Tatvan’da ‘’İslami Şahsiyetler Bilinci’’ Semineri

12.01.2013 22:53
Tatvan’da ‘’İslami Şahsiyetler Bilinci’’ Semineri
Özgür Der Tatvan şubesi cuma seminerleri devam ediyor.

Bu hafta Özgür-Der Tatvan şubesinden Metin AVA’nın sunduğu seminerde ‘’İslami şahsiyetler bilinci ve Muhammed Abduh’’  konusu vardı.

Metin AVA’nın konuşmasının özeti:

Bugün sahibi olduğumuz değerlerin ve dünyayı okuma perspektifimizin oluşumunda peygamberden bu yana katkıları bulunan İslami ıslah, ihya ve mücadelenin mümtaz şahsiyetlerin öncelikli olarak hatırlanması ve tanıtılması gerektiğine inandık.

Bu şahsiyetlerin bizim anlam dünyamızdaki yeri Vahiy tecrübelerin ortak hakikatlerin ortaya çıkışına ve farklı çağ ve dönemlerde yaşamış olmalarına rağmen vahyin merkezde olduğu bir din algısı, dünya görüşü ve yaşam biçiminin tesisi için ıslah ihya ve tecdid çabalarına güçleri oranında katkı sağlamış olmalarıydı.

 Tarihin bazı dönemlerinde yetişip parlayan simalar vardır. Bu simalar akmakta olan tarih nehrinin yatağına müdahale eder ve sonra da kaybolup giderler.Ancak onların tarih nehrine yaptıkları müdahale nehrin yatağını değiştirir.Artık nehrin başka yöne doğru aktığı görülür.Böyle güçlü etkide bulunup yaşadığı çağa damgasını vuranlar elbette bu gücü kaba kuvvetlerinden almazlar.Bu güç akletme melekesinin doğru bilgi ile birleşmesinden harmanlanmasından ortaya çıkar.Bu güç mutmain olmuş bir kalbin yalnızca ALLAH rızası için atması ile elde edilir.Bu güç sayesinde cahiliye karanlığı yerini Kur’an aydınlığına bırakır.Bu gaye ile cehd ederek ALLAH ‘ın dinini bidat ve hurafelerden temizlemeye gayret ederler.

Tevhidi mücadele tarihinin Hz. Muhammed (s.a.v) kesitine baktığımızda iki alanda yüksek düzeyde bir başarı gözlenmektedir.İlki cahili toplum tevhidi ilkelerin aydınlığına  kavuşturulması ,ikincisi e adalete dayalı iktidarın sınırları genişletilmesidir.Ancak Emevilerin başa geçmesiyle iktidar kirlenmesi yaşanmış,diğer yandan düşünce kirlenmesi meydana gelmişti.Bununla birlikte Kur’ani bilinçle donanmış tevhidi mücadele erleri sapkın iktidarları ‘’ıslah etmeye çalışırken,sapkın düşünceleri de ıslaha yöneldiler.

İşte Mısır'daki tevhidi mücadelenin kurucularından birisi olan Muhammed Abduh, Cemaleddin Afgani'nin coşkulu bir öğrencisi ve ateşli bir takipçisiydi. Abduh, on beş yıllık yakın dostlukları süresinde üstadının derslerini öylesini iyi öğrenmişti ki; onu geçti ve geride daha somut, mühim ve kalıcı bir miras bıraktı. Bu mirası, yazılarında, konferans ve vaazlarında ve de Ezher'de hocalık, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Mısır Baş Müftülüğü gibi zeminlerde oluşturdu.

Muhammed Abduh, on yaşında bir köy okulunda okuma ve yazmayı öğrendikten sonra Kur'an'ı ezberleyebilmesi ve güzel bir şekilde kıraatini öğrenebilmesi için Kur'an hafızı yetiştiren bir okula gönderildi.İki yıl içerisinde her iki görevinin de üstesinden geldi ve 1862'de Tanta'daki Ahmedi Camii Okulu'na gitti. 3,5 yıllık ezbere dayalı bir eğitim sonrasında hocalarının son derece teknik derslerini anlamada büyük güçlükler çekti.Abduh, okulu, tatminkar olmayan öğretim metodları yüzünden cesareti kırık bir biçimde tamamen terketti. Evliliğinden kırk gün sonra Muhammed Abduh, kendisini hayal kırıklığına uğratan eski okuluna dönmesi için babası tarafından zorlandı. Okula dönmek üzere köyünden ayrıldığında cesareti kırılmış olan bu genç okul kaçağı, babasının isteğine itaat etmedi ve akrabalarının . yanına gitti. Orada büyük amcası Şeyh Derviş onun hocası oldu ve onda dinî ilimlere karşı doymak bilmez bir iştah ve tasavvufa karşı yoğun bir ilgi yarattı. 1865'te Abduh, Tanta'daki okula bu kez hayli motive olmuş ve dini eğitim almak için çok istekli bir biçimde döndü. Ancak yarım yıl geçmişti ki, Abduh Kahire'deki dünyaca meşhur İslamî bir kurum olan Ezher'de öğrenim görmek için sabırsızlanmaya başladı. Sonraki dört yıl boyunca orada eğitim gördü.  Abduh, 1871'de böyle bir ruhi esriklik haleti içinde büyük amcasına periyodik ziyaretlerinden birisi için gittiği zaman, hocası ondaki değişikliğe şahit olduğunda şaşırmış ve onu tedricen daha normal bir yaşam tarzına geri getirmeye karar vermişti. 

Abduh'u sufiliğin mistik ve pasif dünyasındaki istiğraktan sıyırıp, İslam toplumlarının ıslahı ve İslam'ın yeniden yorumlanmasıyla ilgili aktif ve pratik meşguliyetlere sokan, alim, zeki ve siyasi olarak atak birisi olan Afgani ile 1871'de başlayan yakın arkadaşlığı oldu. Sözgelimi 1874'te gazete ve dergilere makaleler yazmaya başladı ve 1876'ya gelindiğinde yayınlanmış iki kitabı vardı. Yazılarında, geleneksel ulemanın İslam kelamı ve fıkhı konusundaki usulperest ve dogmatikliğinin eleştirisi görülür. O aynı zamanda sürekli olarak, modern bilimlerin öğretimine ve Batı'nın gelişim sebeplerini anlamaya duyulan gereksinimi vurguladı. Çünkü müslümanlar geçmiş başarılarla yaşamaya devam edemezler. Yapmak zorunda oldukları şey dramatik bir biçimde değişen geçmişi, kendilerine daha iyi bir gelecek kurmak için şimdiye uyarlamalarıydı.

 1880'den itibaren 2 yıl el-Vekayii'l-Mısriyye'n'in üç editöründen birisi olarak çalıştı. Fakat 1882'de Urabi Paşa önderliğinde Mısır'daki ingiliz ve Fransız nüfuzuna karşı başarısızlıkla sonuçlanan milli ayaklanmaya karıştığı şüphesiyle Mısır'dan uzaklaştırıldı ve sürgüne gönderildi. Suriye ve Lübnan'da bir müddet kaldıktan sonra Abduh, 1884'te Afgani tarafından kendisine katılması için Paris'e çağrıldı. Aynı yıl, anti-emperyalizm, İslam milliyetçiliği, İslam modernizmi, panislamizm vb. konularda ses getiren yayınlar yapan Urvetu'l-Vuska adlı derginin yayınına başladılar. Gazetenin yayını yasaklandığında ve Afgani 1885'te Paris'ten sınır dışı edildiğinde, Abduh, aktif bir şekilde ders vermeye ve yazmaya başladığı Beyrut'a döndü. Mısır'dan zorunlu olarak uzak kaldığı dönem zarfında (1882-1888), Avrupa'da, daha önce kitaplarda okuduğu ikbal ve inkişafı bizzat görme imkanını elde ettiği seyahatler yapma fırsatı buldu.

 On yıl sonra İslam konusundaki mutedil ve yenilikçi fikirlerinden ötürü o kadar popüler olmuştu ki, Mısır Baş Müftülüğü'ne ve de daimi olarak Yasama Meclisi üyeliğine, atandı. Ölümünden önce gücünün zirvesine ulaştığı çok etkin ve üretken altı yıl süreyle bu görevlerde kaldı.Abduh'un İslami İslahat hareketi için tavsiye ettiği müslüman modernistlerce sürdürülen program dört ana başlık altında özetlenebilir:

a) İslam'ın hızla yayıldığı mutantan günlerine dönüş için Kur'an ve hadis öğretimi;

b) İslami öğretinin modern düşünce ve çağdaş bilginin ışığında yeniden yorumlanması ve yeniden biçimlendirilmesi [reformulation];

c) Mısır'daki yüksek eğitimin ıslahı;

d) İslam'ın Batı nüfuzuna ve Hıristiyan saldırısına karşı savunusu.

Mısırlıları Usulü'd-Din konusunda düşündürebilmek için Abduh, Kur'an tefsiri yazmak gibi bir görevi deruhte etti.' Öldüğünde tamamlanmamış bir halde bulunan, fakat sonradan talebesi Reşid Rıza tarafından ikmal edilen Kur'an tefsirinde Abduh, hür [liberal], aklî [rational], yenilikçi [modernist] bir yönelimi benimsedi.

Abduh, Mısırlılar'dan, sadece klasik Arapça, fıkıh ve kelam eserlerini çalışmalarını istemiyordu. O, aynı zamanda Batı'nın dinamik gelişimini etkileyen sebepleri anlayabilmek için' modern bilimlerin ve Avrupa'daki dini gelişmelerin tarihinin de bilinmesini arzuluyordu. Bu noktayı pekiştirmek için yazılarında ve konferanslarında temel İslamî kavramlarla müsbet ve faydalı Batılı fikir ve ideallerinin yaratıcı bir sentezini ortaya koymaya çalıştı. O, bu yolla, hem Mısırlı aydınların çoğunun dindar, samimi müslümanlar olarak kalabilmelerini, hem de Batı'nın onlara sunabileceği en iyi şeyi kabul edip ayarlayabilmelerini sağladı. . O ve onun eserleri ilk elde toplumsal ve siyasal ıslahatçılar için bir silah, bir kalkan oluşturuyordu ve halen oluşturmaya devam etmektedir. Islahatçılar onun nüfuzu sayesinde, önceden haberdar olunmayan yeni fikirlerini götürdükleri insanlar nezdinde kabul görüyorlardı, ikinci olarak, geleneksel bilgi ile Batı'nın sunduğu yeni akılcılık arasında gitgide büyümekte olan uçurumu geçici de olsa kapatmaya çalışmış ve Batı üniversitelerinde eğitim gören, önceleri inancını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan müslüman öğrencilerin öğrenimlerini tedirgin olmaksızın, suçlamalara maruz kalmadan sürdürmelerini mümkün kılmıştır.

1898'de Abduh, Menar adlı aylık bir dergi yayınlayan öğrencisi Reşid Rıza'ya yardım etti ve bir süre sonra dergiyi beraber çıkarmaya başladılar. Bu derginin hakim teması, anlaşılacağı üzere, onun tüm hayatının nihai hedefini oluşturan İslam'ın yeniden yorumlanması/ihyası ve İslam toplumunun ıslahı idi. Nitekim Menar dergisi bir süre onun İslam hakkındaki liberal (hür) ve modernist (yenilikçi) görüşlerini yaymada en önemli araç haline geldi.

Muhammed Abduh, Afgani'den edindiği fikirlerinin pek çoğunu ilerletmesine rağmen, bunları, üstadından daha mutedil, düzenli, etkili ve üretken bir tarzda ortaya koydu. Mısır'da gerçekleştirdiği İslami ıslahatlar, dinin, hızla değişen bir dünyaya intibak edebilmesini ve bu cazip mesajın İslam dünyasının diğer yörelerine ulaşmasını sağladı. Böylelikle Abduh, üstadı Afgani ile birlikte İslam modernizminin ebeveyninden birisi olma sıfatını hak etmiş oluyordu.

1905 yılında İskendiriyye’de vefat eden Muhammed Abduh,düşüncesi ve mücadelesiyle gerek Mısırda gerekse tüm İslam dünyasında birçok alanda etkili olmuştur.

Program sorunların cevaplandırılmasıyla sona erdi. 

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim