruyoruz: Irak işgali için tezkereye onurluca karşı çıktınız. Peki, Kaddafi zalimdi de Saddam zalim değil miydi? Batılıların maşası olarak İran'a saldırırken, kuzey Irak'ta Kürtleri, güney Irak'ta Şiileri katlederken Saddam zalim değil miydi? Ama o zaman Irak ve Ortadoğu halkının kendi geleceklerini kurma, kendi zalimleriyle hesaplaşma mücadelesiyle emperyalist saldırıyı birbirinden ayırt etme ferasetini göstermiştiniz. Sekiz yılın sonunda değişen nedir? Her şeye rağmen iktidara sahip olma, onun nimetlerini yitirmeme arzusu mu? Peki, ya iktidarınız küresel kapitalizmin öncülerinin her dediğini yapıyorsa, hiçbir kritik konuda onlara karşı gelemiyorsa, İslam dünyasına döndürülen füze kalkanına evet diyorsa, Libya'ya saldıran NATO'nun komuta üssünü İzmir'e alıyorsa, Afganistan'da her gün onlarca müslümanı katleden NATO'nun içinde yer alıyorsa, çıkarları ahlaki davranmak ve mazlumun yanında yer almaktan daha önde tutuyorsa hâlâ bu politikalara onay verecek misiniz? Yoksa Türkiye'nin bir an önce kanlı işgal örgütü NATO'dan ayrılması için sesinizi yükseltebilecek misiniz?

Ümmetin, Ortadoğu'nun ve bütün dünya halklarının geleceği adalet mücadelesi vermekten geçer. Unutmayalım ki Allah adaleti emreder, kötülüğü, zulmü reddeder. Müslümanlar olarak bütün adil ve vicdanlı kişi ve çevrelerle omuz omuza mücadele etmeye hazırız. Yeter ki zulüm ortadan kalksın, emperyalistler kovulsun, halklar barış içinde kardeşçe bir arada yaşayabilsinler.

Bu vesileyle direniş halkasına eklenen Suriye halkının zulme karşı çıkışını yürekten tebrik ediyor, zalim Esad yönetiminin devrileceği günler için Rabbimize dua ediyoruz. Bahreyn ve Yemen'de aylardır devam eden intifadanın hayırlı sonuçlar getirmesini yine Rabbimizden diliyoruz. Bütün bu süreçlerin adalet ve vicdan duygumuzu harekete geçirmesini temenni ediyoruz!

Yaşasın Küresel İntifada!

Yaşasın Zalimlere Karşı Çıkan Ortadoğu Hakları!

Kahrolsun NATO, Kahrolsun İşgalciler!

  • Yorumlar 3
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim