TC üniversitelerinden koğulan Prof. Fuâd Sezgin’i dinlerken..

27.02.2008 01:36

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Sosyolojide dünya çapında saygın bir isim olan Prof. Şerif Mardin’in son zamanlarda ’mahalle baskısı’  lafının çarpıtılıp, kendisinin maksadını aşan alanlarda kullanılmasına fazla takılmamak gerekiyor. Onun ’resmî ideoloji’ye ’iman’ edercesine bağlanmayışı yüzünden, ’Türk Bilimler Akademisi’ne bile kabul edilmeyişi, pek çok şeyi izaha yeter.. 

Geçen Pazar günü, STV’de Etyen Mahcubyan, ’Üniversiteler laikliğin kilisesidir, orada sizi şekillendirmeye çalışırlar. Onun için, oraya başörtüsü ile girilmesine karşı çıkarlar. Çünkü o zaman insanı istedikleri gibi şekillendiremiyeceklerinden ve bir din gibi algıladıkları laikliğin sulandırılacağından korkarlar.. Kemalizm bir din gibidir, ’Anıtkabir’ ziyaretleri, onu ’yüce’ sıfatını kullanarak yapılan ululamalar, oradaki deftere yazılanlar vs., bunlar bir dinin rituelleri/ âyinleri gibidir.. Komünizm de böyleydi, kendisini resmî ideoloji olarak, bir din gibi kabul ettirmeye çalışıyordu, topluma..’ diyordu, özetle.. Son anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle bir çok üniversite rektörünün, kendilerini kanunüstü zannedip, hukuken ’kaos’a vesile olacak şekilde sergiledikleri çarpık anlayış da Mahcubyan’ı doğrulamıyor mu?

Böyle bir laik rejimde, böyle bir üniversite anlayışında nasıl ilim olur, dünya ile ilim ve teknolojide yarışa nasıl girişilebilir? Nitekim, ilmî araştırmalarda kaynak teşkil eden ilmî çalışmalarda, dünyanın ilk 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye’den hiç bir üniversitenin girememiş olması acıdır. Halbuki, bizim halkımız içinde de soy kafalar vardır. Bunu, geçen hafta, Haber7’de Sefer Turan’ın Prof. Fuâd Sezgin’le yaptığı uzuuun mülâkat sırasında da bir kez daha derinden ve acı çekerek hissettim.. Bu vesileyle Turan’a da tebrikler..

Prof. Fuâd Sezgin, dünyada ’bilim tarihçileri’ arasında son derece saygın yeri olan bir zat.. 84 yaşında.. Hâfızâsı maşaallah pırıl-pırıl.. İlginç olan şu ki, 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi’nden sonra, İst. Üni.’deki kürsüsünden koğulmuş.. O da, Almanya’ya gelmiş ve Frankfurt Üni.de karargâh kurmuş ve dev bir ’bilim tarihçisi’ olmuş..

Prof. Sezgin daha sonra, bir gün Ankara’ya gitmiş ve ülkenin idaresine elkoyan ’askerî cunta’ olan Millî Birlik Komitesi üyesi Mehmet Özgüneş’le görüşmüş ve ona, ’Size ve siyasetinize karşıyım. Doğru bir şey yapmanızı da beklemiyorum. Ancak bir doğru iş yaptınız, o da beni üniversiteden atmanız idi..’  demiş..

Gerçekten de öyle.. Atılmamış olsaydı, TC üniversitelerindeki yığınla prof.’tan birisi olacaktı. Almanya’da ise, dünya çapında yüzakımız olan bir isim oldu; laikler görmezlikten gelse de..  

Prof. Sezginin 1,5 saati aşan mülâkatı boyunca söylediklerinden bir seçme yapmak bile zor.. Yine de, onlardan bir demet derleyip sizlere sunmanın faydasız olmayacağını umuyorum:

* Batılılar İslam’ın, müslümanların ’bilim tarihi’ne katkısını bir türlü kabul etmek istemiyorlar. Ancak, bizdeki laikler daha fazla ’reddiye’ci..

*Müslümanlar aşağılık duygusundan; Batı ise, üstünlük duygusundan kurtulmalıdır. Müslümanlar 16. yüzyıla kadar üstündüler ve batılılar ise,10. yüzyıldan itibaren bilgiyi bizden aldılar ve 500 yıl kadar süren bir dönem sonunda bize üstünlük sağlayıp gurura kapıldılar.

*Müslümanlar, dünyanın hem kendi etrafında ve hem de güneş etrafında döndüğünü 10 . yüzyılda biliyorlar, bunu şemalar halinde gösteriyorlardı.. Bunu, Babilonyalılar ve yunanlılar da biliyordu; ama, Batlamyus bilmiyordu. Abdurrahman es’Sufî isimli büyük bir muneccim / astronom göklerdeki sâbit yıldızların haritasını yapmıştı.. Buna, Uluğ Bey’in de katkısı vardır.. 1553’de Taqiyuddin, hareket enerjisini kendisi üreten mekanik bir saat yapmıştır.. Ama, zembereği muhtemelen Avrupalılar yaptı. Daha önceki saatler en fazla yarım saat gösteriyordu.. Dakikaları gösteren ilk saat, 12.yüzyılda müslümanlarca yapıldı..

*Matematik coğrafyanın kurucusunun bir alman; beşeri coğrafyanın kurucusunun da Karl Ritter olduğu sanılır. Ama o, hiç seyahat etmedi ve o bilgileri nereden aldığı da anlaşılamadı.. Halbuki, beşerî coğrafyanın babası, Maqdisî’dir.. (Hicrî -390, miladî-990’larda yaşamış olan) Maqdisî’nin Hindistan’da bulunan bir kitabından alınmadır onun bilgileri; ama, bunu gizlerler. Maqdisî, beşeriyetin gördüğü en büyük coğrafyacı.. Müslüman dünyasının her yerinin haritasını çıkarmış.. Bir alman araştırmacı (…) 1982’de,’O zaman, Avrupa’da sadece İspanya’nın haritası vardı.’ diyor. Çünkü, orada müslümanlar yaşıyordu. Avrupa’nın haritası 1850’den sonra yapıldı. Osmanlılar, enlem-boylamı bilmeden, Anadolu ve hattâ Akdeniz’in haritasını yapıyorlardı. Biz bunları bilmiyoruz. ’Keşf’uz- Zunûn’ ve ’Cihannumâ’ gibi dev eserler yazan Kâtib Çelebi bile bunu farketmeyip, aşağılık duygusuna kapılmış, bunları sadece Avrupalılar bilir zannetmiş.. Halbuki, ihtida edip ’Muhammad İhlasî’ isimli bir fransız Kâtib Çelebi ile tanışıyor, coğrafya kitab ve haritalarını okuyorlar.. Sonra, bunları Mekator isimli bir Hollanda’lı alıyor. Adam, Orta Asya’nın bile haritalarını çizmiş.. Kâtib Çelebi, bunları görünce hayran oluyor ve aşağılık duygusuna kapılıyor. Ben de o haritaların önce Mekator’a aid olduğunu sanmış ve öyle yazılar da yazmıştım. Ama, sonra gördüm ki, bunlar asılları, müslümanlara aid olan haritalar.. Onun için Kâtib Çelebi gözümde küçüldü..

*George Harston, Muhammed Ebu’r-Reyhan el’Birunî için, ’beşeriyetin tanıdığı en büyük beyinlerden..’ der.. (Miladî- 970’lerde Türkistan’da doğan) Birûnî, bize Hind’i tanıtmış ve dünya ile güneş arasındaki mesafeyi bugün differansiyel matematikle hesablanan rakamlara  yakın şekilde hesab etmişti. (Avrupa ise, dünyanın döndüğünü 350 sene öncelerde düşünmeye başladı..) Biz ise, hâlâ, dünyanın öküz boynuzunda olduğu gibi masallarla meşgul ediliyoruz. Müslümanlar, Avrupalıların pusulayı, topu bizden aldıklarını bilmiyorlar, aşağılık duygusuna kapılıyorlar. Ünlü yahudi orientalist/ musteşrik Rosenthal insaflı birisi idi.. ’Eğer, İslam bilimi teşvik etmemiş olsaydı, onun insan hayatına etkisi bu kadar derin olmazdı.’ diyordu..

*Batılılar hayret ediyorlar ve müslümanlar bugün niçin bu kadar geri diyorlar? Prof. Mathias Schramma, kendisine fiziğin yolunu ’İbn Meysem’in açtığını söylerdi.. Müslümanların Hind Okyanusu’nda modern navigasyonun temellerini kurduğunu konuşurdum. Onun matematiği benden kuvvetliydi.. Afrika’yla Sumatra (Endonezya) arasındaki mesafeyi 5 asır önce hesab ediyorlardı. Metodları ilginçti.. Mesafeleri, kuzey ve güneye göre belirler ve hatt-ı ustuvâ’ya (ekvator’a) paralel olmayan mekanların uzaklık hesabını yaparlardı. (Önceleri, ’Arab Bilim Tarihi’ adıyla yazdığım kitabın adı da yanlıştır; onu ’İslam Bilim Tarihi’ diye düzelttim.)

* Din, gerilemenin sebebi değildir.. Ben konuşmalarıma Kur’an’ı karıştırmıyorum. Bu keşiflerin Kur’an’da aranmasına da allerji duyarım. O bir keşif kitabı, kimya- fizik kitabı değildir. Kur’an insana insanı, hayatı öğretir.’

Prof. Fuâd Sezgin beyefendiye bundan sonrasi için de hayırlı ömürler dileyerek..

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim