1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Tatvan'da "Ahlâk Bilinci" Semineri
Tatvan'da "Ahlâk Bilinci" Semineri

Tatvan'da "Ahlâk Bilinci" Semineri

Tatvan Meryem-Der'de bayanlara yönelik aylık seminerlerin altıncısı dernek salonunda gerçekleştirildi.

A+A-

Tatvan Meryem-der bayanlara yönelik aylık seminerlerinin altıncısını Muş Özgür-der üniversite gençliğinin katılımıyla gerçekleştirdi.

Seminer, Fatma MALKOÇ un moderatörlüğü ve Zeynep YARBA’nın kuranı kerim tilavetiyle başlayıp Zehra TOPRAK’ın sunumuyla devam etti.

TOPRAK sunumuna kendi nefsini de baz alarak;

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneği) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.”(Şems/7-9) ayetiyle başladı. Devamın da;

Rabbimiz bu ayetiyle dolaylı olarak ahlakı tanımlamıştır. Ahlak arınmaktır. Nelerden arınmaktır? Kötü düşüncelerden kötü davranışlardan arınmaktır. Kötü düşüncelerden uzaklaşalım ki bu bizim davranışlarımıza da sirayet etsin. Zira davranışlar düşüncelerle şekillenir.

Bozulmamış fıtrattan gelen her şey güzel ahlak’a örnektir. Yani ahlak bozulmamış fıtrattan gelenlerin eyleme dönüşmüş halidir. Bizim için güzel ahlaka örnek olacak şahsiyet olmak şarttır. Güzel ahlaka en güzel örnek Resulullah (s.a.v.) dır. Allah Kuranı Kerim’de Peygamberini “Ve elbette sen güzel bir ahlak üzeresin”(Kalem/4) diye nitelerken başka bir ayette “Peygamberde sizler için güzel örnekler vardır”(Ahzap/21) diyerek peygamberin müminler için en güzel örnek olduğunu ortaya koymuştur. Ve Hz Aişe O’nun ahlakının Kuran olduğunu da rivayet etmiştir. Konuyu toparlarsak ahlakın; İslam’ın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak olması halidir. Diye tanımlayabiliriz.

Peygamberin tavsiyesi şöyledir: “Ahlakınızı güzelleştiriniz” ve “Bir insan iyilik yaptığın da sevinç, kötülük yatığın da üzüntü duyabiliyorsa o gerçekten iman etmiştir.”

-Ahlak konusuna dahil biz insanların bazı kalbi hastalıkları ve onların tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bunları tespit edersek ahlakımızı güzelleştirebiliriz.

1-Yalan söylemeye karşılık güvenilir olmak:

Efendimiz güvenilirdi çünkü hiç yalan söylememişti. Düşmanları bile eşyalarını ona emanet ederdi. Şu olay da güvenirliğe örnektir;

Mekkelilere size şu dağın arkasın da ordular gelecek desem bana inanır mısınız? Mekkeliler: “Evet inanırız dediler çünkü senin daha önce yalan söylediğine şahit olmadık.”

Resullah’a peygamberlikten önce El-emin sıfatını vermişlerdi. Bizlerde müminler olarak güvenirliliğimize halel getirmemeliyiz, dostlarımız kadar düşmanlarımız da bizlerden emin olsunlar.

2-Riyaya karşı ihlaslı olmak:

İhlas riyanın zıddıdır. İhlas; Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmektir. Riya ise yaptığı şeyleri “ne iyi insan- ne iyi işler yapıyor” desinler diye yapmaktır samimiyetsiz biçimde gösteriş yapmak demektir. Nitekim ayeti kerime de “Bunlar mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allaha ve ahret gününe inanmayan kimseledir. Şeytan kimin arkadaşı olursa o ne kötü arkadaştır”(Nisa/38) işte riya amelleri böyle boşa çıkarır.

3-Kibre karşılık mütevazi olmak:

İnsanları en kötü duruma düşüren hastalıklardan biride kibirdir. Peki kibrin atası kimdir? Tabi ki de şeytandır Yani Allahın dininden herhangi bir kurala-yasaya-amele kibirle yaklaşmak farklı bakmak şeytani tavırlardır. Kibrimiz bizi buna sürüklememeli

Tevazu ise bunun zıddıdır. Müslüman olsun olmasın tevazu herkese yakışandır. Müslüman’ın olmazsa olmazlarından olmalıdır. Kaşımız, gözümüz, mallımız, makamımız ve mevkimiz, Soyumuz, ırkımız bizim tercihlerimiz değildir ki bununla kibirlenelim.Allahın verdiği akılla ailelerimizin sunduğu imkanlar dahilinde bize makam ve mevki getirdi diye bu hep böyle kalacak sananlar ve ben yaptım diyenler karunun –belamın sünnetine tabidir.

4-Gıybete karşılık mert olabilmek :

Gıybet mertliğin zıddıdır. Kardeşinin olmadığı bir ortamda gıyabın da onun çekiştirilmesi, aleyhinde konuşması çok kolaydır. Söylemesi cesaret gerektirir. Gıybet sevginin de katilidir. Çünkü çekiştirilen insan ile arasındaki saygı zarar görür. Rabbimiz kuranı kerim de şöyle buyurur: “Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının.(Hucarat-12)”

5-Hasede karşılık kardeşlik:

İnsanı içten içe kemiren iç huzurunu bozan hased yani kıskançlıktır. Kuranı kerim de Hz Yusuf’un kardeşlerinden bahs ederken: “And olsun ki Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ibretler vardır kardeşleri dediler ki; biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. Yusuf’u öldürün veya onu bir yere attın ki babanız sadece size yönelsin.”(Yusuf/7-8-9) ayet kıskançlık duygularının gözleri kör ettiğinin vicdanı nasıl bastırdığını ve kötülüğe yönlendirdiğini anlatıyor.

Kardeş olmak ise kişinin kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemesi durumudur. Bir hadisi şerife göre “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzer vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlarda bu sebeple hasta olur.”

6-Suizan’a karşılık hüsnü zan:

Rabbimiz “Ey iman edenler zandan çok kaçının; çünkü zan’ın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın.”  Diye buyurmaktadır. Müslüman kardeşi hakkında iyi niyet beslemelidir. Zira fitne ancak böyle bir tutumla giderilebilir.

7-Cimriliğe karşı cömert olmak:

Yine konuya dair Rabbimizin tavsiyesi: ”Elli sıkı olma, büsbütün eli açık olma sonra kınanır ve çaresiz kalırsın(İsra/29) ayetiyle tam manasıyla ölçü koymuştur. Mallın israfını da hesapsızca çarçur edilmesini de önlemiştir.

8-Sabırla direnmeye karşılık durumu kanıksamak:

Sabır direnmekle aynı anlamdadır ve izzetli olmaktır. Başımıza gelen olumsuz bir durumu kanıksamak ise yılgınlıktır. Bunu Rabbimiz şöyle ifade eder. “Calut ve ordusuna karşı savaş meydana çıktıkları zaman da şöyle dediler; Ey Rabbimiz üzerime sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım.”(Bakara/250) bu ayetle anlıyoruz ki sabır izzetin göstergesidir çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

9-Kaba olmaya karşılık yumuşak huylu olmak:

Yine sözlerin en güzellini Rabbimiz ifade etmiş; “Allahtan bir rahmet üzere onlara yumuşak davrandın eğer kaba,katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılıp giderlerdir.”  Ama şunu göz ardı etmemeliyiz ki yumuşak olmak ilkelerimizden taviz vermek demek değildir. Sadece insanı ilişkilerimiz de merhametli davranmaktır.

10- Başına buyruk olmaya karşılık dayanışma halin de olmak:

Şöyle ki bildiğimiz üzere müminler işlerini aralarında istişareyle yani danışarak yürütürler Müslüman olmanın ahlaki özelliklerinden biri de işleri kendi araların da istişare yoluyla halletmeleridir. Müslüman başına buyruk hareket edemez. Bu konu da en güzel örnekliği peygamberimiz ortaya koymuştur. Savaş ve barış gibi toplumu ilgilendiren konularda hüküm yoksa ashabıyla istişare ederek karara varırlardı. Örneğin; uhud gazvesin de şehri içerde savunma ya da dışarı çıkıp savaşma konusun da istişare etmiştir öyle ki kedisi şehri savunmak istemesine rağmen savaşmak konusun da ashabına tabi olmuştur.

11- utanmazlığa karşılık iffeti kuşanmak:

Bu konu da Nahl süresinin 90. Ayetin de “Hiç şüphe yok ki Allah adil davranmayı iyilik yapmayı ve yakınlara karşı cömert olmayı emrede ve her türlü utanç verici hayasızlığı selim aklı ve sağ duyuya aykırı çirkinliği ve sınırları hiçe sayar taşkınlık ve azgınlığı yasaklar.(size bu öğütleri veriri ki sorumluluklarınızı aklınız da tutabilesiniz). Bizler için en güzel örnek Hz Meryem dir.

12- Enaniyete karşılık öz eleştiri:

Hz Ömer (r.a.) in sözü çok vecihtir: “Hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekiniz, amelleriniz mizan da tartılmadan önce siz onları mizan da tartınız. Allah’a arz olunacağınız büyük hesap günü kendinizi Salih amellerinizle süsleyiniz. Şüphesiz kendilerini dünya da hesaba çekenler için ahret hesabı kolay olacaktır.” Bu rivayet nefsin böbürlenmesine karşılık sürekli bir özeleştiri halin de olmamızı gerektiğini ifade eder. Ahlakın güzelleşmesi kişinin kendisinin eleştirmesiyle mümkün olur.

13-Tamahkar olmaya karşılık kanaatkar olmak:

Tamahkarlık fakirliktir kanaatkar olmak servettir. Tamahkar olmanın ilacı şükrü artırmaktır. “aza kanaat etmeye çoğu bulamaz” sözü bu konuyu destekler. Ayeti kerime de belirtildiği gibi “Sayısız imkan ve fırsatları önünde serdiğim halde sonra daha artıramam için tamah eder. Hayır cünkü o ayetlerimize karşı inatçıdır”(Müdessir/11-16)

14-Atalete karşılık çalışkan olmak:

Ayetin tabiriyle: “insan için ancak çalıştığı kadarı vardır” ve Hz Ali’nin dediği gibi: İki günü birbirine eşit olan ziyandadır. Müslüman karınca misali sürekli aktif ve hareketli olmak durumundadır. Gelişmek,düşünmek ve dönüştürmeyi prensip edinmelidir. Pasif edilgen ve duyarsız olmamalıdır. İbrahim b. Etem’in sözü manidardır; bugün sana eğer ağır gelen amel hangisi ise yarın terazi de en ağır basacak olan odur. Ayrıca mümin iman gibi müthiş iddiasını ameliyle ispatlamak zorundadır. Ali-İmran 195. Ayet aklımıza gelir ve der ki “Ben erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkaranlar, yolun da eziyet görenler, savaşanlar öldürülenlerinde and olsun günahlarını elbette örteceğim”  şeklin de gerçekleştirilip sonuç itibarıyla

Hayatın her alanın da yapılan bir bütünlük arzeder. Bu bütünlük ahlakı oluşturur dedikten sonra Fatma MALKOÇ’un Ali Şeriati’nin duasını okumasıyla seminer sonlandırıldı.

img-20160514-wa0014.jpg

HABERE YORUM KAT