1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Tatvan’da ‘’Mücadele Bilinci ‘’Semineri Yapıldı
Tatvan’da ‘’Mücadele Bilinci ‘’Semineri Yapıldı

Tatvan’da ‘’Mücadele Bilinci ‘’Semineri Yapıldı

Tatvan Özgür-Der şubesinin Cuma günleri düzenlediği bilinç seminerlerinin bu haftaki konusu ‘’Mücadele Bilinci” idi.

A+A-

Özgür Der Genel Başkanı Rıdvan KAYA tarafından sunulan seminer okunan Kur’an-ı Kerim’le başladı.

Rıdvan KAYA’nın Konuşma Özeti

Müslüman olarak hayat içinde temel sorumluluğumuz şahitliktir. Bizler şunu biliyoruz ki bütün sorumluluklar bir takım bedeller ve yaptırımlar gerektirir. Eğer yaşadığınız coğrafyada ya da toplumda bir şeylerin değişmesi için irade ortaya koyuyorsanız mutlaka statükoyu temsil eden güçlerin tepkisiyle, karşı koyuşuyla karşılaşırsınız ve bu karşı koyuş birtakım zorlukları göze almanızı, bedeller ödemenizi zorunlu kılar. Bu Kitab’ın bildirdiği, Resulullah’ın örnekliğinin gösterdiği gerçektir. Ayrıca akıl da kabul eder ki, cahili bir ortamda şahitlik vazifesi üstlenilmişse doğal olarak bir karşıtlık veya muhalefetlik olacaktır. Bu da beraberinde bir mücadele gerçeğini getirecektir.

Sahih bir İslam anlayışı sadece Rabbe teslimiyeti içerirken, diğer taraftan onun dışındaki tüm güçlere karşı olmayı ve reddetme anlayışını da beraberinde gerektirecektir. İşte bizim iman iddiamız bu kabul ve red üzerine kurulmuştur. Rabbimizin emir ve yasaklarına teslimiyet gösterirken diğer yandan rabblık ve ilahlık iddiasında bulunan tüm güçlerin karşısında durmak zorundayız. Onların hakimiyet iddialarını ve dayatmalarını reddetmeyi gerektirecek bir mücadele içinde olmak Müslümanlık iddiamızın zorunlu neticesidir. Bu çerçevede bir çaba ve misyon içinde olanlar doğal olarak gerektiğinde bedel ödemeyi göze almak durumundadırlar.

Çabasız emeksiz hiçbir şey olmayacağı gibi, Rabbin rızasını hedef alan bir hayat da emeksiz, bedelsiz olmaz. Bu bedeller ortama, zamana göre değişebilir. Örneğin bugün Afganistan, Filistin, Suriye gibi beldelerimizde yaşanan mücadeleler ve ödenen bedeller çok daha ağır ve zorludur. Bu ortamlarda kardeşlerimiz çok güç şartlarda mallarıyla  ve canlarıyla mücadele etmekte ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Zulme, küfre, işgale karşı mücadele eden bu kardeşlerimizin direniş azimleri şüphesiz bizler için gurur verici ve aynı zamanda öğreticidir.

Ama bu durum sadece savaş ortamlarında bedel ödendiği anlamına gelmez. Yakın zamanda içinde yaşadığımız ülkede de Müslümanlar birçok alanda ağır bedeller ödemişlerdir. Bu bağlamda örneğin bilhassa tek parti ve darbe dönemlerinde Kemalist ideolojinin tüm dayatmalarına karşı Müslümanların ağır bedeller ödedikleri bir gerçektir. Bununla birlikte cahili ortamda yaşayan Müslümanlar için bu ortamdan kaynaklanan zorluklar, baskılar, kuşatmaların tümüne karşı direnmek başlı başına bir mücadele demektir ve her mücadele bedel demektir.

Şartlara ve zamana göre karşılaşılan zorluklar değişkenlik gösterebilir. Bizler doğal olarak Rabbimizden ağır bedellerle imtihan edilmemeyi isteriz ama karşılaştığımız zorluklar karşısında da yine Rabbimizden bizlere sabır vermesini ve ayaklarımızı dini üzerine sabit kılmasını niyaz ederiz. Elbette Rabbimiz kimin daha iyi kul olduğunu sınamak için bizleri sınava tabii tutar. Bizden önceki nesillerin çektiği sıkıntıları Kur’an’da bizlere hatırlatır.İlahi mücadelenin öncüleri olan peygamberlerin ve ashabının yaşadıklarını bildirir.

Rıdvan KAYA, şartlar ne olursa olsun mücadele edebilmek, Rabbimizin dinine layıkıyla şahitlik edebilmek için birtakım vasıfları taşımamız gerektiğini vurguladı. Dünyevileşme ve tüketim çarkının dişlileri arasında ezilme, yok olma tehlikesine karşı Müslümanlar olarak birlikteliklerimizi güçlendirmek ve birey olmaktan çıkarak cemaat bilinci ve sorumluğunu üstlenmek gerektiğini de değindi.

Rıdvan KAYA, mücadele zemininde karşılaştığımız güçlükleri aşabilmek için de düşünsel alt yapımızı tamamlayacak nitelikli çalışmalar ve okumalar içinde olmamaız gerektiğini vurguladı. Müslümanlar olarak hakkı ve sabrı tavsiye çerçevesinde doğruları yaygınlaştırmakla mükellef olduğumuza göre sahih bir akideye sahip olmamız gerektiğini ve aynı zamanda bir dava bilincine erişmemizin zorunluluk olduğunu belirtti.

Özellikle gençlerimizin hayatı doğru anlamaları ve dikkatli değerlendirmeleri gerektiğini söyleyen Kaya, “bizler ahiret merkezli yaşayan kullarız. Sadece iyi bir eğitim, iyi bir iş, iyi bir eşten ibaret bir gelecek tahayyülü bize yakışmaz. Hayatımızın  merkezine takva ölçüsünü almak durumundayız. Daha iyi yaşamak, dediğimiz şey daha Müslümanca bir hayat anlamına gelmelidir. Tabii ki Rabbimizin verdiği nimetlerden yararlanırız.Ancak bizler bu nimetleri hayatımızın merkezine alırsak yanlış yaparız” diye devam etti.

Rıdvan KAYA, “hayatımızın merkezine dünyayı  değiştirmek ve insanları Allah’ın dinine çağırma çabasını koymalıyız. Bunu yaparken kendimizi iyi yetiştirmeli hiçbir zaman yeterli olmadığımızı bilmeliyiz.Ahlaki olgunluk  içinde mücadele eden olmalı, nefsini öne çıkaran sadece kendini düşünen bireyler olmamalıyız.Dünyevileşmek tehlikesine karşı sürekli uyanık olmalı ama aynı zamanda karamsarlık psikolojisinden de kurtulmalıyız.Hiç bir zaman Rabbimizden umut kesmemeliyiz.Müslümanların yaşantısından  karamsarlık  uzak olmalıdır.Ancak kafirler, Rabbimizin rahmetinde ümit keserler.Bizler hiçbir zaman Allah’ın rahmetinden ve yardımından ümit kesemeyiz.Bu anlamda sürekli Müslümanların eksiklerinden bahsetmek ve konuşmak doğru değildir.Kendimizi geliştirmek için eksikliklerimizi görebiliriz.Ancak bunu yakıcı, eritici bir sorun haline getirmek bize yakışmaz.Bizler gabya inanan insanlarız.Rabbimizin yaptıklarımızın karşılığını hem dünyada hem de ahirette vereceğini unutmamalıyız.Bu perspektifle umut eden ve sahih İslam anlayışıyla bilinçlenen salih kişilikler inşa etmeliyiz. Sözü ve ameli ile tutarlılık gösteren Salihler topluluğunun mensupları olmak için çabalamalıyız” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Program soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

tatvan-20130422-2.jpg

tatvan-20130422-3.jpg

HABERE YORUM KAT