'Temel ilkelerin iktidarı'yla evrensel adalet mümkün mü?

10.06.2008 03:34

Leyla İpekçi

Rejimin temel ilkelerini korumak... Bu cümleyi her duyduğumda, bunu sarf eden kişilerin adalet ve hakkaniyet anlayışlarına olan aşırı güveni beni irkiltir.

Çünkü rejimi koruma görevine sadece bazı vatandaşları layık bulurlar. Herkese karşı adaletli davranmak yerine sadece belli bir biçimde düşünenlerin daima haklı olacağına inanarak adil olunabilir mi bilmiyorum. Ama adaletin ölçüsü vicdanlı olmak değil de belli bir ideolojiyi savunmak olarak belirlendikçe, hakkaniyetli davranmak da giderek zorlaşıyor. Hepimiz için.

Çünkü temel ilkeleri korumak: Masum ve gerekli bir eylem olmaktan çıkıyor bizim nazarımızda ve ayrımcılık söylemini çoğaltmaya başlıyor. Buradaki anlamıyla 'temel ilkeler' ne demek aslında? Bu ilkeleri koyanların belirlediği ve tartışılmaz olarak tanımladığı ilkeler. Elbette hayatın akışı içerisinde pek çok kez 'temel ilkeler'i belirleyenler çıkacaktır. Ama bu rol, ilke koyanların kendilerine bir üstünlük atfetmesine değil, vicdani kararların alınmasına hizmet ettiği sürece hakkaniyetli bir roldür.

Oysa hepimiz aynı riski paylaşıyoruz: Temel ilkeleri yazanların belirledikleri anlamlar bugünkü hakikati açıklamaya yetmediğinde, o anlamların geçerli olmayı sürdürmesi için onlara bir de kutsallık atfedilmeye başlanıyor. Kafamız karışıyor doğal olarak. Zaman geçtikçe anlamların özü aynı kalsa da algılanışının kaçınılmaz olarak değişebileceğini unutuyoruz. Dünyada veya iç dünyalarda yaşanılan her değişimin, bazı temel ilkeleri imha edeceğine inandırılıyoruz. Bu yüzden kaçınılmaz olan her değişimden korkmaya ve her değişimi tehdit olarak görmeye başlıyoruz...

Şurası çok açık: Kendi koyduğunuz ilkeler giderek salt sizin iktidarınızı pekiştirmeye yarıyorsa, 'cumhuriyetin temel ilkeleri' özgün anlamından kopmaya başlıyor demektir. Sıradan vatandaşın hukukun üstünlüğüne olan güveni sarsılıyor. Çünkü adaletin yegane ölçüsü salt bu ilkeleri koyanların hakkının korunması anlamına geliyor çoğunluğun vicdanında.

Ve ne oluyor? Giderek temel ilkelerimizin içerdiği anlamlar özlerini de yitirmeye başlıyorlar. Ortada sadece iktidarı korumanın yollarını bulmakla uğraşanlar kalıyor. Eğer biz kendimize bir rejim koruyuculuğu veya bir bekçilik misyonu üstlenmişsek hemen herkes potansiyel bir düşman halini alıyor bizim için. Rejimin temel ilkelerini 'yaşatmak' daha geniş bir ortak paydada bizi buluşturabilecekken, temel ilkeleri 'korumak' daha sözcük temelinde ayrıştırıyor bizi. Ve her ayrışma, belli bir iktidar çatışması olarak tezahür edecektir kaçınılmaz olarak...

Kendimize soruyorum ister istemez: Eğer cumhuriyeti ve ulus devletin temel ilkelerini korumak adına yaptığımız yasaların evrensel niteliğine sahiden bu kadar güveniyorsak, ilkelerimize düşman aramanın dışında başka bir yol bulamaz mıyız cumhuriyetimizi yaşatmak için? İlkelerimizin geçerliliğini pekiştirmek ille düşmanlık söyleminden medet ummakla mı mümkün olmalı?

Bir rejimin kendini yaşatmasının tek yolu: Kendi koyduğu ilkelerin tartışılmaz üstünlüğünü vatandaşlarından koruması mı olmalıdır? Hakkaniyete önem veren bir rejimin bekçileri vatandaşlarından düşman üretmeden, düşmanına göre kendini konumlamadan temel ilkelerini yaşatamaz mı? İlelebet var olmak isteyen bir rejim sevgiyle, kuşatıcılıkla, herkes için hukuk üstünlüğünü yaygınlaştırma çabasıyla mı daha sağlıklı olarak yaşar yoksa bıkıp usanmaksızın kendine vatandaşından düşman üreterek mi? Ama sorularımın dahası var: 'Hukukun üstünlüğü'nü sadece kendi etrafınızdakiler için uyguladığınız ölçüde, bunu suistimal eden gruplara, çetelere de çanak tutmaya başlamaz mısınız?

Evet bu soruları soruyorum kendimize. Ve ister istemez bir de çıkarsama yapıyorum. Eğer adaleti vicdanla ölçmek varken kendi koyduğumuz ilkelerin değişmezliğiyle ölçmeye kalkarsak ve eğer kendi koyduğumuz ilkeleri korumakla evrensel adaleti tastamam sağlayabileceğimize inanırsak: Çetelerden ve illegal örgütlerden nasıl koruyacağız cumhuriyetimizi?

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim