1. YAZARLAR

  2. Kürşat Bumin

  3. Teokrasi ve totalitarizm kokan bir afiş
Kürşat Bumin

Kürşat Bumin

Yazarın Tüm Yazıları >

Teokrasi ve totalitarizm kokan bir afiş

A+A-

Madem ki ülkenin ana muhalefet partisi kongreye gidiyor, bu konuda bir şeyler karalamak bizim de borcumuz...

Konuya ilişkin başta o malûm "tüzük" olmak üzere çok şey yazıldı-yazılıyor. Bu öyle bir kongre ki, "genel başkanlık yarışı"na ilişkin hakkında en fazla laf edilen konu, "yaşam boyu genel başkan"ın dışındaki adayların bu yarışa katılıp katılamayacakları sorusu. Yani özetle söz konusu "yarış"ın daha depardan başlayarak şikeli olduğu besbelli. "Yaşam boyu genel başkan" dışındaki aday adayları "Hele şu köprüyü geçelim, gerisi kolay" deseler de, yarışın ganyanının yatırılan parayı bile vermeyeceği aşikâr. "Yarış"tan tek kazançlı çıkanın "at sahibi" olacağını hatırlatmaya bile gerek yok herhalde. Dolayısıyla uzak durulması gereken bir koşu bu.

Ama bu yarışa ilişkin bazı gelişmeler var ki, üzerinde konuşulmadan olmaz. Özellikle de bir tanesi; yani Deniz Baykal'ın hazırlatıp sokakları donattığı şu afiş:

"Çekil aradan...

Din de bizim

Devlet de bizim

Millet de bizim!"

Son "bizim"in sonundaki ünlem işaretine (!) bakıp da bunun bir bahar şakası olduğunu sanmayın. Bu ünlem işareti üzerinden "teokrasi ve totalitarizm" kokuları yükselen bu kararlı sözleri daha bir kararlı hale getirmek için yerleştirilmiş.

Öyle bir afiş ki, sahiplenilen şeyleri sıraya dizince insanın "Başka arzunuzı" dememesi imkansız.

Gecikmeden şu değerlendirmemi de yazayım: Yargıtay Cumhuriyet Savcısı'nın hazırladığı iddianameler marifetiyle Anayasa Mahkemesi'nin siyasi partileri kapatmasını içine sindiren birisi olsaydım, söz konusu afişten kalkarak CHP'nin kapatılması yolunda gecikmeden suç duyurusunda bulunurdum.

"Ne alâkası varı" demeyin. Şu satırlar başsavcı tarafından açılan son kapatma davasının iddianamesinde yer almıyor muı

"Davalı partinin, temel hak ve özgürlüklerin geçerli olduğu laik ve demokratik bir hukuk devletini değil, din kurallarının geçerli olduğu, referanslarını dinden alan bir toplumsal modeli gerçekleştirmeyi amaçladığını, bu tür eylemlerin partinin genel başkanından başlayarak her kademesinde kararlılık ve yoğunlukla işlenmesi suretiyle laiklik karşıtı eylemlerin..."

Haksız mıyımı

"Din de bizim" diyen afiş tam da çizilen çerçeveye girmiyor muı Bu söz en âlâsından "referansını dinden alan bir toplumsal model"den söz etmiyor muı Hem de bayağı yüksek bir "kararlılık ve yoğunlukla".

Şu satırlar da iddianameden:

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, örnekleri yukarıda gösterilen birçok konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 'Cumhuriyetin nitelikleri' başlıklı 2. maddesinde ve başlangıç kısmında yer almamasına rağmen İslamiyet'i 'Türk milletinin birleştirici unsuru, çimentosu' olarak tanımlamış, laik cumhuriyetin tüm inançlara eşit mesafede olması zorunluluğunu göz ardı ederek sık sık Türk halkının yüzde 99'unun Müslüman olduğuna vurgu yapmış, bu suretle İslamiyet'in toplum yaşamında temel belirleyici olduğu imaj ve algısını öne çıkarmaya çalışmıştır."

Ama görüyorsunuz; Başbakan hiç değilse sözü edilen yolda "imaj ve algıyı" öne çıkarmaya çalışmıştır. Oysa önümüzdeki afiş "Din de bizim" diyerek, "cumhuriyetin nitelikleri" arasında olmayan bir alanın tapusunu elinde bulundurduğunu ilan etmektedir.

Ben onu bunu anlamam; bir partinin sokakları üzerinde "Din de bizim" yazan afişlerle donatması, Anayasa'nın 24. maddesine ve bu maddenin biraz daha açılmış hali olan Siyasal Partiler Kanunu'nun 87. maddesine aykırıdır. 87. maddenin bizi doğrudan ilgilendiren bölümü bakın ne diyor:

"Siyasi partiler (...) veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek maksadıyla dini veya dini hissiyatı veya dince mukaddes tanınan şeyleri alet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapamaz, istismar edemez veya kötüye kullanamazlar."

Hadi alın elinize kalemi ve sıralamaya başlayın afişin suçlarını...

"Teokrasi" kokusunu almıyor musunuzı

Şurası apaçık: AKP her ne münasebetle olursa olsun bu sözleri barındıran bir afiş hazırlamış olsaydı, yani "Din de bizim" diye ortaya çıksa idi, inanın, mahkemede görülmeyi bekleyen dava için ne ülkenin demokratları ne de AB ayağa kalkardı... Bu zamanda bir siyasi partinin "dini" sahiplenmesi –tabii ki- demokrasiye inanmış bütün çevrelerin tepkisine neden olacaktır. Ayrıca unutmayalım ki, Baykal'lı afişte yer alan bu sözler toplumda var olan bütün dinlere yönelik olarak -yani çoğulcu bir anlayışın ifadesi olarak- inanç ve ibadet özgürlüğünün önemini hatırlatmak için sarf edilmemiştir. CHP yönetimi (ve reklamcıları) bu sözleri afişe aktarırken, hiç şüphesiz, bir "din"den yani İslamiyet'ten söz etmekte ve "rol çalmaya" çalışmaktadır.

Gelelim afişte yer alan "Devlet de bizim" ve "Millet de bizim" sözlerine.

Ne yazık... Kendisini "sosyal demokrat" olarak sunan bir siyasal partinin "din"den sonra sahiplenmeye çalıştığı iki "varlık" da "Devlet" ve "Millet"dir. Politikadan anladığı bu kadarmış. "Din+Devlet+Millet =CHP", çok yakıştı doğrusu... (Cumhuriyet'in "C"sini Millet'in "M"si ile değiştirse, daha da "şık" olacak ama...)

İsterseniz bu son iki formül üzerinden yükselen "totalitarizm" kokusunu da başka bir yazıda gözden geçirelim.

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT