Terör, İslam ve Amerika... -1

07.12.2003 05:28

Ayşe Hür

İnsanlığın MÖ 5. yüzyıldan beri tanıdığı terörizm, 20. yüzyılda gerek amaçları açısından, gerek yayıldığı coğrafya açısından, gerekse de kullandığı araçlar açısından nitelik değiştirdi. Bir zamanlar İrlanda, Cezayir ve Vietnam'da sömürgeciliğe karşı, Kuzey İrlanda'da mezhep çatışmalarında, Malezya, İran, Filipinler ve Nikaragua'da iktidarı ele geçirmek için kullanılan terör, çoktandır Ortadoğu'da İsrail'in işgal ettiği topraklarını geri almaya çalışan Filistinliler tarafından yoğun biçimde kullanılıyor. Ancak El Kaide gibi örgütlerin amaçları bu sayılanların hepsinden farklı görünüyor. Onların değiştirmek istedikleri tek tek ülkelerin düzeni değil, tüm dünyanın düzeni.
Bu amaca yönelirken de dünyanın her yerini eylem alanı haline getiriyorlar ve en acımasız silahları seçiyorlar. Artık sadece ateşli silahlar değil, uydu telefonları, internet bağlantıları, cep telefonları da hayati öneme sahip. Olayların televizyonlarda defalarca gösterilmesi, teröristlerin çok hoşlandıkları bir iletişim ve sindirme yöntemi. Modern terörün bir diğer niteliği de artık sivil hedeflerin daha çok seçilmesi. İnanmış insanların canlı bombalar olarak kalabalıkların veya binaların üzerine sürülmesi ise yeni bir intihar kültürünün habercisi.
Günümüzde terör olaylarının arkasında Katolikleri, Protestanları, Budistleri, Sihleri, Hinduları ya da Ortodoksları bulmak mümkün ama bir gerçek var ki giderek artan sayıda Müslüman terör olaylarına katılıyor. Uluslararası terör örgütleri listelerindeki 53 örgütten 27'si kendini İslamcı olarak tanımlıyor ve faaliyetlerini giderek artırıyor.
İşte böyle bir ortamda ABD, 'Yeni Dünya Düzeni'ni sağlamak üzere başlattığı 'Teröre Karşı Eylem Planı'nı yürürlüğe koydu ve bu iş için 2003 yılı bütçesinde 45 milyar dolar ayırdı. ABD'nin 2003 savunma bütçesi ise 401 milyar dolar. Birçok kişi acaba ABD'nin gerçek amacı ne diye soruyor. Savaş, uluslararası terörle dünya hegemonyasını kurmaya çalışan bir güç arasında mı geçecek yoksa insanlıkla karanlık güçler arasında mı bunu zaman gösterecek.

Köktendinci atak
Bugün terör denildiğinde onunla birlikte karşımıza çıkan 'köktendincilik' (fundamentalizm) terimi aslında 19. yüzyılda ABD ve İngiltere'de Aydınlanma düşüncesine ve modernist eğilimlere karşı atağa geçen tutucu Protestan hareketi betimlemekte kullanılırdı. Son dönemlerde özellikle
İslamdaki köktenci ve eylemci akımları nitelemek için kullanılıyor. Bu geniş anlamıyla köktendinci akımların ortak özelliği yaşamın bütün alanlarının temel kutsal metinlerdeki yasa ve ilkelere göre düzenlenmesini savunmaları. Ancak kimse bir zamanlar ABD'nin Tenesse Eyaleti'nde evrim kuramının öğretilmesine karşı çıkan Amerikan köktendincilerini anımsamıyor.
Bir zamanlar Piskopos Makarios'un, rahip Desmod Tutu'nun, Kardinal Mendzeti'nin, Papa II. Jean Paul'ün politik mesajlar vermesine aldırmıyor. Batı'da pek çok partinin 'Hıristiyan Demokrat' adını taşıması da sorun olmuyor. Hatta Başkan Bush'u iktidara taşıyanlar arasında Amerikan köktendincilerinin olduğu da dikkatlerden kaçıyor. Rahatsızlık duyulan sadece İslam'ın politize olması. Halbuki bugün dünyanın pek çok yerinde değişik dinlerden radikal hareketler güç kazanıyor. Hindistan'da Hindu dinini esas alan Bhartia Janta Partisi 1991, 1996 ve 1998 yılı seçimlerinden birinci parti olarak çıktı. İsrail'de Yeşivacı gruplar koalisyonlarda önemli roller üstleniyor, Moğolistan'da Budistler iktidara doğru yürüyor. Brezilya'da Katolik Kilisesi hükümetlere karşı grevler örgütlüyor, fabrika işgallerini organize ediyor, protesto gösterileri düzenliyor.
Ama İslamcı köktendincilik hepsini geride bırakmış görünüyor. 11 Eylül olayları sonrasında kaleme aldığı 'Öfke ve Gurur' adlı sansasyonal eseriyle Batı'yı tüm Müslümanlara karşı harekete geçirmeye çalışan Oriana Fallaci'ye karşı çıkarak, 'Korku ve Küstahlık' diye bir tür reddiye yazan Prof. Franco Cardini'yi kimse dikkate almadı. Hatta günümüzde artık iş öyle bir noktaya vardı ki, 'Ilımlı İslam olabilir mi' sorusu sorulmaya başladı.


 

Uluslararası terör listelerindeki örgütler
1. Ebu Nidal Örgütü, Filistin.
2. Ebu Seyyaf Grubu, Filipinler.
3. El Aksa Tugayları, Filistin.
4. Esbat el Ensar, Filistin.
5. Silahlı İslamcı Grubu FIS, Cezayir.
6. Selefi Grup, Cezayir.
7. Aum Shinrikyo, Japonya.
8. ETA, İspanya.
9. Cemiyetü'lİslamiye, Mısır.
10. HAMAS, Filistin.
11. Hareketü'lMücahidin, Pakistan.
12. Hizbullah, Lübnan.
13. Doğu Türkistan İslami Hareketi, Türkistan.
14. Japon Kızıl Ordusu, Japonya.
15. Özbekistan İslam Hareketi, Özbekistan.
16. El Cihad, Mısır.
17. Kach Kahane Chai, İsrail.
18. PKK, Türkiye.
19. Ealam Tamil Kaplanları, Sri Lanka.
20. Mücahidin el Halk Örgütü, İran.
21. ELN, Kolombiya.
22. Filistin İslami Cihad, Filistin.
23. Filistin'in Özgürlüğü İçin Halk Cephesi, Filistin.
24. Filistin'in Özgürlüğü İçin Halk Cephesi-Genel Kuman- danlık, Filistin.
25. El Kaide, Afganistan.
26. Devrimci Ordu Güçleri FARC, Kolombiya.
27. 17 Kasım, Yunanistan.
28. DHKP-C, Türkiye.
29. Aydınlık Yol, Peru.
30. Tupac Amaru Devrimci Hareketi, Peru.
31. Alex Bancayao Tugayları, Filipinler.
32. Rwanda Özgürlük Ordusu ALIR, Ruanda.
33. İrlanda Cumhuriyet Ordusu'nun Devamı CIRA, Kuzey İrlanda.
34. 1 Ekim Antifaşist Direniş Grubu-GRAPO, İspanya.
35. İrlanda Cumhuriyet Ordusu IRA, Kuzey İrlanda.
36. Lashkar e Tayyiba, Pakistan.
37. Lashkar i Jhangvi, Pakistan.
38. Moro İslami Özgürlük Cephesi, Filipinler.
39. Sadık Gönüllü Güçleri -LVF, İrlanda.
40. Yeni Halk Ordusu, Filipinler.
41. Orange Gönüllüleri, Kuzey İrlanda.
42. Gangsterliğe ve Uyuşturucuya Karşı Olanlar PAGAD, Güney Afrika.
43. Gerçek IRA, Kuzey İrlanda.
44. Kızıl El Savunucuları RHD, Kuzey İrlanda.
45. Devrimci Birleşik Cephe RUF, Sierra Leone.
46. Birleşik Savunma Güçleri AUC, Kolombiya.
47. El Tekfir ve'l Hicra, Cezayir.
48. Babbar Halsa, Keşmir.
49. Muhammed'in Ordusu, Keşmir.
50. Kutsal Toprakları Geliştirme Vakfı, İsrail.
51. Uluslararası Sih Gençlik Federasyonu, Hindistan.
52. Devrimci Çekirdek Epanastatiki Pirines, Yunanistan.
53. Ulster Özgürlük Savaşçıları, İrlanda.


 

Terörist, gerilla, özgürlük savaşçısı...
Tarihe 'terör dönemi' olarak geçmiş olan ve binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan 1793-1794 yıllarında Fransız devrimcileri kendilerini gururla
'terörist' olarak adlandırmışlardı.
Halbuki bugün terörist denilince kimsenin aklına iyi şeyler gelmiyor. Bugün kimse kendine terörist demiyor, bunun yerine 'radikal eylemci',
'İslamcı militan', 'özgürlük savaşçısı', 'şehir gerillası', 'Allah'ın
askeri' gibi terimler kullanılıyor. Aslında neyin terör, neyin özgürlük mücadelesi, neyin gerilla savaşı olduğu konusu ne uluslararası kuruluşlar ne de kamuoyu nezdinde açık. Örneğin 1970'ler ve 1980'lerde bir dizi terörist saldırı ile medyanın gündemine oturan Çakal Carlos lakaplı İlich Ramirez Sanchez kendisini 1994'de 'devrimci' olarak tanımlamıştı. Aynı şekilde bugün Güney Afrika Cumhuriyeti'nin devlet başkanı olan Nelson Mandela bir zamanlar bir numaralı terörist idi. Yakın tarihlerden bir başka örnek ise ABD'nin Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'i terörist olarak nitelemesi. Bugün Filistinli intihar bombacılarını İsrail ve ABD terörist olarak nitelerken, Araplar için onlar Filistin'in özgürlüğü için savaşmakta. Ya da Lübnan Hizbullah'ı bazı uzmanlara göre hem özgürlük savaşçısı hem de terörist. Aynı şekilde Kolombiya'nın ünlü şiddet örgütleri olan FARC ve ELN hem gerilla savaşını hem de terörü kullanan gruplar arasında sayılıyor.


İlk Filistinli kadın hava korsanı: Leyla Halid

1969 yılı ağustosunda TWA havayollarına ait bir uçağı kaçıdan Filistinli teröristlerden birinin kadın olması o yıllarda büyük sansasyon yaratmıştı. Kadının adı Leyla Halid idi.
Bu olaydan sonra birkaç kez daha adı duyulan Leyla Halid, ardından sakin bir yaşam sürdürmeyi seçti. Leyla Halid, 1999 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda o günleri şöyle anlatıyor. "İki olaya katıldım. Birincisi TWA uçağının kaçırılmasıydı. Uçağa İsak Rabin'in bineceğini haber almıştık.
O zamanlar Rabin İsrail'in ABD büyükelçisi idi. Uçağın Roma'ya gitmesi gerekiyordu ancak biz onu Şam'a indirdik. Ne yazık ki Rabin uçakta değildi. Yolculara hiçbir zarar vermemek konusunda emir almıştık. Zaten herkesi Şam'da serbest bıraktık. İkinci eylemim ise İsrail havayolları El Al'ın bir uçağının kaçırılmasıydı. Uçakta İsrail Askeri İstihbaratı'nın başı Ahron Yarev'in de olacağını haber almıştık. Uçağı Amsterdam'da rehin aldık. Hedefimiz New York'a uçmaktı fakat sonra Amman'a inmeye karar verdik. Ancak pilot bizi Londra'ya götürdü, yoldaşımız Nikaragualı Patrick orada öldürüldü. Sonra İngilizler beni tutukladı. Ertesi gün Dubai'den kalkan bir uçak beni kurtarmak amacıyla kaçırıldı. Ve 28 günlük bir tutukluluktan sonra beni takas ettiler.
Bu olayların dünya basınına yansıması sayesinde davamız dünya çapında bilinir hale geldi. Bütün amacımız da buydu zaten."

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim