Tesettürün Yeni ‘Rehberi’ Âlâ Dergisi

22.08.2011 03:44

Büşra Bulut

ala_dergisi.jpgBatı tarzı yaşamın tüm toplumlara hızla sirayet etmesi ile değerlerin sekülerleştiği bir çağdan geçiyoruz. Bir kaos içinde anlamdan uzak değişim izleği ve destekleyici unsurları ile yaşam alanlarımızı kuşatmış durumda.

Modern ve seküler sistemlerin hepsi haz merkezli olduğundan insanı sürekli olarak tüketmeye ve zamanla insanın da tüketim nesnesi haline gelmesine sebep oluyor. Bir çekişme ve yarış halinde dayatılan bu sistemler köklerini, kimliksizleşen topluluklarda güçlendirme fırsatı buluyorlar.  Bu tüketim furyasına kayıtsız kalamayan toplulukların da gittikçe benzeşim alanları kurarak bu form ile bütünleştiği görülüyor.

İnsanı, fıtri kodlarından uzaklaştıran seküler yaşam formları kendini, bireyin hazzı, tüketim, bir kaos içerisinde sunulan şahsiyetten uzak kimlikler üzerinden var ediyor. Tüketim üzerinden işlev gören moda algısı, zihinlerin ve bedenlerin apolitikleşmesi ile bir düzen halinde sürdürülüyor. Üretilen örnek modeller yoluyla oluşturulan ‘kendinden memnuniyetsizlik’ hali, zamanla bireyin ihtiyaç dürtüsünü ölçüsüzleştiren bir hal alıyor.

Modernizmin dayattığı sınırsız yaşam tarzının birincil aşaması olan tüketimde kadın, nesneleşmiş şekilde vitrin görevini üstlenir.  Moda alanı cinsellikle taban bulmuş bir alandır. İnsanın ve özelde kadının kamusal alandaki varlığının bedeni ile denetlendiği bir çağda müslüman kimliğin idame ettirilmesi, şahsiyet halini alması elbette kolay olmayacaktır. Özeleştirel bir söylemle müslümanlar olarak sorgulayıp, mücadele etmemiz gereken birçok konunun gerisine düştüğümüz ve bu duruma alışmış ve ayak uydurmuş hali gerçeğini gözönünde tutmamız gerekli. İslami kimliğin ve tesettürün vahiyden kopup, yetkinleşemediği, anlam ve ilke kaymasına uğradığı bu düzen dahilinde müslümanlara sunulan yaşam formlarının kuşatıcılığı kaçınmaz hal alıyor.

Kültürel İslamın dokusuna işlenen kapitalist dürtüler ile metalaştırılmaya çalışılan müslümanlar, vahyi öğretiden çok uzak alternatif üretme çabasına giriyorlar. ‘Batılı güzel kadın’ kalıbına sığdırılmaya çalışılan müslüman kadınlarda oluşturulan derin zaafiyetlerin yansımasını hazırlanıp sunulan tüm imajlarda okuyabiliyoruz. İlerlemek olarak algılanan imajın, geride kalmadık iddiası ile ne pahasına olursa olsun sürüklediği değişim yozlaşan kimlikler olarak karşımıza çıkıyor.

Kapitalist dürtüler ile imaj algısının alternatifleşmesinin bir örneğini “güzel yaşam tarzı dergisi” başlığı ile öne çıkan Âlâ Dergisi’nde görüyoruz. Bu sürece pratik hayatta hazır hale getirilen müslüman genç kızların son zamanlarda yeni ‘rehberi’ olan Âlâ Dergisi, örtüyü ‘çekici’ hale getirdiği iddiası ile karşımıza çıkıyor. Dergi, kadını zamanın ritmine uyarlayan modanın islam kimliğine bulaşmasını bir şölen halinde önümüze sunuyor. Bir jelatin parlaklığından uzak takva ve haya temeli üzerine bina edilen İslami kimliğin ‘statikliği’, çağdaş imajların çarkını rahatsız ediyor olsa gerek. Yeni ve daha somut bir stil rehberi oluşturma ihtiyacının gerekliliğini büyük bir iştahla anlatan dergi tasarımcıları, batının dayattığı metalaşan kadın algısının çirkinliği ile mücadelelerini ‘kendi tarzını yansıt’ cümlesi ile ironikleştiriyorlar!

Ödünç alınan ve taklit edilen biçimler ile marjinalleşen müslüman gençlerin, marjinalleştikçe aynılaştığı gerçeği alternatif üretme gafletine sürüklüyor.  Allah’ın emri olan ve müslümanların sosyal yaşamlarını düzene ve bir ölçüye koyan tesettür, sunulan model imajlarla çürütülmeye çalışılıyor. Derginin giriş yazısında yer alan şu cümleler yozlaşmanın tanığı olacak nitelikte: “… Kısacası Âlâ dergi, tesettüre uygun giyinmek isteyen tüm hanımefendiler ile Âlâ diyebileceğimiz güzellikleri buluşturmayı hedefliyor.”

Dergi, ilk sayfasından itibaren markalar geçidini sunuyor. Albenili cümleler ile altı doldurulan çekici başlıklar tüm mahremiyeti yerle bir ediyor. Sayfaları çevirdikçe, oluşturulan bu suni ve talepkar dünyaya ait birçok unsur karşımıza çıkıyor. Stil ve modaya dair anlık gelişmeleri takip edebileceğiniz bir yığın site reklamı,’kendinizi bulduğunuz mekanların’ reklamları, karşı karşıya kaldığımız bu sahnenin vehametini gözler önüne seriyor. Bir kadının yaşamı boyunca geçtiği tüm aşamaları mahrem ayırt etmeksizin vitrinlere taşıyan dergi bizi ‘keyif dolu bir keşfin kapılarını aralamaya’ davet ediyor! Derginin şehvet kokan sayfaları arasında ilerlerken Âlâ Cadde başlığı ile yaratılan tektip genç kız kıyafetlerinin sunumunu izliyoruz. 16-21 yaş arası çoğu öğrenci ‘tesettürlü genç kızların’ kıyafetlerinin markalarını okuyoruz. Caddede bulunan diğer insanlardan tek farkı başlarına aksesuar havasında gelişigüzel atılmış örtüleri olan bu stillerin markalarına bakıyoruz. En azı, bir ailenin geçimini sağlayacak asgari ücrete sahip olan bu kıyafetleri hangi müslümanlar ve hangi öğrenciler giyiyor diye sorgulamadan edemiyor insan. Verilen bu örnek tarzların bir arka sayfasında karşılaştığımız röportaj tamamlanamamış kimliklerin ve şahsiyetlerin çelişiğini gözler önüne seriyor. Tekbir’in Londra’da moda eğitimi almış ve kendisini moda tasarımına adamış bu bayanın sözlerinden aparılmış spot cümleler toplumun ve müslümanların gidişatına karşı duyduğumuz kaygıyı arttırmaya yetiyor. Bu yazının gerekliliğini ve duyulan kaygıların şiddetini görmek adına genç tasarımcının şu cümlelerine bakmakta fayda var:  “ Tesettürlü bayanların dikkat etmeleri gereken en önemli husus, çok dar kıyafetlerden kaçınmak olmalı. Tesettürlü bayanların baştan aşağı kapalı oldukları için her zaman abartıdan kaçınmalı ve sadeliği tercih etmeliler. Unutmayın ki kıyafetiniz sizin kimliğinizdir!” ve devamlayan soru ve cevapların mahiyeti üzerine bir örnek:

Âlâ: Moda değişken bir kavram. İnsandan insana hatta kısa süreler içinde zihinlerde de değişebiliyor. Tekbir Giyim’in bu değişkenliğe ayak uydurmak gibi bir amacı var mı? Yani tasarımlarınız statik mi, dinamik mi?

Tasarımcı: Tasarımlarımız her zaman dinamik. Ancak sektörümüzü yozlaştıran ‘tesettür’ adı altında fakat hiç tesettür olmayan tarza karşı da her zaman dirençli ve bilinçli.

Âlâ Dergisi, vahiyden dolayısıyla fıtrattan uzak şekilde kurulan yaşamların içinde bulunduğu derin zaaflara ve çöküşlere sadece bir örnek niteliğinde. Modern-seküler dünyanın tırpanlayıp geçtiği, insanı insan yapan ahlak ve şahsiyet gelişimini çürüten ve bir hastalık gibi bulaşan tüm yozlaşmalara ve dayatmalara karşı insanı dik ve diri tutan vahyi yeniden ve sürekli olarak diriltmenin gereğini için çalışmak lazım. Dayatılan herkes ya da hiç kimse olma halinden ancak ve ancak Kur-an çerçevesinde fıtratımıza uygun çizilen profilleri benimsemekle başlayabiliriz. Merhametten ve adaletten ve ölçüden çok uzak bu yaşam tarzlarının suniliği ve insanı çürüten diktelerinden Allah’ın örneklediği eğitim metodlarını iman ve eyleme dönüştürerek kurtulabiliriz.  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
nur
13 Şubat 2012 Pazartesi 15:24
yeni nesil
sizce ala dergisi mi hesna dergisi mi?
Kanaat Kar
27 Eylül 2011 Salı 17:08
Yazıyı okudum Ömer Kardeşim.
Yazıyı okudum Ömer kardeşim. Yaptığım ironi bir eleştiri muhteviyatıdır. Yargılayanda yargılanır. Anlatmaya çalıştığım şey bu. Ancak toplumun içerisindeki sosyolojik vakalar arası eşgüdüm okadar zayıf ki ve sorunlar okadar çok ki malesef derginin muhteviyatı ve eleştirisi bana göre kadük kalıyor. Dolayısıyla anlatmaya çalıştığım şey İslamcı Feminizmin etkinlik alanının sadece dergiyle alakalı olmadığıdır. Literatür tarasan bu kavram hakkında neler bulabilirsin bilemem. diyeceklerim bunlardır.
Ömer Kartal
03 Eylül 2011 Cumartesi 23:36
yazıyı doğru okusun..
kanaat kar isimli yorumcunun yazdıklarıyla konunun ne alakası var. bu olay ciddi bir yanlış mı değil mi? onu söyle. yazarı eleştir, yorumcuları eleştir.anlamsız bir şekilde.
bahsettiği konuyla ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılabilir tabi ki.
Kanaat Kar
02 Eylül 2011 Cuma 02:55
Feminen Toplum
Kendi retoriği içerisinde toplumsal bir yönlendirme yapmaya çalışan yazar iki kalemde hedefi belirtti ve topun fitilini ateşledi." Dergi Mahvedile". Buna uyan İslamcı Camiamızda "Saolasın eline sağlık Nasılda İyi yazmışsın" deyiverdi. Olan biten bu .
İçerik eleştrisi yapmak malesef bu kadar basit değil hanımlar beyler. Yaptığınız eleştri faşistlik sınırlarında geziyor. Kapitalist toplum eleştirisi yaparken kendimiz en yüreklisindeen kominist solcu jargoncu goygoyculuğunda buluyoruz. İçimizde hala devrim ateşi yanıyor. İşte eleştri sınırlarımız bunlar. Bir deneme yaaplım dedik. Eleştri yapalım dedik. DErgiyi aldık. Verdik veriştirdik. Eleştrimizi yaparkende feminen duygularımızda en islamcısından had safhadadır. Allah sonumuzu hayreyleye.
Günümüz modern toplumunun kadınlar üzerindeki etkilerini sadece kapitalist bir ortamdan incelemek ve bunlara cevap aramakla bu işlerin halledilebileceğini zannediyorsak yanılıyoruz. Ümmeti kırıp geçiren kapitalist toplumun tüketim çılgınlığından çok feminist minvalde hareket eden kadınların kendi emanetleri olan erkeklere göre kendilerini daha da yukarıda görmeleridir. İslami camialarda varolan feminist yükseliş hakkında mazallah hiç bir sosyolojik araştırma veya çalışma bulamazsınız. Ailelerin sallantıda olmasına, ekonomik yetersizliklerin faturasının erkeklere kesilmesine, hakkı söylediğine inanan ve kendi silsilelerini bilemeyen modern feminen kadın yorumlarına hiç bir kelimemiz yok. Olamaz tabiki. Erkek hegemonyası yıkılmalı tezine karşı hakkı ve adaleti savunmak yerine oluşan feminen ilerlemeye malesef hiç bir kadının itiraz etmediğine ve kapalısından açığına bu konuda bir koalisyon olduğuna inanmaktayım.Bu koalisyonun toplumu malesef bir iç huzursuzluğa doğru sürüklediğini hergün öldürülen kadın haberlerinden almaktayız. Ne kadar acı.Ölen yüzlerce kadın. Peki empati yapan feminist medyamız var mı malesef ki yok. Bırakın çıkarsınlar dergilerini. Zaman kadınların zamanı. Erkeğin görevi onların rahatlarını sağlamak.
Zehra Ergül
29 Ağustos 2011 Pazartesi 23:21
Gençlik ama nasıl..
Önemli bir konu,güzel bir yazı olmuş Büşra kardeşim..
Vaziyeti gömek,doğru okumak,tahammül etmek ve berii olmak gerek. Bir yandan da yığınların bu akışına karşı ahlakı,edep ve adabı öne cıkararak güzel bir dil,güzel bir tavır geliştirmek lazım.. Bu insanlar yine bizim potansiyelimiz,kardeşlerimizi,çocuklarımızı bu sele kaptırmyalım,bu kardeşlerimize de ulaşalım inş.
büşra
29 Ağustos 2011 Pazartesi 03:08
koyun postuna bürünmüş kurt dergi;DİKKAT TEHLİKE ARZ EDİYOR
selam!Arkadaşlar adres belirtmeden eleştirmek mümkün değil etik de değil.Yozlaşmaya dikkat çeken Büşra kardeşimiz elinden geleni yapmış ve kaleminin sesiyle bunu duyurmuş.maksas üzüm mü yemek yoksa bağcıyı döğmek mi?Reklam yapılmıyor ki adı geçen dergi genç kızlarımız için tehlike arz ediyor ne yapalım diye bir çağrı var.Yazıya değil yazana hiç değil probleme odaklanalım.Mavera kardeşim bu konuda yapabileceğin ya da yaptığın olumlu eylemleri paylaşırsan sevinirim.Çünkü akıl akıldan üstündür.senin aklına gelen benim aklıma gelmeyebilir.selametle...
mavera
27 Ağustos 2011 Cumartesi 14:50
görmemek mi.*
görmezden ve duymazdan gelelim demiyoruz....sadece ismi geçtigi icin diyorum
Mustafa Ahıskalı
27 Ağustos 2011 Cumartesi 02:18
Görmezden gelmek yok etmiyor
Aşağıdaki yorumlardaki eleştirilere katılmıyorum. "Görmeyelim, duymayalım. Belki şekilde daha rahat ederiz." tarzı bir sonuç çıkıyor. Dergi çıkıyor vede çok satıyor. Alıcılarının burdaki yazıdan dolayı aldıklarını sanmıyorum. Kardeşimiz bir tehlikeye dikkat çekiyor. Üstüne düşen sorumluluğu yerine getiriyor.

Görmeyelim, duymayalım, bahsedersek, reklam olur tarzı yorumlardan hareket edersek. Hiç bir eleştirde bulunamayız çünkü eleştirirken ötekinden bahsetmek zorunda kalırız. Televizyondan, internetten, cinsi sapkınlıktan, içkiden, uyuşturucudan bahsetmeyelim. öylemi...
mavera
27 Ağustos 2011 Cumartesi 02:03
yazı hakkında
derginin adı verilerek bayagı bir reklamı olmus bence....cünkü ben dahil bilmeyenler bir kere merak etse derginin bayagı bir tirajı artar diye düsünüyorum...yazının baslıgıda gayet pazarlama ve tanıtım sloganı gibi gorunuyor...
İhsan Gümüşdere
25 Ağustos 2011 Perşembe 20:10
Dergi hakkında
2 ay öncesine kadar hiç duymamıştım. Karşıt reklamlar sayesinde duyabildim. Hatta o kadar çok karşıt reklam duydum ki, dergi bu kadar çabalasa ismini bu kadar duyuramazdı. Gittim aldım. Ne oluyor diye.

Dergi olanı yansıtmaktan, varolan şeyleri sunmaktan başka birşey yapmıyor. Sokağı, halkı, yaşamı kağıda yansıtıyor hepsi bu. Bu dergiden önce başladı modern giyim tarzı adı altındaki, "kot pantolon üstü tesettür (!)" modası.

Yani bir suçlu arayacaksak bu dergi en fazla 3 ay hapis yatar çıkar:)

Hani derler ya "arz talep" meselesi. Böyle giyinmeye meyilli binlerce insan var ve giyiniyor. Dergi bu insanların sadece medyatik bir yansıması. Dergiyle uğraşacağımıza bu zihin yapısıyla, bu zihin algılamasıyla uğraşmak daha etkili olur. Olur mu onu da tartışabiliriz. Yeni neslin çoğu eski neslin giyim-kuşamını giymek istemiyor. Giymiyor da. Madem başörtüsü takacağız, biz de kendi stilimizi kendimiz yaratırız havalarında. Başarılı da oluyorlar kendi çaplarında. nasıl ki, Şule Yüksel Şenler kendi çapında bir tesettür modası başlattıysa, yeni nesil de böyle davranıyor. Şule Yüksel Şenler'i örtünme şeklinden dolayı o dönem az eleştiren tefe koyan olmamış hani.

Temel ahlaki bilgileri vermeden gençlerin önüne şablonları koyar ve buna göre hareket edecekseniz dersek, onlar da böyle hareket ederler. Önce ahlaki bilgiyi vermeye başarmalıyız. Hadi bakalım 9 yaşına geldin, Allah böyle emrediyor, örtüneceksinn örtünnn. mantığı ile hareket ettiğimiz müddetçe bunların önüne geçemeyiz. Geçemiyoruz da. Daha çoğu ne için örtündüğünü, örtünmenin ne manaya geldiğini bilmiyor. Ahlaktan başlamalıyız. Nebevi yol budur. Gerisi şablondur, kalıptır.
büşra
25 Ağustos 2011 Perşembe 01:26
tepkinin zamanı
selam!tepkini haklı yazını gecikmeli buluyorum.islami kimleğe uygun olmadığını iddia ettiğimiz bu furya zaten ilk önce caddelerde ,sokakta reklamını yaptı.ve gençler artık onların dediği gibi giyiniyor.adamlar şimdi kolaylık olsun diye dergi çıkarmışlar EYVAHHH ARTIK DERGİYE bakıp elbise beğenecekler diye korku biraz yersiz geldi bana.Siz bana çözüm önerisiyle gelin,ya da çözüm üreteceklerin kapısını çalın.kalemlerimizi değil yüreklerimizi hoplatalım. kalemle yazmayı ve oku emrini çok güzel yerine getirdikte YÜREK devletini kuramadık.yüreğinizde bir sızı hissederek kaç genç kıza tesettürü anlattık.biz anlatmazsak onlar bir şekilde yerimizi doldurur.bana kaç tane islama uygun tesettürlü kadın örneği getirebilirsiniz.bunda bile hem fikir değilken ne anlatacağız.HAYDİ tek nefes olup bana sadece bir tesettür söyleyin.yapıcı eylem yapalım,kalıcı olsun.E HAYDİ BİR ŞEY YAPALIM.ALLAH RIZASI İÇİN.
Sara Işıklar
24 Ağustos 2011 Çarşamba 12:15
'gerçek' gündem
Büşra kardeşimizi gündemimizi aydınlatacak olan bu yazısından ötürü tebrik ediyorum. ben de tabi ki yazılarının devamını bekliyorum.
Ayşegül Özkan
24 Ağustos 2011 Çarşamba 11:55
sesi'miz olmuş...
Büşra kardeşimi tebrik ediyorum.
Selam ile..
Murat Ayar
23 Ağustos 2011 Salı 18:08
Öenmli bir tespit
Büşra Hanım'a bu değerlendirmesi için teşekkür ediyorum. Gerçekten "ne ala memleket" dedirten bir dergi bahsi geçen dergi. Ramazan Fuar'ında dergilerini yayınevlerine tanıtan dergi sahiplerinin amaçlarının Allah rızası olduğu yönündeki savunuları ise Tekbir Giyim'in düzenlediği defileleri savunmak için kullandığı argümanlara benziyordu. T Adı geçen derginin kendi muhitimizde bulunan kitapevlerinde de sergilinip satılması ise ayrı bir sıkıntılı durumdur.
Münevver Sofuoğlu
23 Ağustos 2011 Salı 00:14
Kurgulu yaşamlar
Modern yozlaşmanın neticesinde kimliksiz ve tepkisiz bir nesil yetişmektedir. Maalesef hayata dair hiç bir sözü olmayan, yaşamını modern dayatmaların kıskacına göre kurgulayan bir neslin rehberliğine soyunmuş ala dergisi. Büşra arkadaşım kalemine sağlık güzel bir yazı olmuş devamının gelmesi dileğiyle.
Ö.Gültekin
22 Ağustos 2011 Pazartesi 23:20
Nazarı ber kadem...
Mükemmel... Samimi... Cesurca... Müslümana yakışır bir söylem...
Yazarın Diğer Yazıları
    DÜŞÜNCE PLATFORMU
    PANO
    İKTİBASLAR
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 524 10 28 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim