Tatvan’da “Şehadet Bilinci’’ Semineri Yapıldı

22.02.2013 22:17
Tatvan’da “Şehadet Bilinci’’ Semineri Yapıldı
Özgür-Der Tatvan şubesi tarafından haftalık düzenlenen seminerde, bu hafta Özgür Der Tatvan Şubesinden Sinan Kıranşal vardı.

Sinan KIRANŞAL, ‘’şubat ayı, şehadet ayı ‘’olması nedeniyle katılımcılara ‘’Şehadet Bilinci’’ adlı bir sunum yaptı. Program İsmet YÜZÜGÜLER tarafından okunan Kur’an’ı Kerim ve mealinin okunmasıyla başladı.

KIRANŞAL, Şubat ayı şehadet ayıdır. Çünkü bu mübarek ayda yüzlerce âlim ve dava lideri şehid olmuştur. Bu ayda zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğmeyerek Müslümanların izzet ve şereflerini korumaya çalışan gerçek Müslümanlar, zalimlerin gaddar ve hain mermilerine hedef olmuşlardır. Şubat ayı aynı zamanda bereket ayıdır. Şu halde bu mübarek ayı güzel bir şekilde değerlendirelim. Bu ayda çok önemli ve değerli şahsiyetler şehid edilmişlerdir. dedi. KIRANŞAL, konuşmasına bu ayda şehit olan binlerce müslümanın olduğunu belirterek şu örnekleri verdi.

- Suriye Baas rejimi, Hama katliamında kadın-erkek, çocuk-yaşlı demeden yaklaşık 40 bin Müslüman şehid etti.

-Şapka kanunu çıkarılmadan önce yazdığı bir kitapta 1926'da büyük alim İskilipli Atıf Hoca İstiklal Mahkemesinin verdiği kararla idam edilmiştir. İdam edilmeden önce Atıf hocanın son sözü su olmuştur:

"Zalim ve kafirlerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız."

- Büyük dava adamı ve dava alanında asrin müceddidi İmam Hasan el-Benna 12 Şubat 1949'da gün ortasında Kahire'nin en işlek caddesinde hain kurşunlarla vurularak şehid edildi.

-İslam için bas kaldıran Şeyh Said efendi bu hareketinden dolayı elliye yakin şeyh ve alim arkadaşıyla Diyarbakır’da asılarak idam edildi. Şeyh Said'in hareketi 13 Şubat 1925'te başlamıştır.

-Malcolm X Amerika'da şehid edildi.

- 25 Şubat 1994'de Filistin'in el-Halil kentindeki Halil İbrahim Camii'nde sabah namazı kılan Müslümanların üzerine Yahudi Barush Goldstein tarafından yaylım ateşi açılarak 67 Müslüman şehid edildi.

KIRANŞAL, konuşmasında İslam şuurlu bir tercihle girilmiş yoldur.  Allah bu yola giren kişilerden  , azgınlık şer ve delalete neden olan tağutun yolunu sürdüren zalimlerle mücadele etmelerini istemektedir.

 İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır. (Nisa/76)

Mücadelenin alanı ise hayatın tümünü kapsamaktadır. Mümin birey ve toplumlar itikadı, ibadi, siyasi, ekonomik toplumsal şirkleri ortadan kaldırmakla mükelleftirler.

Bu mücadelede infak,hicret ve gerektiğinde ölmek önemli yol tutar.

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla' diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa /75)

KIRANŞAL, şehadet, şahitlik etmek, İslamın tanığı olmak olduğunu söyledi.Kavram'ın içini Kur'ani tanımlarla doldurmalıyız.Günümüzde Kur’an-ı ve islami olan bu kavramları  İslam aleyhine kullanan kesimlerin olduğunu belirtti.Bu kesimler İslam düşmanı olduğu halde kendi davaları için bu kavramları içini boşaltarak kullanıyorlar.Böylece laiklerin bile kendilerine mal etmeye çalıştıkları şehadet kavramını yeniden Rabbimizin istediği anlamda kullanmalı ve sahip çıkılmalı dedi.

Ş-H-D kökünden masdar olan şehadet; hazır olmak, bilmek, delalet etmek, yemin etmek anlamlarına gelir. Canlı tanıklık anlamına gelen kelime; kapalı gizli kalma, izlenememe, gözetilememe, gaybi olma ifadelerinin tersi bir anlam içeriğine sahiptir. Şehadette olayı yaşamak esastır. Bilgi, inanç, eylem dizgesinin eylem kısmına tekabül eden şahid olma olgusu, Peygamberimizin en bariz özelliklerindendir.

KIRANŞAL, Şahitlik, hayatın çeşitli aşamalarla dolu bir imtihan olduğu bilincini taşımaktır, ,zülmü ortadan kaldırmak,  iman ile zulüm arasındaki zıtlığı derinleştirmeyi malla canla cihadı üstlenen bireylerin toplu eylemliliğidir. dedi.  

İman, şehadetle başlar. Şehadet, ulûhiyet ve rubûbiyette âlemlerin rabbinin birlenmesi, kendisinden başkasına kulluğun inkârı ve buna hayatın bütününde, bedenlerin tüm zerreleriyle tanıklık etmesidir. Şehadet, toplumsal değişimin ve tevhidi gelişimin beslenme kaynağıdır. Zulme karşı başkaldırının, direnişin ve eylemin olduğu yerde şehadet de var demektir. Şehitsiz mücadele olmaz. Mücadeleler, şehitlerin kanları üzerine inşa olurlar. Hareketler, varlıklarını şehadetlere borçludurlar.

Şehadet, Allah için yaşayıp Allah için ölmeyi amaçlayan bir hayatın pratik tezahürüdür Hayatın, bireysel ve toplumsal düzeyde Allah'ın vahdaniyetine somut tanıklığıdır. ilahi vahyin bütün değerler üzerine hükmetmesidir 16/162-163).İslamın en doruktaki tanıkları şehitlerdir. Bu yüzden şehidlere basit bir yaklaşımla "ölüler" demek yasaklanmıştır. (2/154)

 Şehid, İslamın şahitliğini gerekirse kanıyla da üstlenecek bilinçte olan kimsedir.Her şeye rağmen dünyada kalmayı seçenler aşağılık, alçaklık yolunu seçerek susmuş, yaşadıkça ölmüşlerdir. Çünkü diri olmak devinimi olan bir vücuda sahip olmak demek değildir. Asıl diri olanlar, şahid bırakarak değerlerini yaşatanlardır.

Sinan KIRANŞAL,Şehâdet, mutlaka kan ile sonuçlanmaz. Şehid, yatağında bile ölebilir. Nice insan vardır, cephede öldüğü, hatta şehid zannedildiği halde şehid değildir; nice insan da vardır ki, kendisine şehid denilmediği ve dünya ahkâmı yönünden şehid muâmelesi yapılmadığı ve yatağında öldüğü halde, âhiret açısından şehid hükmüne sahip olur. Önemli olan kişinin şehid gibi yaşamasıdır. Bir mü’minin ölüm şekli kadar, belki ondan daha fazla yaşayış şekli önemlidir. Ama, şu bir gerçek ki, hayata şâhid olmaya ve hayatı Allah’ın istekleri doğrultusunda düzenlemeye kalktığımızda da büyük bir ihtimalle şehidlik kapısı açılır. Bu yüzden şehâdeti, şâhid olmak ve şehid olmak şeklinde çift yönlü, ama bir bütün olarak anlamamız gerekir. Nasıl öldüğümüz kadar, nasıl yaşadığımız önemlidir. Biz şuna inanıyoruz ki, şehid gibi yaşadığımız zaman, yatağımızda ölsek bile ölümümüz en az hayatımız kadar bu dine hizmet edecektir. Şehidin, sadece savaşta öldürülen olmadığından dolayı, Allah'ın ahkâmı için, Kur'ân-ı Kerim'in hâkimiyetini sağlama yolunda cihad eden, bu yolda ciddî çabalar harcayan veya en azından bunlara yardım eden müslümanlar, müslümanca bir mücâdele ile geçen hayatları nerede sona ererse ersin şehid sevâbı alacaklardır.dedi.

Sinan KIRANŞAL ,konuşmasına şu ayetlerle devam etti.

"Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah’ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah’ın huzurunda toplanacaksınız." (Al-i İmran, 3/157-158)

"Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında riziklandirilmaktadirlar. Allah’ın lütfünden kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler." (Al-i İmran, 3/169-170)

"Şüphesiz hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpışanların ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu Allah katından bir karşılıktır. Karşılığın en güzel olanı Allah katındadır." (Al-i İmran, 3/195)

"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz." (Bakara, 2/154)

"O halde, dünya hayatini ahiret hayati karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz." (Nisa, 4/74)

 "Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen müminlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O'nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kuran’da vadedilmis olan bir haktir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Su halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İste büyük kurtuluş budur." (Tevbe, 9/111)

 "Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah onları muhakkak güzel bir rızıkla riziklandiracaktir. Şüphesiz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Hacc, 22/58)

Selam olsun, şehidin 'mesaj'ını dinleyip 'davet'ine icabet edene.

Selâm olsun tüm şehidlere, şehid gibi yaşayan ve davasını yaşatan canlı şehidlere,

 Selam olsun,şehâdet duâsı ve hazırlığı yapanlara.

Program soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

 

  • Yorumlar 4
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim