Tirol’un Bir de Güneyi Var

26.08.2008 11:01

İbrahim Sediyani

     “Avrupa’nın Çatısı” olarak nitelenen ve kıt’ânın en yüksek yerleri olan Alpler bölgesinde “Tirol” adında bir coğrafya var. Halkının Almanca konuştuğu bu coğrafya, Avusturya ile İtalya arasında ikiye bölünmüş ve parçalanmıştır. Böylece sakinlerinin de iki ayrı devletin vatandaşları olmak zorunda bırakıldığı bölgenin kuzeyi ve doğusu, “Tirol” adıyla Avusturya’nın 9 eyaletinden biri, güneyi ise “Trentino – Alto Adige” adıyla İtalya’nın 20 idarî bölgesinden biri olmuştur.

 

     Tirol’un kuzey parçasında kalanların konuştukları dil, Avusturya devletinin de resmî dili olduğu ve kendileri de Avusturyalılar’la aynı kavimden, etnik kökenden geldikleri için hiçbir sorun yaşamamışlar, kendilerini özgür hissetmişler ve zaten Avusturya Cumhuriyeti’ni de kendi devletleri olarak kabul etmişlerdir. Ancak Tirol’un güney parçasında kalanların konuştukları dil ile İtalya devletinin resmî dili farklı olduğu ve Alman olan Tirollular da İtalyanlar’la aynı kavimden, etnik kökenden gelmedikleri için sürekli bir huzursuzluk duymuşlar, İtalya Cumhuriyeti’ni hiçbir zaman kendi devletleri olarak görmemişler, bilakis bu devlete, kendi topraklarını işgal eden bir yabancı güç olarak bakmışlardır. Bu yüzden “İtalya Tirolu”, sürekli huzursuz ve dertli bir coğrafya olagelmiş, nihayetinde İtalya’nın 20 idarî bölgesi arasında “otonomi” kazanmış 5 bölgeden biri olmuştur.

 

     Bundan yaklaşık dört buçuk ay önce Alpler Bölgesi (Alpengebiet)’ne bir gezi düzenlemiş, Almanya, Avusturya ve İtalya olmak üzere 3 ülkeyi kapsayan bu geziyi “Alpler’in En Başından En Sonuna ve En Tepesinden En Aşağısına” adıyla kaleme almış, sizler de bu gezi yazısını 5 bölüm halinde okumuştunuz. Bu seyahatte biz Tirol’un her iki parçasını da gezme, görme şansı bulmuştuk. İşte bu gezimizin 4. bölümünde Tirol’un kendisini “özgür” hisseden kuzey (Avusturya) kesimini, 5. bölümünde ise Tirol’un kendisini “esir” hisseden güney (İtalya) kesimini anlatmıştık, sizlere.

 

     Garip olan bir durum da şudur ki, bugün Tirol topraklarına hükmeden Avusturya ve İtalya dışında, bu iki ülkenin haricinde kalan çevre ülkeler olan İsviçre, Fransa, Almanya, Çek Cumhuriyeti gibi yerlerde “Tirol” denince akla sadece Avusturya’nın bir eyaletinin gelmesidir. Tirol’un İtalya’da kalan güneyi, yani asıl dertli olan kesimi tamamen unutulmaya yüz tutmuş, kendi yalnızlığına terk edilmiş durumdadır. “Hangi Tirol?” sorusunun Avusturya ve İtalya dışında hiçbir ülkede sorulmuyor oluşu, üzerinde ciddî olarak düşünülmesi gereken bir “toplumsal psikoloji” örneğidir.

 

     TİROL I. DÜNYA SAVAŞI SONUNDA İKİYE BÖLÜNDÜ

 

     Tirol coğrafyasında binyıllardır yerleşme vardır. İlk sâkinleri, bundan takriben 10 bin yıl önce, Buz Çağ’nın hemen akabinde burayı mesken tutmuşlardır. Alp Dağları’nda bulunan ve “Ötzi” adı verilen mumyalanmış ve donmuş insan cesetlerinden, bu bölgede M. Ö. 4000 tarihlerinde tarımcılık yapıldığı ortaya çıkarılmıştır.

 

     Binyıllar boyunca bir bütün halinde var olagelen Tirol, 20. yy’ın başında, I. Dünya Savaşı (1914 – 18)’nın hemen akabinde imzalanan bir antlaşmayla ikiye bölünmüş, parçalanmıştır. 10 Eylül 1919 tarihinde İtilâf Devletleri ile Avusturya arasında imzalanan ve savaşın ardından Avusturya – Macaristan İmparatorluğu topraklarının yeniden düzenlenmesini deklare eden Saint - Germain Antlaşması’yla dağların gölgesindeki bu güzel coğrafya ikiye bölünmüştür. 10 bin yıllık yaşamı olan Tirol ülkesini parçalayan bu antlaşma, Fransa’nın, başkent Paris’in de içinde olduğu Île – de – France (Fransa Adaları) bölgesindeki Yvelines iline bağlı Saint – Germain – en – Laye ilçesinde bulunan Saint – Germain – en – Laye Şatosu’nda imzalanmıştır. İmzaların atıldığı bu şato, Paris’in 19 km batısında bulunuyor.

 

     Avusturya – Macaristan İmparatorluğu topraklarının % 85’ini dağıtan bu anlaşmaya göre Tirol ülkesi, iki ayrı devlet arasında bölüştürülmüştür. Kuzey Tirol ve Doğu Tirol toprakları Avusturya ekmeğindeki susam olurken, Güney Tirol ve Welsch Tirol toprakları da İtalyan pizzasındaki acı biber olmuştur.

 

     Oldukça acımasız olan bu bölüşüm yapılırken, ayrıca bir de “acımasızlık içinde acımasızlık” örneği sergilenmiştir ki o da şudur: Toplam sayıları 30 bin kadar olan küçücük bir kavim, ama ayrı bir kavim olan Ladinler de Tirollu bir topluluk olduğu, bu coğrafyaya ait bir halk olduğu halde, Ladinler’in yaşadığı ve anayurtları olan Anpez kenti ( Ladince adı “Anpëz” veya “Anpezo”, Almanca adı “Petsch – Hayden”, İtalyanca adı “Cortina d’Ampezzo”) kasıtlı olarak Tentino  - Alto Adige (Güney Tirol) bölgesinin dışında tutulmuş, o dönemde faşizmin egemen olduğu İtalya devleti tarafından burası Venedik bölgesine bağlanmıştır.

 

     İTALYANLAŞTIRMA VE İTALYANCAYI HÂKİM KILMA POLİTİKASI

 

     Trentino – Alto Adige (Trentino – Güney Tirol), İtalya’ya ait bir bölge olmasına rağmen halkı Alman’dır ve Almanca konuşur. Vatandaşı oldukları ülkenin dilini değil, farklı olan kendi anadillerini konuşurlar.

 

     Eline aldığı 1919 yılından beri İtalya devleti, bu bölgede İtalyanlar’ın nüfûsunu çoğaltma ve İtalyanca dilini yaygınlaştırma siyaseti gütmektedir. Gerek faşizmle yönetildiği “tek parti” döneminde olsun, gerek “çok partili” şimdiki cumhuriyetle, hangi rejim ve iktidar başa gelirse gelsin, İtalya’nın bu politikası hiç değişmemiştir. İtalyanlar’ın sağcısı, solcusu, laiki, dincisi, pek çok konuda farklı düşünebilir ve biribirini boğazlarcasına kavga edebilirler, fakat sözkonusu olan mevzu “İtalyanca’nın hâkim dil kılınması” ve “diğer dilleri mahkûm etme, o dillerde konuşulup yazılmasını engelleme” olduğunda hepsi birleşirler, ortak tavır sergilerler. “Birlik, beraberlik, kardeşlik” söylemini de en çok onlar dillendirirler, ama kendileri dışındaki diğer toplulukların varlık çabası, dillerini ve kültürlerini yaşatma gayesi onlar tarafından hep “etnik millîyetçilik ve kavmiyetçilik” olarak mâhkum edilir; bu hususta İtalyan’ın sağcısı da, solcusu da, laiki de, dincisi de aynıdır, aralarında pek bir fark yoktur.

 

     Son yüzyıldır, Güney Tirol bölgesindeki nüfûs ve lisan dengesi, bu coğrafyanın demografik yapısı sürekli olarak İtalyanca lehine ve Almanca aleyhine değişmektedir. İtalya devletinin ulusalcı – ırkçı politikası ve gözler önünde, apaçık sergilenen bu uygulamalar karşısında “dil amaç değil araçtır” gibi beylik lafların ardına saklanarak sessiz kalan, ezen ile ezilen arasında tarafsız kalmayı, nötr olmayı “evrensel düşünmek” zanneden – sözde – aydın ve münevver kesimlerin göz yummaları sonucu bölgenin demografik yapısındaki bu değişim hızından hiçbir şey kaybetmemiş, doğrusal olmayan iki doğru gibi aradaki mesafe sürekli olarak farklılaşmıştır.

 

     Güney Tirol bölgesindeki demografik yapının son yüzyılda nasıl bir değişim geçirdiğini rakamlarla, istatistikler ışığında incelediğimizde, korkunç gerçeği çıplak gözle müşahade edebiliriz. 1880 yılında bölgede Almanca konuşanların sayısı % 90, 6 iken 2001’de % 69, 15’e düşmüş; 1880 yılında bölgede İtalyanca konuşanların sayısı % 3, 4 iken 2001’de % 24, 5’e yükselmiştir.

 

     Almanca bir kaynaktan aldığım bu tabloyu size Almanca haliyle değil, “Türkçe’ye tercüme ederek” aktaracağım; “dil amaç değil araçtır” ya, o yüzden:

 

    

Dil

1880

1890

1900

1910

1921

1961

1971

1981

1991

2001

Almanca

90,6 %

89,0 %

88,8 %

89,0 %

75,9 %

62,2 %

62,9 %

64,9 %

65,3 %

64,0 %

İtalyanca

3,4 %

4,5 %

4,0 %

2,9 %

10,6 %

34,3 %

33,3 %

28,7 %

26,5 %

24,5 %

Ladince

4,3 %

4,3 %

4,0 %

3,8 %

3,9 %

3,4 %

3,7 %

4,1 %

4,2 %

4,0 %

Diğer

1,7 %

2,3 %

3,2 %

4,3 %

9,6 %

0,1 %

0,1 %

2,2 %

4,0 %

7,4 %

 

     Tabloyu dikkatle inceleyip, “egemenlerin dili” olan İtalyanca’nın sürekli olarak nasıl fazlalaştığını, egemen sınıftan olanların “uykuda o dilde rüya görmeyi bile sakıncalı bulduğu” Almanca’nın sürekli olarak nasıl azaldığını “tarafsız” bir gözle gözlemleyebilirsiniz. Burada rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz diğer bir ilginç gerçek de, bölgenin “otonomi” hakkını kazandığı 60’lı yılların başından başlayarak, bu değişim hareketinin  - yavaş da olsa – nasıl tersine doğru evrildiği, aksi istikamete doğru yol aldığıdır.

 

     YERLEŞİM BİRİMLERİNİN İSİMLERİ DEĞİŞTİRİLDİ:

 

     Alman kavmine mensup olan insanların yaşadığı, Almanca’nın konuşulduğu ve bütün yerleşim birimlerinin ve coğrafî isimlerin Almanca olduğu Tirol, I. Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya’nın eline geçince, bölgedeki bütün il, ilçe, nâhiye, köy, mezrâ, dağ, göl, nehir ve köprülerin gerçek isimleri silinmeye çalışılıp devlet tarafından İtalyanca uyduruk isimler verildi.

 

     Tıpkı yeryüzünün başka köşelerindeki bazı coğrafyalarda olduğu gibi, Güney Tirol’da, üzerinde erkeklerin sırtlarına gam yüklendiği, kadınların doğum yaptığı, çocukların kavga ettiği her yerleşim biriminin, bütün şehirlerin ve köylerin, şâirlere ilhâm veren tüm dağların, tepelerin, eteklerin, üzerine şiirler yazılan tüm ırmakların, nehirlerin, akarsuların biri “gerçek ismi” olan Almanca adı, biri de “asimile ismi” olan İtalyanca adı vardır.

 

     Tekrar dikkat çekelim: Almanya sınırına yakın olan ve bugün Almanya’nın komşularından Fransa, Polonya ve Çekistan’da, aynı şekilde Almanca konuşan Avusturya’nın komşusu İtalya’nın kuzeydeki sınır bölgesindeki şehirlerin ve köylerin adlarını, Almanlar değişik anmıyor. Bu yerleşim birimlerinin Almanca isimleri, onların gerçek isimleridir ve bugün dahi Almanlar onları Almanca isimleriyle anarlar. Zaten Almanlar tarafından Almanca adlarla kurulmuş olan ama bugün Almanya’ya ait olmayan bu yerleşim birimlerinin adlarını, bugün o yerlere sahip olan Fransa, İtalya, Çekistan, Slovakya, Slovenya, Polonya, hatta Rusya, Hollanda, Belçika gibi ülkeler, kendi dilleriyle isim vererek, şehirlerin orijinal adlarını değiştirmişlerdir.

 

     Özellikle İtalya’nın kuzeydoğusundaki, Avusturya sınırında bulunan idarî bölgede bu durum oldukça yoğunluk kazanıyor. İtalyanlar’ın “Trentino – Alto Adige” adıyla andığı, Almanca’da ise “Trentino – Südtirol” olan bölge, adından da anlaşılacağı üzere, “Güney Tirol” bölgesidir. Nordtirol (Kuzey Tirol) ise bugün sadece “Tirol” adıyla Avusturya’nın bir eyaletidir ve başkenti, Innsbruck’tur. İtalya’da bulunan Güney Tirol’un ise merkezi, ismi İtalyanca’da “Bolzano” olan “Bozen” şehridir.

 

     Trentino – Alto Adige (Trentino – Südtirol) bölgesi, iki vilayetten oluşur; Bolzano (Bozen) ve Trento (Trient).

 

     Aynı adlı ilin merkezi olan ve bugün İtalyanca olan adı “Trento” olan şehrin Almanca adı “Trient”, Ladince adı “Trënt”, Trentince adı da “Trènt” olup, şehir, bugünkü İtalyanca adı “Adige”, ama Almanca asıl adı “Etsch”, Ladince adı “Adiç”, Latince adı da “Athesis” olan nehir üzerindedir. Kelt stiliyle kurulmuş olan şehir, 952 yılında Bavyera’ya, 1803’te Avusturya’ya ve 1919’da İtalya’ya bağlandı. Bu ilde, aynı nehir üzerinde bulunan “Salorno” köyünün de Almanca olan eski adı, “Salurn”dur. Bu köy, Tirol coğrafyasının en güneyindeki yerleşim birimidir ve bundan sonra mezkur topraklar son bulur.

 

     Bölgenin öbür ili olan “Bolzano” şehrinin Almanca eski adı “Bozen”, Ladince adı “Bulsan” veya “Balsan”, Latince adı da “Bauzanum”olup, Adige (Etsch) Nehri ile Isarco (Eisack) Nehri’nin birleştiği noktada, resim san’atının yapıldığı önemli bir ulaşım kavşağıdır. Bolzano (Bozen) ilinde, Adige (Etsch) Nehri üzerindeki “Ora” adlı küçük köyün Almanca eski adı “Auer”, aynı nehir üzerinde bir kaplıca merkezi olan “Merano” şehrinin Almanca eski adı “Meran”, Isarco (Eisack) Nehri üzerinde aynı şekilde bir kaplıca merkezi olan “Bressanone” şehrinin Almanca adı “Brixen”, Avusturya sınırına çok yakın, Isarco (Eisack) Nehri üzerinde ve bu nehrin doğum yeri olan kaynağa yakın bulunan, bizim gidip gezdiğimiz ve gezi yazımızda sizlere tanıttığımız “Vipiteno” şehrinin Almanca adı “Sterzing”, Rienz ile Càdar nehirlerinin biribirinin içinden geçerek artı işareti çizdiği noktada, yaz kaplıcaları merkezi olan “Brunico” kentinin Almanca adı “Bruneck”, adı “Postal” olan köyün Almanca eski adı “Burgstall”, Adige (Etsch) Nehri üzerindeki “Naturno” köyünün Almanca eski adı “Naturns”, aynı nehir üzerindeki “Silandro” köyünün Almanca eski adı “Schlanders”, aynı nehrin doğduğu pınara yakın, İsviçre ve Avusturya sınırı yakınındaki “Curon Venosta” köyünün Almanca eski adı “Graun im Vintschgau”, aynı pozisyondaki “Màlles Venosta” köyünün Almanca eski adı “Mals”, Isarco (Eisack) Nehri üzerindeki “Chiusa” köyünün Almanca eski adı “Klausen”, Isarco ile Rienz nehirlerinin birleştiği noktadaki “Fortezza” köyünün Almanca eski adı “Franzensfeste”, Rienz Nehri üzerindeki “Campo Tùres” köyünün Almanca eski adı “Sand in Taufers” ve “Dobbiaco” köyünün Almanca eski adı da “Toblach” idi.

 

     Almanca eski adı “Etsch” olan “Adige” Nehri, Resia (Reschen) boğazında (geçidinde), aynı adlı gölden doğuyor. 415 km uzunluğundaki bu nehir, Venedik’in güneyinde Adriyatik Denizi’ne dökülüyor.

 

     Almanca eski adı “Eisack” olan ve Etsch (Adige) Nehri’nin bir yan kolu olan 95 km’lik “Isarco” Nehri ise, Brennero (Brenner) boğazında doğuyor, aynı adlı otoyolu ve demiryolu çizgisinde akıp Bolzano (Bozen) şehrinde, Adige (Etsch) Nehri’ne dökülüyor.

 

     SONUÇ VE DEĞERLENDİRME:

 

     Gezi yazısının son bölümünde sizlere sokaklarını ve şehir yaşantısını anlattığımız, insan manzaralarından ve sosyal yaşantısından anekdotlar sunduğumuz Alto Adige’nin tarihsel ve siyasal acı gerçeği de bu anlattıklarımızdır. Elbette her konuya olduğu gibi, bu coğrafyayla ilgili realitelere de herkes kendi zaviye-i efkârından, kendi düşünpenceresinden bakacaktır. Ancak bir coğrafyadan, bir toplumdan söz edilen durumlarda, “vatanım dünya” diyen bizler için öncelikli olması ve dikkate alınması gereken nokta, her şeyden önce, bahse konu olan toplum ve toprakların neler düşündüğü, neleri talep ettikleri olmalıdır.

 

     Son gezi yazımızda, İtalya’nın bu bölgesindeki Vipiteno kentini anlatırken sarfettiğimiz bir söz, herkes “hiciv” yaptığımızı zannettiği için pek anlaşılmamıştı. Bu sözü tekrardan dile getirip böyle ciddî bir makalenin bitiş cümlesi yapmak, belki de neyi anlatmak istediğimizin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır:

 

     “Resmî dilini bildiğim Türkiye’de çokça yaşadığım, resmî dilini bildiğim Almanya’da çokça yaşadığım “dil sorunu”nu, resmî dilini bilmediğim İtalya’da yaşamayacağım. Bu iyi.”

  • Yorumlar 8
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim