Teneke...

12.12.2009 01:45

Atilla Özdür

Üç beş gün oluyor, gazetelerin birinde Ford Fiesta’nın içte ve dıştaki fiyatları karşılaştırılıyordu.

Bu orta boy aile arabasının ABD’deki satış fiyatı üç aşağı beş yukarı, 13.000 dolar imiş. Türkiye’de 40.000 lira civarında satılıyor...

Neden diye soruluyor... Aradaki yüzde doksanlık farkın sebebi ne?..

Baskın Oran da, İzmir üzerine yazarken şöyle bitiriyor:

‘Laik ülkemizde gayrimüslim sermayeyi gasp edip Müslümanlara transfer etmek için bunca çaba harcanmasaydı zenginlik ve kültür bugün ne durumda olacaktı?’

Sanayi ve Ticaret Bakanı da yukarıda ateşe hazır bombaların fitilini tutuşturuyor.

‘Teneke gibi arabayı Mercedes fiyatına satıyorlardı. Ancak şimdi Türkiye dünyanın sayılı ekonomileri arasına girdi. Türkiye artık Avrupa kalitesinde mal üretiyor ve aynı zamanda rekabetçi fiyatlara sahip ülke’...

Erken Cumhuriyet’in kalkınma hareketi ve ardından Varlık Vergisi politikası, ülkemizdeki hakim egemen sınıfın ilk birikim hareketini oluşturur.

İttihat ve Terakki’den bu yana hakim egemen sınıf, bürokrasi, siyaset ve sermaye terkiplidir... Bu sınıf, Muhafazakar Cumhuriyet’in halk yararına değişimine izin vermiyor. Kitlelerin iktisadi hal ve gidişatı üzerinde söz sahibi olmasını, kendine özgü demokrasi anlayış ve tatbikatıyla önlüyor. Buna en basit ve canlı örnek, siyasi partilerin muhalefetteyken propaganda mevsiminde seçim kanunu ile siyasi partiler kanununu değiştireceklerini sürekli tekrar etmelerine rağmen, iktidara geldiklerinde sözlerinden yan çizmeleri...

Çünkü kitlelerin kendi iktisadi durumlarını düzeltebilecek kararlar üzerinde söz sahibi olmasını önlemenin tek yolu, liderler demokrasisidir...

Liderler, hakim egemen sınıfın, bir başka anlatımla devlet sınıfının siyaset ayağından oldukları için, siyasetin finansmanını fonlayan sermaye ile dirsek temasını korumak zorundadır... Bu zorunluluk da teneke gibi arabanın, iktisadi durumunu düzeltme çabasındaki halka Mercedes fiyatından satılmasının kanuni ve iktisadi zeminini hazırlar...

Demokrasiye inanmamamın elle tutar gerekçesi de budur... Demokrasi diye diye otokrasiyi tepemize musallat edenlerdeki yanar dönerlik...

Baskın Oran’ın belirttiğinin aksine, gayrimüslimlerden alınıp Müslümanlara servet ve kaynak aktarılması gibisinden bir transfer uygulaması yapılmamıştır... Cumhuriyet öncesinden başlayıp ortalarına kadar devam eden süreç içerisinde, gayrimüslimlerden kopartılıp bir yerlere kaynak aktarıldığı doğrudur, fakat Müslümanlara değil...

Zincirlikuyu’nun Müslüman mezarlığı oluşuna bakıldığından, Teşvikiye Zincirlikuyu aksındaki yerleşik fonlanmışları tanımlarken hep bu hataya düşülüyor... Bunları okuyanlar da sanıyorlar ki, Mişon efendiden alıp Hacı Süleyman amcaya, ‘Al sana Cumhuriyet hediyesi, kendine sermaye yap’ demişler...

ABD’de satılan bir Ford otomobilin Türkiye’de üretilen kopyasının iki misli fiyattan satılması, Türkiye’nin konsolide bütçe denkliği bağlamında bir mecburiyet... Koç tezgahlarında imal edilen bir Ford Fiesta’nın ABD fiyat seviyesinden satışa sunulması, ihtimalde binde bire düşmüş olan kefeni yırtma umudumuzun kökten tüketilmesine yol açar... Devlet, kendi sınıfdaşına armağan ettiği birikim transferinin ağırlığını ‘kazanca göre vergi’ kuralınca meşru araçlarla kaldıramayınca, kamu harcamalarının karşılığını, özellikle 27 Mayıs darbesinden sonra, vasıtalı vergi tahsilatına bağlamış bulunuyor.

Niye vasıtasız, doğrudan kazanç vergisi değil de tekerlekli, vasıtalı vergi diyeceksiniz... Kazanç vergisini, gelir ve kurumlar adı verilen vergiyi sermaye öder, vasıtalı vergiyi ise öksüz ve yetimlere, garip gurebadan şehit ve gazilerimize kadar milletin kendisi...

Ekmek yerken, su içerken hatta ve hatta hela işleticileri işi biraz ciddiye alsalar, işeyip sıçasına kadar bu insanların elini cebine her atışta...

TMSF Başkanı rafların temizlendiğini söylüyorlar... Raf denilen, devlet sınıfının sermaye ayağında yer alan ultra bilinçli tedbirsiz davranmayı usul ittihaz etmiş bir kısım sermaye...

Bunlar bürokrasi ve siyaset ayaklarına güvenerek örneklerini Dubai ve Amerika’da gördüğümüz azbuçuk benzer balon ekonomisine kalkışarak mudilerinin emanet paralarını batırmışlar.

Sermayenin batırdığı paraları da siyaset, vasıtalı vergileri ödeyen halkın üzerine yükledi... Yüklemeseydi ne olurdu,

Bugün seksen kuruşa satın alınan ekmek aynı ekmek olarak 100 kuruşa alınır, Fort Fiesta da kırk yerine kırkbeş elli bin liraya satılırdı...

Yine de şükürler olsun milletin birikmiş servetinden bakiye kalan şeker fabrikalarının altısı daha satıldı da, ekmeğin seksen kuruştanlığı üç beş ay daha devam edebilecek

Milletçe iftiharımıza uygun bir haber başlığı.

Türkler Trump Towers’a ilgi gösterdi, yüzde 45’i çıkmadan satın alındı...

Dünyanın en lüks ve pahalı kule sitesinin bir eşi de İstanbul’da inşa halinde. 200 dairelik bu sitenin tanesi bir milyon dolarla beş milyon dolar arasında seyrediyor...

Ülkemizdeki kanuni gasp realitesi şöyle okunur,

Zenginin servetinde yoksulun ödenmemiş hakları bulunmaktadır...

Faks: 0212 632 83 06

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim