1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Tek rakibin THY olunca
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Tek rakibin THY olunca

A+A-

Egemen Kürt siyasasının başlarda siyasi bir refleks olarak yorumladığımız “AKP fobisi” artık, kendilerini üzerinde var ettikleri Kürt halkının demokratik taleplerinden feragat noktasına vardı.

AKP iktidarının, bugüne kadar ki T.C. hükümetlerinin ve Kürt demeye henüz cesaret eden “sosyal demokrat” muhalefetlerinin yakınından bile geçemeyeceği (ki biz demokratların bu ivmeye rağmen eksik bulduğu) açılımları, silahların konuştuğu dönemlerin alışkanlıklarıyla söylemleri “serhıldan” edebiyatın kolaycılığında vasatlaşan çevreleri sarstı.


Yıllardır durdukları “Muhatap kabul edilmiyoruz, taleplerimizi görmezden geliyorlar” noktasından, AKP karşısında şimdilerde “Muhatap kabul ediyorlar, demokratik taleplerimizin bazılarını karşılıyorlar ama bi sor niye” konuma gerilediler.


PKK ve çevresi
, on yıl öncesi yolda beyaz Renault gördüğünde Kürtçe konuşmayı panikle kesen, bugünlerdeyse Mardin Artuklu Üniversitesi’nin Kürdoloji Enstitüsü’ne girmeye hazırlanan Kürt gençlerinin umutla fark ettikleri “ yetmez ama evet” değişimini, vaat etikleri “altın çağın” özgürlükleri yanında devede kulak sayıp reddediyor, dahası engellemeye çalışıyorlar.

Bölgede referandum sürecinde MHP, CHP ve eski DYP-ANAP çevrelerinden gelen korucu aşiretlerinin yanı sıra PKK dışındaki “silahlı unsurlarla” bile boykot için ortak hareket edildiğine dair bizzat yöre halkının tanıklık ettiği iddialar karşısında sus puslar. Buna karşın, 1976 yılında Suruç’ta verdiği bir konserde Kürtçe şarkı söylediği için dönemin hükümetine bağlı kolluk kuvvetlerince peşine düşülen ve gurbete kaçan Kürt halkının sevgilisi Şivan Perwer’i, bugün hükümetin çözüm yanlısı bir bakanıyla, Bülent Arınç ile “konuştuğu” için tehdit ediyorlar.

Liderinin zorda kalmadıkça adlarını tövbe anmadığı, her Kürt’ün hafızasında katliamların baskının müsebbibi olarak yer etmiş malum partiden milletvekili adayı olan Kürtlere sitem bile etmezken, Orhan Miroğlu’nun uzaaaak akrabalarının AKP’den adaylığını gündeme getirip akıllarınca linç kampanyası başlatıyorlar.

Ama çaresizlikten vicdanlarını tatile gönderip baltayı yine taşa vurdular. Kurtuluş Tayiz’in çarşamba günü Şivan’la yaptığı röportajı da okudunuz işte. Ne diyor Allah aşkına büyük sanatçı? “Teslimiyet” mi diyor? Hayır, AKP’nin ürkekliğinin ve hatalarının altını çizip “Atılan olumlu adımlara evet” diyor sadece.

Her vesilede söylediğim gibi, koşulların bu toprakların en bilinçli ve politik seçmeni haline getirdiği Kürt halkı bu oyuna gelmez, çırpınmayın. Ne şarkılarıyla on binlerce Kürt gencini demokrasi mücadelesine kanalize eden Şivan’ı düşman belletebilirsiniz onlara, ne de Kürt sorununa katkısı sınırlı olsa da zararı diğer partilerden katbekat az olan “AKP umacısıyla” gözlerini korkutup müesses nizamın partileriyle kurulmuş bir ittifakta desteklerini alabilirsiniz.

Geçen seçimlerde bağımsız adaylarını desteklediğim BDP’nin sayın yöneticilerine de naçizane tavsiyem, Murat 124’lerinin arkasına “tek rakibim THY” yazan şoförler gibi, en hızlı gidenle mücadelelerini stratejik hatalarla karikatürleştirmeyi bırakıp, yanı başlarında seyreden denklerini “geçmek” için kendilerine yakışan centilmenlik kurallarını ihlal etmeden gaza basmalarıdır.

MHP, CHP... falan ensenizde haberiniz olsun.


Giderayak yine midemizi bulandırdı

Mide bulandırma performansı Küçüklüğüyle tezat oluşturan Yalçın Bey, geçtiğimiz günlerde Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e verdiği ifadede “Ahmet Hakan’ın programında Melih Altınok ‘Yalçın Küçük ile konuşmak suçtur’ dedi. Şu an gözaltına alınmamla da görülmüştür ki, devlet yeni bir suç tipi yaratmıştır. Bu da Yalçın Küçük’le konuşmaktır” dedi.

Yalçın Küçük’ün, merkez medyanın otuz iki kısım tekmili birden üzerine atlayıp bolt olarak verdikleri iddialarına yanıt vermeyi zül saysam da birkaç şey söylemem elzem oldu. Zira bizler adabımızdan sessiz kaldıkça, birileri bu yalanları doğru diye kaydedip polemiklerde karşımıza çıkartıyorlar, internet ortamında ve gazetelerde yaftalıyorlar:

“Zamanında da Yalçın Küçük’ü tanımak suçtur diyen falanca filanca...”


CNN Türk
’ün internet sitesinde halen mevcut olan programın kaydından aynen aktarıyorum:

“Soner Yalçın’ın Ergenekon sanıklarıyla ilişkisine dair birçok iddia olduğunu duyuyoruz, görüyoruz... Yalçın’ın Küçük’le ilişkisi sır mıdır?.. Savcılar da Yalçın’ın, Ergenekon terör örgütü üyeliğinden yargılanan sanıklarla olan örgütsel ilişkileri üzerinden gitmiş olabilirler.”

Bu sözlerim üzerine “darbeci baro başkanı” diye anılan zat ve 23 nisanda gazeteci koltuğuna oturtulup orada unutulan Cumhuriyet yazarı hopluyorlar: “Yalçın’ı Küçük’ü tanımak suç mu?”

E, çileden çıkıyorum tabii. En az beş kere “Yahu çıldırdınız mı? Tanımak suçtur falan demiyorum. Bunu siz söylüyorsunuz. Kayıtlara bakalım...” diye naçar çırpınıyorum.

Küçük ve şürekâsının, “Devlet yeni suç tipi yaratmıştır: Yalçın Küçük’ü tanımak” anonsuyla verdikleri son çarpıtmaları bundan ibarettir sevgili okur.

Voltaire’in çarpıtılan meşhur sözlerini bir de ben çarpıtayım:

Sizleri tanımak istemezdim, tanıyana da Allah şifa versin der geçerim. Ama Türkiye halkları ve demokrasisi açısından büyük talihsizlik ve tehlike olan fikirlerinizi çürütmek, maskenizi düşürmek için canımı bile veririm.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT