1. YAZARLAR

  2. Ayşe Hür

  3. Terör, İslam ve Amerika... -7
Ayşe Hür

Ayşe Hür

Yazarın Tüm Yazıları >

Terör, İslam ve Amerika... -7

A+A-

İnternet ve siber terörizm
Terör örgütlerinin internet teknolojisini daha çok kullandıkları düşünülüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2002 yılı yabancı terör örgütleri listesine bakılacak olursa bu örgütlerin 33'ü internet iletişimine sahip. Listenin yayımlandığı web sitesinde 15'inin web adresleri de yer alıyor. Henüz internet teknolojisi yoluyla gerçekleşmiş ciddi bir saldırı yok ama internetin haberleşme amacıyla kullanımı bile teröre hizmet edebiliyor. Ayrıca hava trafiğinin kontrolünü bozmaya yönelik girişimler ürkütücü görünüyor. Bugüne dek bilinen etkili siber saldırılar 1995'te Japonya'da (polis teşkilatına yönelik), 1998'de Sri Lanka'da (elçiliklere yönelik), 1999'da Kosova'da (NATO'ya karşı) ve Ortadoğu'da yaşandı. Ayrıca 2001 yılında bir ABD casus uçağı ile bir Çin uçağı Kuzey Kore semalarında çarpıştıklarında Çinli hacker'lar ABD web sitelerine etkisiz bir saldırıda bulundular.
Ortadoğu'da siber savaşlar
2000 yılının ekim-kasım ayı ise Ortadoğu'daki siber savaşların başladığı yıldır. Lübnanlı Hizbullah'ın üç İsrailli askeri rehin almasından üç hafta sonra başlayan İsrail siber saldırısı Hizbullah'ın web sitesine milyonlarca darbe vurmuştu.
Hizbullah sitesini farklı adlarla defalarca kurduğu halde 'FloodNet' diye adlandırılan bu bombardımandan kurtulamadı. Hizbullah'ın webmaster'ı Ali Eyüb'e bakılırsa Hizbullah'ın buna cevabı daha etkiliydi. Çünkü Ekim 2000 ile 1 Ocak 2001 arasında İsrail'deki web siteleri 246 kere hack'lanmıştı. Bu tür faaliyetler Filistinliler arasında 'ecihat', 'siber cihat', 'inter cihat', 'interfada' gibi adlarla anılıyor. Hizbullah'ın internet sitesinin 1995'te kurulduğu biliniyor.
Örgütün ayrıca bir basın merkezi ile El Manar adlı İngilizce-Arapça yayın yapan bir televizyon kanalı var. HAMAS'ın web sitesi ise çok 'renkli'. Politik karikatürler, video klipler ve fotomontajlarla yaratılmış katliam sahneleri görenleri çok etkiliyor.
Cezayir'in Silahlı İslamcı Grubu (GIA), web sitesinde bomba yapımını öğretiyor. 1989'da Hindistan Başbakanı Rajiv Gandi'ye suikast yapan Sri Lanka'daki Ealam Tamil Kaplanları'nın online alışveriş mağazasında örgütün propaganda kitapları, takvimleri, bayrakları satılıyor. İnternet üzerinden yayın yapan IRA radyosu, Al Lewis Live ve Bizim Amerika radyoları ise terör örgütleriyle ilişkili görülüyor. Londra'da kurulu bir yayın şirketi olan Azzam'ın İngiliz şirketi Swift Internet tarafından desteklenen web sitesinde 'kendimi cihat savaşçısı olarak nasıl eğitirim' gibi sorulara yanıt bulmak mümkün. Singapur'da kayıtlı olan ve 2002'den beri Malezya ve Teksas'taki servis sağlayıcıları aracılığıyla hizmet sunan Alneda adlı sitede Usame bin Ladin'in video kayıtları ve Afganistan'da faaliyet gösteren başka web sitelerinin URL'leri var.
Servisler ABD ve İngiltere'de
Bir ilginç nokta da bu örgütlere teknik destek sağlayan internet şirketlerinin birçoğunun ABD'de yerleşik olması.
1997'de IGC adlı bir servis sağlayıcının ünlü Bask terör örgütü ETA'nın yayın organlarından Euskal Herria adlı bir web gazetesine ev sahipliği yaptığı anlaşılmıştı. 2001 ikiz kuleler saldırısından sonra Connecticut'ta kurulu bir servis sağlayıcı şirketin HAMAS'a ve ETA'ya veri sağladığı, Binghampton'daki New York Üniversitesi'nin Kolombiyalı terör örgütü FARC'a; San Diego'daki Kaliforniya Üniversitesi'nin ise Peru'daki Tupac Amaru örgütüne teknik destek verdiği anlaşıldığında büyük gürültü koptu. FARC'ın sitesi kapandı ama Kaliforniya Üniversitesi 'yayın özgürlüğüne darbe' olarak nitelediği için Tupac Amaru sitesini kapatmadı. Aslında ABD'de siber teröre karşı alınan sert önlemler, bireysel hak ve özgürlükleri zedeleyen niteliklerinden dolayı büyük eleştiri almakta.


Kimyasal silah dehşeti
Günümüzde terör örgütlerinin klasik silahların yanı sıra şarbon, çiçek, hıyarcıklı veba, HFV, Ebola, Marburg, tularemia, botulism gibi bakteri ve virusleri ya da sarin, VX ve hardal gazı gibi kimyasal maddeleri kullanması olasılığı giderek güçleniyor. Bazı terör örgütlerinin özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yasadışı yollarla ülke dışına kaçırılan nükleer malzemenin peşinde olduğu da biliniyor.
Dünya kamuoyunun biyolojik silahlarla ilk tanışması 1995 Mart ayında Tokyo Metrosu'na sarin gazı atarak 12 kişinin ölümüne ve 5 bin 700 kişinin hastanelik olmasına neden olan Aum Shinrikyo örgütü sayesinde olmuştu. Aum, Hinduizm ve Budizm'den esinlenmiş, kıyamet gününe inanan bir çeşit dinsel fanatikler topluluğu.
Sarin gazı, aslında Nazilerin buluşu. Siyanürden 500 kere daha öldürücü olan sarinin 'dezavantajı' ise üretiminin büyük uzmanlık gerektirmesi; ancak o yıllarda 1 milyar dolar cirosu olan onlarca işyerini işleten, üyelerini Japonya'nın seçkin üniversite öğrencilerinden ve bilim adamlarından seçen Aum için sarin üretmek zor olmamıştı. New York Times'ta 1998'de yayımlanan bir habere göre Aum'cular Aralık 1994-Ocak 1995 arasında deneme kabilinden sarin, şarbon ve botulism adlı üç ayrı malzemeyi kullanarak dokuz saldırı gerçekleştirmiş, yedi kişiyi öldürmüşler.
Suriye ve HAMAS
Suriye'nin elinde bir miktar sarin olduğu, Ortadoğu'nun ünlü terör örgütü HAMAS'ın da sarin peşinde olduğuna dair ipuçları var. Aum'un bugüne dek terör olaylarında kullanılmayan, ancak küçük bir miktarı ile koca bir şehrin nüfusunu yok etmesinden korkulan VX gazı üzerinde çalıştığı da saptanmıştı. 1950'lerde İngiliz bilim adamlarınca geliştirilen ve adına karşılık sıvı olan VX, 'at pisliği, samısak ve elma kokulu' hardal gazı ve sarin ile karıştırılmış halde 1988 Mart'ında Saddam Hüseyin tarafından Halepçe'de Kürtlere karşı kullanıldı. Bu saldırıda 5000 kişi öldü, 65 bin kişi çeşitli zararlar gördü. Bugün dünyada VX sahibi olan iki ülke ise ABD ile Rusya.


Örgüt değil marka: Kaide
Usame bin Ladin, 'Yeşil Kuşak Projesi'nin öne çıkardığı en ünlü isim. Örgütü Kaide için de 'yeni tip köktendinci örgüt' deniliyor; aslında, farklı örgütlerden oluşan bir konfederasyon olduğu sanılıyor.
1982-1992 arasında 50 İslam ülkesinden yaklaşık 35 bin Müslüman'ın Afganistan'ın Peşaver yakınlarındaki kamplarda ABD ve Pakistanlılarca eğitildiği sanılır.
Bugün 'El Kaide' adlı örgütüyle dünyaya korku salan Usame bin Ladin bunların en ünlüsüdür. Afganistan'da savaştan sonra başbakan olan köktendinci Gülbeddin Hikmetyar'ın sadık adamlarından Nur Emin'in tabiriyle Afganistan'daki bu cihat üniversitelerinde yetişen Usame bin Ladin'in 1980'li yıllarda Afganistan-Pakistan sınırındaki Hayber Geçidi yakınlarında konakladığı, 1984'te Abdullah Azzam adlı din adamı ile birlikte Pakistan gizli servisinin eğitimlerini yönettiği söyleniyor.
CIA bağlantısı
Son zamanlara dek Bin Ladin'in CIA ile ilişkileri kesinlikle reddediliyordu. Ancak 1998'de Kenya'daki bir askeri üsse yöneltilen saldırılarda kullanılan silahların Amerika'nın Tenessee eyaletinde üretildiği ve 1989 yılında ABD tarafından Bin Ladin'in ekibine verilenler arasında olduğu kanıtlandıktan sonra buna karşı çıkmak çok kolay olmadı. CIA'e göre 1955 doğumlu olan Bin Ladin, Suudi Arabistanlı zengin bir mühendis ve işadamı. Kendi ülkesinden 4000 mücahidin de Afganistan'daki kamplara gelmesine önayak olmuş, aynı zamanda ülkesi ile köktendinci liderler arasında ilişkileri sağlamış. İlk kurulduğunda ana hedefi sadece Suudi Arabistan'daki ABD askeri varlığına son vermek olan El Kaide, Filistin meselesine ilk kez 1996'da Çeçenya, Kosova, Keşmir ve Somali'nin ardından değiniliyordu.
Örgütün konuyu ön cepheye taşıması ise ancak 1998'de gerçekleşti. Son İstanbul olaylarından sonra yayımlanan bildiride Filistin ve Keşmir birlikte anılıyordu.
Ismarlama terörizm
İslam araştırmacısı Olivier Roy'un tanımıyla 'savaşını ülkesiz bir alanda ve küreselleşen dünyaya karşı veren yeni tip köktendinci bir örgüt olan' El Kaide'nin değişik terör örgütlerinden oluşan bir çeşit konfederasyon olduğu sanılıyor. Hatta bağımsız terör örgütlerinin projelerinin beğenildiği takdirde El Kaide 'markası' ile eyleme konulduğunu düşünenler bile var.
Bağlantılı yapılar
Bu bağlantıların ağırlıklı olarak uydu iletişimi ve internet teknolojileri ile sağlandığı ileri sürülüyor. El Kaide konfederasyonuna bağlı terör örgütleri arasında Mısır İslami Cihad'ı ile Cemiyetü'l-İslamiye adlı örgüt, Libya İslamcı Mücadele Grubu, Yemen'de faaliyet gösteren Aden İslamcı Ordusu, Keşmir'deki Laşkar e Tayyiba ve Jaish e Muhammed örgütleri, Özbekistan İslami Hareketi, Cezayir'de faaliyet gösteren Silahlı İslamcı Grubu (GIA) ve Selefi Grubu, Endenozya'daki Ebu Seyyaf örgütü var. Bu örgütlerin hepsi de İslam'ın Sünni kanadından geliyor. Ancak El Kaide'nin son zamanlarda ünlü Şii terör örgütü Lübnan Hizbullahı ile de ilişki kurduğu sanılıyor.


Bitirirken...
Bugün herkesin ilk görevi ister kişi veya gruplardan gelsin, isterse devletlerden, hangi gerekçe ile olursa olsun sivil insanlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek ya da sindirmek için öldürme, zor kullanma ya da tehdit etmeyi içeren her türlü eylemi terör diye kınamaktır. Son yıllarda giderek artan sayıda köktendinci Müslüman'ın çeşitli amaçlar için terörü meşru gördüğü ve hedeflerinin giderek küresel bir nitelik aldığı açıktır. Ancak İslamcı terör örgütlerinin ortaya çıkışında Yeşil Kuşak Projesi başta olmak üzere ABD'nin dünya hegemonyasını kurmak için izlediği Yeni Muhafazakâr politikaların payı olduğu kadar, İslam toplumlarının içinde bulunduğu sosyoekonomik, kültürel ve politik ortamın da payı vardır. Bu nedenle İslamcı ya da İslamcı olmayan terörü durdurmak ya da azaltmak için küresel düzeyde önlemler almak zorunlu görünüyor. Ancak kısa vadede Filistin meselesinin halli yaşamsal önem taşımakta. Küresel adaletin önündeki en büyük engel olan ABD'nin müdahaleci politikalarına karşı çıkmak ise bir insanlık görevidir.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT