1. YAZARLAR

  2. Kürşat Bumin

  3. 'TCK Madde 76'ya baksanıza' derlerse ne olacak?
Kürşat Bumin

Kürşat Bumin

Yazarın Tüm Yazıları >

'TCK Madde 76'ya baksanıza' derlerse ne olacak?

A+A-

"Büyük felaket" etrafındaki tartışmalar ısındığı zaman "muhafazakar" yazarları özellikle takip etmeye çalışıyorum.

Bu ilgi ve dikkatin yerinde olduğunu düşünüyorum.

Çünkü Türkiye toplumu eğer bir gün bu büyük felaketin tarihine bugünkünden tamamen farklı olarak -yani sözü ve yorumu devlet klişelerine bırakmadan- bizzat el atar hale gelecek ise, bu büyük dönüşüm –tabii ki- toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan "muhafazakar" ("militan muhafazakarlar"ı dışarıda bıraktığımı hatırlatmam gereksiz herhalde) çevrelerin devreye girmeleriyle mümkün olabilecek.

Bu büyük dönüşümü sağlayabilmemiz sınırlı sayıda bir "elit"in altından kalkabileceği bir iş değil

Markar Esayan, "Medz Yeghem kimin felâketi?" başlıklı yazısını (27 Nisan, Taraf gazetesi) şu sözlerle bitiriyordu:

"Soykırım iddiaları bırakın ABD'yi, Mars'ta bile kabul görse, Ermeni ve Türklerin birbirleriyle helalleşmeden iyileşebilmeleri imkânsız. Bu tespit, hayatını iki halkın kardeşliğine adamış ve bu yolda atılan tüm olumlu adımların zeminini hayatı pahasına döşemiş olan büyük insan Hrant Dink'e ait."

Dediğim gibi, böyle günlerde "muhafazakar" yazarları özellikle takip etmeye çalışıyorum.

Ali Bulaç, "Büyük felaket" başlıklı yazısında (27 Nisan, Zaman) Türkiye'nin "jenosid"i kabul etmesinin imkansız olduğunu söyledikten sonra şöyle devam ediyordu: "Bununla beraber Türklerin ezici çoğunluğu 1915'te yaşanan olayların 'jenosid' olmasa da 'büyük bir felaket' olduğunu kabul ediyor. İşte bu nokta Türklerle Ermenileri buluşturan uygun bir nokta gibi görünüyor bana."

İsterseniz bugün kötümser olmayalım. Bakın, Bulaç gibi "muhafazakar kesim"i özellikle yakından tanıyan bir yazar, "Türklerin ezici çoğunluğu 1915'te yaşanan olayların 'büyük bir felaket' olduğunu kabul ediyor" tespitinde bulunuyor.

"Kötümser olmayalım" diyorum, çünkü Türkiye toplumunun konuya ilişkin fazla değil 8-10 yıl önce nerelerde dolaştığını aklımızdan çıkarmayalım.

"Büyük felaket"in varlığının tanınmasına ilişkin alınan bu uzun yol da, muhakkak ki, Hrant'ın eseri. O bu işi yaparak bu toplumun Ermeni olmayan üyelerine de büyük bir yardımda bulunmadı mı? Ezici çoğunluğu 1915 olayları bahsi açılınca "O da ne?" diye soran bir topluma "ayna" tutmadı mı? Her toplumun böyle "ayna tutucular"a (Antik Yunan çerçevesinde söyleyecek olursak, Sokrates'lere) ihtiyacı yok mu? Demek ki Hrant'a her şeyden önce, toplumun ezici çoğunluğunu uykudan uyandırdığı için büyük bir teşekkür borcumuz var. Bu toplumu büyüttüğü, göreli olarak olsa bile epeyce "yetişkin" kılmayı başardığı, klişelerden uzak durulması gerektiğini bellettiği için…

Bakıyorum da, Türkiye'nin resmi tarih yazıcıları ve sözcülerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "soykırım" tanımından da haberleri yok sanki.

Bir iki yıl önce hatırlatmıştım ama tekrarının zararı yok herhalde. TCK Madde 76'da dile gelen "soykırım" tanımı şöyle bir şey:

"Madde 76.- (1) Bir plânın icrası suretiyle, milli, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:

a) Kasten öldürme.

b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.

c) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.

d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.

e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.

(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten adam öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.

(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez."

İşte böyle…

Bu kanun maddesini Birleşmiş Milletler'in ilgili metninden nakletmiyorum.

Bu maddeyi 29.09.2004 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen TCK'dan alıntılıyorum.

İsterseniz bırakalım Obama'nın önümüzdeki yıl "soykırım" sözcüğünü telaffuz edip etmeyeceği tartışmasını da Madde 76'da sıralanan soykırım suçlarına bir kere daha göz atalım.

Görüyorsunuz; gerçekten felaket, hem de büyük bir felaket.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT