1. HABERLER

  2. KURAN ÇALIŞMALARI

  3. Tebliğde Sabır ve Süreklilik
Tebliğde Sabır ve Süreklilik

Tebliğde Sabır ve Süreklilik

Kur'an-ı Kerim'de ibret alınması amacıyla sunulan kıssalarla, okuyucuların bu anlatılanlardan dersler çıkartmaları istenmektedir. Zira Rabbimiz Yusuf Sûresi'nin 11. ayetinde "And olsun ki rasullerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır." buyurm

A+A-

Tebliğde Sabır ve Süreklilik / Zehra Ç. TÜRKMEN

"Andolsun, Biz Nuh'u Kendi Kavmine (Elçi Olarak) Gönderdik, İçlerinde Elli Yılı Eksik Olmak Üzere Bin Sene Yaşadı. Sonunda Onlar Zulme Devam Ederlerken Tufan Kendilerini Yakalayıverdi." (29/14)

Kur'an-ı Kerim'de ibret alınması amacıyla sunulan kıssalarla, okuyucuların bu anlatılanlardan dersler çıkartmaları istenmektedir. Zira Rabbimiz Yusuf Sûresi'nin 11. ayetinde "And olsun ki rasullerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır." buyurmaktadır. Kıssalar bizlere kronolojik bir tarih anlatımı sunmazlar; ama geçmişte yaşanan olayları aktarıp, benzeri olaylar karşısında doğru çıkartımda bulunmamıza yardım ederler. Bizler için de önemli olan hem Rasulullah(s)'ın ve yakın arkadaşlarının İslam dinini tebliğ çabalarında bu kıssalardan neler anladıklarıdır; hem bizim ne anladığımızdır.

Biliyoruz ki Hz. Muhammed'in rasul olarak ilk muhataplarıyla irtibatı, tebliğ göreviyle başlar. Müddessir Sûresi'nde "Kalk ve uyar, Rabbini tekbir et!" ifadeleri ile hem insanlık Kur'an vahyiyle tanışmış, hem de vahyin tebliğ süreci başlamıştır. Medine'ye/Yesrib'e hicretle sonuçlanan ve tam 13 yıl süren Mekke dönemi, Rasulullah ve güzide arkadaşlarının çok zor şartlarda gerçekleştirdikleri tebliğ dönemleridir. Bu tebliğ sürecinde Peygamberimiz, Müzzemmil Sûresi'nde bildirilen ve ilk vasfı olan şahitlik sıfatı gereği, tebliğini açık ve yaşayarak gerçekleştirmiştir.

İlk iman eden müminler, vahyin tebliği sırasında Mekke cahili sistemi ve önde gelen müstekbirlerin birçok baskı ve engellemesiyle karşılaşmışlardı. Enfal Sûresi'nde hatırlatıldığı gibi Müslümanlar azdı ve kapıp kaçırılacaklarından da korkuyorlardı. (8/26) Hem Mekke'de yaşanan ekonomik, kültürel, sosyal zulüm; hem mele ve mütref takımının hakaret ve işkenceleri, hem de büyük fedakarlıklarla tanıklaştırılan vahyin tebliğine insanların ilgisizliği can sıkıcıydı.

Tabi ki onlar da insandı, üzülenler, küsenler, baskıdan kurtulmak için Habeşistan hicreti gibi farklı yollar arayanlar vardı. Kur'an'a baktığımızda Peygamberimizin bile o dönemde üzüntü ve can sıkıntısı içinde olduğu hal, ayetlerle belirtilmektedir:

"Gerçek şu ki, sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanları daha iyi bilendir." (Kasas, 28/56)

Yazının Devamı...

HABERE YORUM KAT