1. YAZARLAR

  2. BAHADIR KURBANOĞLU

  3. Teorik Demokratlığın Dayanılmaz Hafifliği
BAHADIR KURBANOĞLU

BAHADIR KURBANOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Teorik Demokratlığın Dayanılmaz Hafifliği

A+A-

Hergün siyasi yazılar yazıp da, hükümet söz konusu olduğunda “teorik demokrat”, “teorik hukukçu” geçinenler çok ilginç bir tablo oluşturmakta.

Suya sabuna dokunurken bile, ikisinden birini tercih eden bir siyasi anlayışın uzantısı bu durum. İkisi birden riskli. Genelde “demokrasi ve hukuk dersleri” eşliğinde hükümete nizam vermeyi içeren bu anlayış liberal demokrasi teorisinden beslenmekte; onda şüphe yok. Ancak siyaseti ve hayatı sadece ülke sınırları içine hapsolmuş polyannacı bir oyun mesabesine sokmakta bu anlayış. Sanki olan biten sadece görünür aktörlerce sahnelenen teatral bir mizansen! “Bakalım en demokrat hangimiz?” başlıklı bir yarış sanki. Bu tutum da elbette bir algı yönetimini içermekte. Bir niyet izharı ve bir psikolojik harekât metodu belki de. Today’s Zamancılar değil bahse konu olanlar. Onları apayrı bir düzlemde değerlendirmek gerek. Bilumum tarafsızmış gibi görünen, saf demokrasinin ve saf hukukun yanında durduklarını iddia eden Taha Akyol, Cengiz Çandar, Ahmet Hakan vb’leri. Farklı durumlarda nice arka plan tahlillerini gözümüzün içine sokmaktan imtina etmeyen mezkur kalem erbabı, söz konusu hükümet olduğunda her ne hikmetse “ona karşı olma”, “onu yanlışlama”; “şüpheleri onda toplama”; “başka resim ve ayrıntıları görmezden gelme” ameliyesine soyunmuş görünmekteler. Güç onda (hükümette) toplandığına ve başka güç merkezleri olmadığı varsayıldığına göre, bir tavşana kaç tazıya tut oyunu ile muhatabız: Onlara göre; Hükümet günden güne otoriterleşmekte ve her kesime gün be gün savaş açmakta; hukuku çiğnemekte, demokrasiyi ayaklar altına almakta. Bir güç zehirlenmesi bu ve başka bir açıklaması yok!

Hukuk Sevdalısı Saf HSYK’cılar Versus Despotların Emrindeki HSYK   

Bunlara göre, eğer yargıç hükümete karşı harekete geçmişse “yargı bağımsızlığı” hatırlanır olur. Sırf hükümete “Muhalif” tavır takındığından asla değil, “kuvvetler ayrılığı” kutsal olduğundan savcının tavrı da kutsaldır. Böylelikle tutarlılık terazisi de ele geçirilmiş olup hiç kimseye kaptırılmaz.

Burası Türkiye olsa da, daha bilmem kaç ay önce darbelerin konuşulduğu bir ülke olsa da “bu savcılar” siyasi atmosferden bağımsız, kendi fanuslarında yaşayan adamlardır adeta. Dolayısıyla “Savcı kesinlikle bağımsız ”dır! Siz ne düşünürseniz düşünün “Savcı, teorik olarak bağımsızdır!”

Halkbank müdürü kesin hırsızdır! Ama savcı kesin iyi niyetlidir! O savcı soruşturmalıdır. Başka savcılar mutlaka konunun üzerini örter! Ahlakilik maskesi altında sanki şöyle bir diyalogtur sürgit yol alan ve sonu gelmeyen:

- “Hani kişiler değil, kurumlardı önemli olan?”

- “E kuruma da müdahale ediyorlar ya işte ondan”

- “Tamam da o kurumun da işleyişine güvenmiyordun düne kadar, ne oldu da imana geldin?”

- “Ona da güvenmiyorum tabii ki az mı can yaktı, ama size daha fazla gıcığım, neden güç sizde toplansın ki?!”

- “Kimde toplansın?”

- İkinizde de toplanmasın ama bol itiraf bugünlerde kulunçlarıma iyi gelmekte!

- Yani!? Hani hukuk, demokrasi falan!

- Sizler iyiden iyiye zayıflayıp yatak döşek hale gelin de, demokrasi oyunu nasılsa tekrar dizayn olur.

Kazanımların yok edilmesi, iğneyle kazılanların kepçeyle verilmesi, açılım süreçlerinde kaybedilecek olanlar, küresel terörle işbirliği ithamlarının getireceği sonuçlar, İsrail’in güvenlik ve intikam hırsı hepsi hak getire bunlara göre! Ama Erdoğan ya da hükümet biraz kafasını kaldıracak olsa, tüm bu reel gerçekleri hatırlatıyorlar ya, tam bir paradoks!

Sanki geçmişte ve bugün darbelerin, hukuksuzlukların, seçilmişlerin haklarının gaspedilmesinin yaşandığı bir ülkede değil de İsveç’teyiz. Teorik doğrular da umurlarında değildir aslında; bir geçmiş hesaplaşma, bir benden sonra tufan umarsızlığı kaplamaktadır her yanı. “Bakın nasıl tutarlı bir yerde durdum?” der gibi yapıp aslında “nasıl rolümü iyi ifa edebildim mi?” tadında yazılar. Cengiz Çandar gibiler daha dürüst. Bunu açıktan yapmaktalar! Kürtler mi dökülsün istiyor sokağa lafı eveleyip gevelemiyorlar. AK Parti’ye mi düşman, Batılı tüm dostlara isim isim, olay olay sayarak ve ispiyonlayarak bildiriyorlar şikayetlerini. “Şu üç günlük dünyada, şu ihtiyarlık çağımızda kaybedecek ata oynayacak değiliz ya”, dercesine!

Cemaat’in “Bugün”ünün dizaynında ön saflarda yer alan “Bugün” gazetesinin ve TV’sinin önde gelenlerinden Erhan Başyurt’tan bir alıntıyla bitirelim de bu “teori sevdası”nın nerelere uzandığı daha rahat anlaşılsın:

Demokratik yönetimlerde yargı, “denge ve denetim”mekanizmasının vazgeçilmez bir parçasıdır.

Yürütme ve yasama karşısında “bağımsız” bir erk olarak bu görevini yerine getirir, getirebilir.

Aksi halde, rejimin sağlıklı işlemesi, halkın çıkarlarının güç karşısında korunması mümkün değildir.

Avrupa Birliği standartları da, Kopenhag Siyasi Kriterleri de“hukukun üstünlüğü”, “hesap verilebilirlik” ve “şeffaf yönetim”i zorunlu kılar.

Yargının siyasilere yönelik suç duyurularını soruşturması“komplo“ ya da “kumpas“ değildir.”

Başyurt, teoride kimsenin itiraz edemeyeceği bu satırları bir kara mizah örneği olmak kaydıyla “Hükümetin güçlenmesi adına” savunmakta. Yani sağ gösterip sol vurmayıp gayet “samimi” bir şekilde, bugüne yani 12 Ocak’a kadar yaşananlara sanki bizler şahit olmamışcasına, “yargı bağımsızlığına dokunulmazsa AK Parti bu süreçten güçlenerek çıkar” demeye getirmekte:

Kaldı ki yargı karşısında hesap vererek aklanmak ya da varsa “çürük elmaları” ayıklamak, iktidarı yıpratmaz daha da güçlendirir.

AK Parti, iktidarı boyunca genel başkan yardımcıları da dâhil bazı bürokratlarını benzer iddialar nedeniyle görevden uzaklaştırdı.

Tecrübe ile sabittir ki, bu durum halkın iktidara güveninin artmasına neden oldu ve oyları düşmedi daha da yükseldi.”

Başyurt’un “halkın iktidara güveninin sarsıldığını” farzetmesi elbette aynı zamanda onun “bağımsız yargıya müdahale ettiği” savına dayanmakta. Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan? Safa mı yatılmakta, yoksa bizler mi saflaştırılmaya çalışılmaktayız bilinmez ama, sav ve öneriler bunlar. Teori bol! Artık hangisini yerseniz!

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum