1. YAZARLAR

  2. Kürşat Bumin

  3. 'Terör Tanımı'ndan itibaren sorunlu bir TMK
Kürşat Bumin

Kürşat Bumin

Yazarın Tüm Yazıları >

'Terör Tanımı'ndan itibaren sorunlu bir TMK

A+A-

Dünkü yazıya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yakınlarda yaptığı bir çağrıyı hatırlatarak noktayı koymuştum. Arınç, bu çağrıyı Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) değişmesini isteyen çevrelerin tezlerini- argümanlarını görmek istediği için yapmıştı. Yani özetle: TMK değişsin mi? Cevap evet ise, niçin? Çağrı yapılanlar arasında "köşe yazarları" da bulunduğundan, çağrıya uyarak konuya ilişkin derdimi anlatmaya çalışacağım bugün!

Terörle Mücadele Kanunu, her şeyden önce, 2003'te son halini kazanan 1. Maddesi, yani "Terör Tanımı" başlıklı maddesi itibariyle "Türk'e özgü", yani "alaturka"dır. "Terör tanımı"nın kolay bir iş olmadığının herkes gibi ben de farkındayım. Bu yüzden, "terör-terörizm" başlıklı hangi yazıyı önünüze açsanız, yazılar çoğunlukla "terör tanımı"nın kolay bir iş olmadığından bahisle açılır. Ama doğrusu bu tür araştırmalar Türkiye'nin TMK'sının "Terör Tanımı" maddesini gözden geçirebilselerdi akıllar hepten karışırdı muhakkak!

TCK'nın "Terör Tanımı"ndaki en önemli ve en dikkat çeken yanlış, terör ve dolayısıyla terörizmden korumak için özen gösterilenlerin başında "Devlet"in gelmesidir. Kanunun bu tercihi şaşırtıcıdır, çünkü dünyada yapılan tanımlarda terör/terörizmin uyguladığı şiddetin herkesten önce "masum sivil halk"ı hedef aldığı belirtilip bu çerçevede ilerlenirken, Türkiye'de dikkatler "Devletin varlığı"nın korunmasına çevrilmiştir..

İsterseniz gelin, TCK'nın 1. Maddesini bu çerçevede bir kere daha hatırlayalım:

"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."

Maddenin "terör" eylemlerinin hedeflerini nasıl bir öncelik sırasıyla sıraladığına dikkat edelim. Madde, "terör-terörizm" söz konusu olduğunda ilk akla gelmesi gereken zarar görenler hanesini ancak sonuncu cümlecikte hatırlamaktadır. Şunu yani: "kamu düzenini ve genel sağlığı bozmak amacıyla..." Çünkü söylediğim gibi "terör-terörizm"in asıl amacı masum sivil halkı güvensizlik duygusuna sürüklemek ve dolayısıyla "kamu düzeni"nin bozulmasıdır. Tamam bu amaçlar içinde Maddede yer alan "devlet otoritesini zaafa uğratmak" da yer alabilir. Ama bu amacın (yine Madde'de söylendiği gibi) "...veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini..." şeklinde uzatılması doğru değildir, çünkü "devlet otoritesinin zaafa uğramaması" da masum sivil halkın güvenlik duygusunun sarsılmaması için gereklidir. Dolayısıyla "terör tanımı"nda devletin "yıkılması" ya da "ele geçirilmesi" gibi ancak "Savaş" söz konusu olduğunda akla gelebilecek ihtimallerin sıralanması gereksizdir.

Madde 1'e devam edelim:

Terör-terörizm gerçekten de -Maddede belirtildiği gibi- "Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek.." amacını-tehlikesini taşıyabilir mi? Bu soruyu karşılaştırmalı olarak cevaplamaya çalışalım: New York - 11 Eylül 2001 sonrasında ABD yetkililerinden bu büyük terör eyleminin ülkenin "Anayasada belirtilen Cumhuriyetin nitelikleri... değiştirmek" türünden bir amaç taşıdığına dair tek bir söz işittik mi? İşitmedik, çünkü binlerce masum sivilin hayatına mal olan bu terör eyleminin söz konusu "nitelikleri" vs değiştirebileceği yönünde akıl yürütmeye çalışmanın abesle iştigal etmekten başka bir anlamı olmayacaktı. Demek ki terör-terörizmden söz ederken "tanım" doğru yapılmalı ki, bu tanımdan hareketle getirilecek düzenleme ve uygulamalar da bu alanın dışına taşmasın.

Devam edelim: Terör-terörizm gerçekten de –Maddede belirtildiği gibi- "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak" amacı-tehlikesini taşıyabilir mi? Bu soruya cevaben de "Ne münasebet!" diyeceğim. Çünkü en başta söz konusu "bölünmez-bütünlük" zaten "terör-terörizm" sorunu olmasa da kendi başına demokrasi çerçevesinde son derece yersiz-lüzumsuz kaçan bir yazım hatası taşımaktadır. Demokrasi gelişmiş haliyle asıl olarak "devlet" ve ülkedeki "toplum"u ("Millet" yerine bu terimi kullanmak zorundayız artık) tek bir "töz" olmaktan çıkartmaya çalışmak ise –ki öyle- bu şekilde devlet-ülke-toplumun "bölünmez bütünlüğü"nden hâlâ dem vurmak –yeni-anayasada kısmetse- süratle terk edilmesi gereken, bize haklı olarak "totalitarizm"i çağrıştıran bir klişeden ibarettir. Hem söyler misiniz: "Terör-terörizm" bu "bölünmez bütünlüğü" nasıl bozabilir? "Evet tabii ki bozabilir" diyorsanız, bu "bozucu" unsurun siyaset teorisindeki adı başka bir şey değil midir?

Görüyorsunuz, TMK'yı gözden geçirmeye koyuldum ama daha 2. Maddeye bile geçemedik. "Arkası yarın" diyerek yazıyı noktalayalım.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT